16 günlük aktivizm
Toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı 16 günlük aktivizm: Değişim için küresel bir hareket
25 Kasım 2024
Her yıl 25 Kasım ile 10 Aralık arasında, dünya genelinde Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm kampanyası gerçekleştirilir. Bu kampanya, kadınlar ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddeti sona erdirmek için farkındalık yaratmayı ve harekete geçirmeyi amaçlar.
Bu tarihler, dünya genelinde önemli dönüm noktalarıyla örtüşecek şekilde özenle belirlenmiştir:25 Kasım, Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nü işaret ederken, 10 Aralık ise 1948'de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabul edildiği İnsan Hakları Günü'dür.
2008 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, 2030’a kadar devam edecek olan Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddeti Sonlandırmak için Birleşin (UNITE) kampanyasını başlattı; bu kampanya, 16 Günlük Aktivizm ile paralel olarak yürütülmektedir. Kampanyanın amacı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve şiddetin her türlü biçiminin, hem evde hem de iş yerinde, ortadan kaldırılmasına yönelik küresel bir platform oluşturmaktır. Kampanya, kadınlara yönelik şiddetin sadece özel bir mesele değil, aynı zamanda sistemik değişim gerektiren yaygın bir toplumsal sorun olduğunu hatırlatan güçlü bir araçtır.
2024'ün Teması: Şimdi Harekete Geçme Zamanı
Bu yıl, UNITE kampanyası, "Her 11 Dakikada bir kadın öldürülüyor" ve "Kadına Yönelik Şiddeti Sona Erdirmek İçin BİRLEŞ" temasıyla, kadınlara yönelik şiddetin endişe verici bir şekilde arttığına dikkat çekiyor.
Kadına yönelik şiddetle mücadele çabaları, her kadının ve erkeğin hakları ve onuru için süregelen bir mücadeledir. Araştırmalar ve veriler, şiddetin korkutucu yaygınlığını göstermeye devam etmekte, dünya genelinde her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddet deneyimlemekte ve çoğu zaman bu şiddet, yakın bir partner tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu rakamlar bize potansiyelleri şiddet ve ayrımcılıkla engellenen kadınların yaşamlarını ve gerçekleri gözler önüne sermektedir.
ILO 190 Sayılı Sözleşme: İşyerinde Şiddet ve Tacizle Mücadelede Etkili Bir Araç
Bu bağlamda, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de dahil olmak üzere şiddet ve tacizi önlemek için küresel standartlar belirlemede kritik bir rol oynamaktadır. 2019 yılında kabul edilen ILO Sözleşmesi No.190 (C.190), çalışma hayatında şiddet ve tacizi ortadan kaldırmaya yönelik küresel standartlar belirleyen ilk Sözleşmedir ve bu sorunlarla mücadelede küresel çabanın önemli bir parçasıdır.
C190 ve ona eşlik eden 206 sayılı Tavsiye Kararı, ülkelere işyerinde şiddetin her türünü ele alan politikaların uygulanması için kapsamlı bir çerçeve sunmakta ve güvenli ve insana yakışır iş ortamlarının oluşturulması için işçiler, işverenler ve hükümetlere kılavuz ilkeler sunmaktadır.
Sözleşme, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, farklı ayrımcılık biçimleri ve eşitsiz toplumsal cinsiyete dayalı güç ilişkileri gibi temel nedenleri ve risk faktörlerini dikkate alarak, bu sorunları ele alacak kapsayıcı, bütünsel ve toplumsal cinsiyete duyarlı önlemlerin hayata geçirilmesini talep etmektedir.
Türkiye'de Şiddet ve Tacizle Mücadele
Son yıllarda ILO Türkiye Ofisi, tüm paydaşları ile işbirliği içinde, çalışma hayatında şiddet ve tacizin ortadan kaldırılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda, ILO’nun 190 sayılı şiddet ve taciz sözleşmesinin onaylanması ve Sözleşmenin ortaya koyduğu ilke ve standartların hayata geçmesi için araştırma, eğitim, bilgi ve farkındalık artırma, veriye dayalı politaka önerileri geliştirme ve savunuculuk çalışmaları yapmaktadır.
