Ev İşçileri Günü

Ev işçiliğini gerçek ve değerli bir iş olarak tanımlamanın zamanıdır

ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan, Ev İşçileri Günü vesilesiyle, ev işçilerini korumasız bırakan yasal ve politik boşlukları kapatmak için cesur ve gerekli bir adım olarak C189'un onaylanması çağrısında bulunuyor.

16 Haziran 2025

İçerik ayrıca şu dillerde de mevcuttur: English
© ILO / Kıvanç Özvardar Bahar
© ILO / Kıvanç Özvardar Bahar
Yasser Hassan, ILO Türkiye Ofisi Direktörü

TBugün, Ev İşçileri Günü'nde, ILO'nun 189 No’lu Sözleşmesi'nin (Ev İşçileri Sözleşmesi, 2011) kabul edilişinin 14. yıl dönümünü kutluyoruz. Bu, ev işçiliğini gerçek ve değerli bir iş olarak resmen tanıyan ilk uluslararası çalışma standardı oldu. Sessizce ve ısrarla her gün bakım hizmeti sunan milyonlara ses ve görünürlük kazandıran bir dönüm noktasıydı. Ancak, aradan 14 yıl geçmesine rağmen, hâlâ çok sayıda ev işçisi emek piyasalarımızda ve kamu politikalarında görünmez olmaya devam ediyor.

Ev işi her zamankinden daha hayati bir öneme sahip. Ev işi, evlerimizi—ve toplumumuzu—ayakta tutan saatlik, günlük ve çoğu zaman görünmeyen bir emektir. Kriz zamanlarında, toplumları bir arada tutan bu bakım emeğidir. Ancak ekonomik şoklar, pandemiler, iklim felaketleri ve jeopolitik çatışmalarla tanımlanan bir dünyada, bakım sağlayanlar çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Türkiye’de son yıllarda, COVID-19 pandemisi, yıkıcı depremler ve artan yaşam maliyeti krizi gibi büyük sarsıntılar yaşandı. Bu krizler kamu sistemlerini zorladı ve toplumun tüm kesimlerini derinden etkiledi. Ancak en çok etkilenenler arasında ev işçileri yer aldı.Çoğu, yüksek orandaki kayıt dışı çalışma koşulları nedeniyle kriz müdahale politikaları, sosyal koruma ve iyileşme önlemleri dışında bırakıldı.

ILO destekli rapora (Güler, 2022) göre, Türkiye’de ev işçilerinin yüzde 91’inden fazlası kayıt dışı çalışıyor. Bu kişilerin çoğu sözleşmesiz, asgari ücret güvencesi olmadan, düzenlenmiş çalışma saatlerinden yoksun ve sosyal güvenlik haklarına erişimi olmayan koşullarda çalışıyor. Pandemi sırasında birçokları işlerini bir gecede kaybetti. Özellikle evde yaşayan işçiler daha uzun saatler çalışmak, artan sorumluluklar üstlenmek ve sağlık risklerine daha fazla maruz kalmak zorunda kaldı.Çoğu zaman yeterli koruma ya da dinlenme hakkı olmadan.

Gelir güvencesinin ötesinde, ev işçileri kendileri ve aileleri için barınma, sağlık hizmetleri ve gıda gibi temel hizmetlere erişimde zorluk yaşıyor. Ancak, daha iyi bir seçenekleri olmadığı için bakım hizmeti sunmaya devam ettiler. Her gün kalkıp temizlik yaptılar, yemek pişirdiler, çocuklara ve yaşlılara baktılar. Çoğu zaman destek verdikleri insanları kendi aileleri gibi gördüler. Sessiz dirençleri ve sarsılmaz bağlılıkları, kendi ihtiyaçları karşılanmasa bile sayısız haneyi ayakta tuttu.

Ev işini artık özel, bireysel bir düzenleme olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Bu, toplumsal direncimizin dokusunda temel bir ipliktir. Ev işçiliği dahil olmak üzere bakım emeği, krizlere karşı dayanıklılık inşa etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve toplumsal refahı güvence altına almak için elzemdir. Ancak Türkiye’de, başkalarının insan onuruna yaraşır koşullarda çalışabilmesini sağlayan ev işçileri—büyük oranda kadınlar—iş gücünün en az korunan ve en düşük ücretli kesimini oluşturuyor. Temel ve evrensel çalışma haklarına erişimleri de en düşük seviyede.

Bu durum değişmeli. Türkiye’nin, başkalarına bakanları korumak için anlamlı adımlar atma zamanı gelmiştir. ILO’nun 189 No’lu Sözleşmesi’nin onaylanması, ulusal politikaların uluslararası çalışma standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi yolunda hayati bir adımdır. Ev işçilerinin adil ücret, güvenli çalışma koşulları ve sosyal koruma hakkına sahip hak sahibi işçiler olarak tanınmasını sağlayacaktır. Türkiye artık harekete geçmeli.C189’un onaylanması, ev işçilerini korumasız bırakan yasal ve politik boşlukları kapatmak için cesur ve gerekli bir adım olacaktır.

Adil ücret, yazılı sözleşmeler ve kapsamlı sosyal koruma için yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Sendikaların ve sivil toplumun ev işçilerini örgütleme çabaları hayati önemde. İşverenler, insanların çalıştığı evlerin güvenli, adil ve saygılı ortamlar olmasını sağlayabilir. Ayrıcatoplum olarak, bakımın değerini yeniden tanımlamalıyız.Bu sektörü hayati olarak tanımak, bakım sistemlerine yatırım yapmak, herkes için eşit hizmet erişimini güvence altına almak ve bakım hizmetlerini temel bir hak olarak korumak gerekir. Bu, aynı zamanda bakım işçilerinin ve bakım alanların seslerini dinlemeyi ve onları karar alma süreçlerine dahil etmeyi de kapsar.

Bakım ekonomisine yatırım yapmak akıllı ve stratejik bir politika tercihidir. Daha güçlü, daha kapsayıcı ekonomiler inşa eder. Krizlere karşı direncimizi artırır. Zor zamanlarda bizi ayakta tutanların, yani ev işçilerinin kendilerinin de onurlu bir şekilde desteklenmesini, haklara ve korunmaya sahip olmasını sağlar.

Bu Ev İşçileri Günü'nde, artık yalnızca takdir etmekle kalmayıp harekete geçelim. Ev işçileri için insana yakışır çalışma yolculuğu evlerimizde başlar.Ancak, yasalarımızda, kurumlarımızda ve ulusal taahhütlerimizde cesur reformlara uzanmalıdır.