Bu süreçte ILO Türkiye Ofisi, yürütülen eğitim çalışmaları ile tekstilden metal sektörüne kadar farklı sektörlerde çalışan yaklaşık 10.000 kişiye ulaşarak çalışma hayatında şiddete sıfır tolerans kültürünün oluşmasına katkıda bulundu.
Bu çabaların sonucunda, Türkiye’nin önde gelen otomotiv şirketlerinden KARSAN OTOMOTİV, ILO C190 ile uyumlu iş yeri politika belgelerini geliştirmiş ve bu, küresel ölçekte bir ilki temsil etmiştir. Ayrıca, BOYNER, ISUZU ve INDITEX’in tedarik zincirinde yer alan pek çok şirket de bu öncü adımı hazırladıkları “Şiddere Sıfır Tolerans Politkaları” ile daha da ileri taşımaktadır.
Öte yandan, ILO Türkiye Ofisi’nin sosyal taraflara yönelik kapsamlı eğitim, araştırma, bilgilendirme çalışmaları neticesinde, işçi sendikaları ve konfederasyonları hem kendi örgütlerine hem de örgütlü oldukları işyerlerine yönelik şiddete sıfır tolerans politikalarını ilan etmiş, toplu iş sözleşmeleri ile bu taahhütlerin hayata geçmesi için son derece önemli adımlar atmıştır. Ayrıca bazı belediyeler ve sivil toplum kuruluşları, C190 ile uyumlu kendi politikalarını geliştirmeyi taahhüt etmiştir.
ILO Türkiye Ofisi’nin, tüm paydaşlarının katılım ve katkıları ile “Şiddete Sıfır Tolerans” kültürünün gelişmesine yönelik gerçekleştirdiği tüm bu çabalar, işyerinde şiddet ve tacizle mücadele edilmesi gerektiğine dair güçlü bir kamuoyu da oluşturmuştur.
ILO Türkiye Ofisi'nin Araştırması: Harekete Geçmek için Bir Uyarı Çağrısı
ILO Tükiye Ofisi ayrıca Özyeğin Üniversitesi ile birlikte 2024 yılında toplumsal cinsiyete dayalı şiddet başta olmak üzere işyerinde şiddet, taciz ve ayrımcılığın yaygınlığına odaklanan İşyerinde Şiddet ve Taciz Algıları ve Deneyimleri Araştırması’nı yürütmüştür.
Politika ve programların geliştirilmesi için faydalı bir rehber niteliği taşıyan bulgular endişe vericidir. Araştırmaya göre, işyerinde şiddet ve taciz, çeşitli sektörlerde hem erkekleri hem de kadınları etkileyen yaygın sorunlardır ve misilleme korkusu ya da mevcut destek sistemlerinin yetersizliği nedeniyle genellikle bildirilmemektedir.
Çalışma ayrıca, tüm şiddet türlerinde algılanan ve gerçekleşen şiddet arasında önemli bir fark olduğunu ve bunun da işyeri şiddetine ilişkin genel bir farkındalık eksikliğine işaret ettiğini ortaya koymuştur. Örneğin, psikolojik şiddet, erkek meslektaşlarına ve yönetici olmayan pozisyonlardaki kadınlara kıyasla yönetici rolündeki kadınları orantısız bir şekilde etkilerken, cinsel şiddet kadınlar için özellikle yaygın olmaya devam etmektedir; her dört kadından biri çalışma hayatları boyunca en az bir kez cinsel şiddete maruz kaldığını bildirmiştir ve bu oran erkeklerin bildirdiği oranın iki katıdır.
Cinsiyete dayalı ayrımcılık da bir diğer önemli endişe kaynağı olup, görüşülen kişilerin beşte biri ayrımcılığın hedefi olduğunu bildirmiştir.
Bu rakamlar, işyerlerinin sadece üretken değil aynı zamanda başta kadınlar olmak üzere tüm çalışanlar için güvenli alanlar olmasını sağlayacak sistemik reformlara duyulan acil ihtiyacı vurgulamakta ve anlamlı bir değişim için bizi yeniden düşünmeye ve kararlı adımlar atmaya sevk etmektedir.
Güvenli, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı İş Yerleri İnşa Etmek İçin : Kanıta Dayalı Politika Önerileri
Türkiye, iş yerinde şiddet ve tacizi ele almak ve azaltmak için daha fazlasını yapmaya devam etmelidir.
Politika yapıcılar, çalışanları işyerinde şiddet ve tacizden korumak için sağlam bir yasal çerçeve oluşturmak üzere 190 sayılı ILO Sözleşmesini onaylamaya teşvik edilmelidir. Bu, işyerlerindeki mevcut şiddet önleme sistemlerinin etkinliğinin değerlendirilmesinin ve geliştirilmesinin önünü açacaktır.
Aciliyet taşıyan bir diğer politika adımı ise, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkelerini kurumsal yapılara, politikalara ve programlara entegre eden toplumsal cinsiyete duyarlı işyeri uygulamalarının hayata geçirilmesidir.
İşverenler, çalışanların misilleme korkusu olmadan şiddet veya taciz olaylarını bildirebilecekleri güvenli ve destekleyici bir ortamın yaratılmasında kilit bir rol oynamaktadır ve işyeri şiddetine karşı sıfır tolerans politikasının benimsenmesi, önleyici tedbirlerin ve müdahale programlarının uygulamaya konulması esastır.
İşçi örgütleri, işyerinde şiddet ve ayrımcılığın önlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. ILO araştırması, sendika üyeliğinin işçilere, özellikle cinsel şiddet ve ayrımcılıkla ilgili olarak, işyerinde şiddete karşı bir dereceye kadar koruma sağladığını ortaya koymaktadır., Sendikalar ayrıca, toplu iş sözleşmelerine şiddet karşıtı hükümlerin dahil edilmesini savunarak güvenli çalışma koşullarına yönelik kurumsal bir taahhütte bulunmalıdır.
Son olarak, işyeri şiddetiyle mücadeleyi amaçlayan politikalar kapsayıcı olmalı ve bu tür sorunlardan etkilenen farklı grupların çeşitli ihtiyaçlarını ele almalıdır. Münferit istismar türlerine odaklanmak yerine, işyerinde şiddetin tüm biçimlerini ele alan kapsamlı politikalar geliştirmek önemlidir. Bu bağlamda, iş yerinde şiddet ve tacize karşı kolektif bir mücadele mekanizması oluşturmak için işçiler, işverenler ve bunların örgütleri arasında eşgüdümlü çabalar şarttır.
Harekete Geçme Çağrısı
İşyerinde şiddet sadece kadın haklarının ihlali değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik ilerlemenin önünde bir engeldir. Bu konu sadece yasal çerçeveler veya istatistiki bulgularla ilgili bir mesele değil, aynı zamanda insan onuru ve insanların şiddet, taciz veya ayrımcılık korkusu olmadan işe gidebilmelerini sağlama meselesidir.
Hepimiz için—hükümetler, işverenler, işçiler ve toplumlar olarak— zaman, her yerde daha güvenli ve kapsayıcı işyerleri oluşturmak üzere bir araya gelme zamanıdır. ILO'nun bu yılki kampanyası, 190 sayılı ILO Sözleşmesinin onaylanması yoluyla çalışma yaşamında şiddet ve tacizin önlenmesine yatırım yapılmasına odaklanmaktadır. 16 Günlük Aktivizm, bu Sözleşmeden yararlanmanın önemini hatırlatmak, kaydettiğimiz ilerlemeyi yansıtmak ve daha fazlasını yapmaya duyulan acil ihtiyacı vurgulamak için bir fırsattır. 190 sayılı Sözleşme, kalıcı değişimi sağlamak için elimizde güçlü bir araçtır!
Yasser Hassan
Direktör, ILO Türkiye Ofisi