Röportaj
ILO Türkiye Ofisi Direktörü (Tedviren): ILO standart belirleyen bir kuruluştur.
Giovanni Di Cola, ILO Türkiye Ofisi Direktörü (Tedviren) olarak görev süresini tamamladıktan sonra verdiği röportajda, üçlü sosyal diyaloğun yapılandırılmış bir araç olduğunu ve Üye Devletler düzeyinde var olan sağlam bir temel ve bilgi gerektirdiğini vurguladı.
2 Ağustos 2023
İçerik ayrıca şu dillerde de mevcuttur:
English
Sayın Di Cola, ILO’nun rolü ve misyonu hakkındaki algıları netleştirmeye yardımcı olacak bu röportaj için teşekkür ederiz. Kuruluş hakkında önceden bilgisi olmayan birine Uluslararası Çalışma Örgütü’nü (ILO) nasıl anlatırsınız?
ILO, 1919 yılında, I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren Versay Antlaşması kapsamında, evrensel ve kalıcı barışın ancak sosyal adalete dayalı olduğu takdirde sağlanabileceği inancını yansıtmak için kuruldu. ILO, 1946 yılında Birleşmiş Milletler’in (BM) uzman bir kuruluşu haline geldi ve halen BM’nin ilk ve en eski uzman kuruluşlarından biridir.
ILO’nun kendine özgü üçlü yapısı, işçiler, işverenler ve hükümetlerin görüşlerinin ILO çalışma standartlarına, politikalarına ve programlarına yansıtılmasını sağlamak için her üç gruba da eşit söz hakkı verir. ILO, özellikle uluslararası çalışma standartlarını belirleyerek sosyal adaleti geliştirme görevini sürdürür. Sosyal standartlara ilişkin uluslararası bir yasal çerçevenin oluşturulması, küresel ekonomide eşit şartlar oluşturur.
ILO, ayrım gözetmeksizin geçerli olan evrensel ve uluslararası çalışma standartlarına duyulan ihtiyacın da sayesinde, kuruluşundan bu yana değişen çağa uyum sağlamıştır. ILO’da uluslararası çalışma standartlarının geliştirilmesi ve benimsenmesi, dünyanın genelindeki hükümetler, işçiler ve işverenlerin temsilcilerini içeren özgün bir yasama sürecidir.
İnsana Yakışır İş Gündemi ölçütü nedir? Bir başlangıç noktası mı yoksa amaç mıdır?
21. yüzyılı tanımlarken sıralayacağımız zorluklar: Eşitsizlik, dışlanma ve marjinalleşmedir.
ILO, küresel süreçlere açılmanın bir yolu ve ulusal politika amaçlarını destekleyen girişimlerine bir çerçeve olarak, üçüncü ana ilkeler ve politikalar beyanı olan ILO 2008 Adil Bir Küreselleşme İçin Sosyal Adalet Bildirgesi ile kurumsallaştırılan insana yakışır iş kavramını savunmaktadır.
İnsana yakışır iş kavramının kökeni, Örgüte insana yakışır işin temellerini atmak üzere yetki veren ILO Anayasası’nın bir parçası olan 1944 tarihli Philadelphia Bildirgesi’ne dayanmaktadır. 1944 Philadelphia Bildirgesi’nin çok önemli ve halen geçerli olan, “Emek bir emtia değildir” ilkesini yeniden hatırlamak önemlidir.
İnsana yakışır iş, kadınlar ve erkeklerin, özgür, eşit, güvenceli ve onurlu koşullarda, güvenli işyerlerinde, çalışanlar ve aileleri için sosyal korumanın ve kişisel gelişim imkanlarının sağlandığı verimli çalışma biçimidir. İnsana Yakışır İş Gündemi, sosyal koruma, istihdam, sosyal diyalog ve çalışma standartları olmak üzere dört dayanaktan oluşan bütüncül bir gündemdir. Bu dayanaklar, ayrılmaz, birbiriyle ilişkili ve birbirini destekleyici niteliktedir.
Her amaç, daha büyük amaçlara ulaşmada belirli bir rol oynar ve ILO’nun tarihsel ilgi alanları ile sosyal adalet ihtiyacından kaynaklanan güncel zorluklar arasında köprüler kurulmasına katkıda bulunur.
İşlerin insanları topluma, ekonomiye ve çevreye bağladığı göz önüne alındığında, insana yakışır iş; sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları üzerinde etkilidir. Bu nedenle, insana yakışır iş, değişen dünyamızda önemli bir küresel taleptir. Temel değerler ve ilkelere dayalı olup kapsamı açısından amacı bölünemez ve evrenseldir.
ILO’nun insana yakışır iş kavramı, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve ilgili 17 Amaç (Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; SKA’lar) ile güvence altına alındığı üzere Birleşmiş Milletler kalkınma çerçevesine dahil edilmiştir.
İnsana yakışır işin sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma açısından önemi, SKA 8’de: “İstikrarlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işleri desteklemek” olarak vurgulanmaktadır.
ILO’nun görev ve misyonunu nasıl tanımlarsınız?
Öncelikle, ILO standart belirleyen bir örgüttür.
ILO, çalışma hayatı ve sosyal politika ile ilgili küresel bir araçlar sistemi sağlamak için uluslararası çalışma standartlarını belirleyerek sosyal ve ekonomik adaleti geliştirme görevini sürdürmektedir.
ILO, 1919 yılından bu yana, kadın ve erkeklerin özgür, eşit, güvenceli ve onurlu koşullarda, güvenli işyerlerinde insana yakışır ve verimli işler elde etmesine yönelik fırsatları desteklemeyi amaçlayan bir uluslararası çalışma standartları sistemini sürdürmekte ve geliştirmektedir. Bu saydıklarım, küresel ekonominin büyümesinin herkes için faydalı olmasını sağlamaya yönelik uluslararası çerçevede temel bir bileşendir.
Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından üçlü yapı yaklaşımıyla (hükümetler, işverenler ve işçiler) oluşturulan ve kabul edilen uluslararası çalışma standartları, çalışma yaşamında temel ilkeler ve hakları belirleyen yasal araçlardır. Bunlar, Üye Devletler tarafından onaylandıktan sonra yasal olarak bağlayıcı uluslararası anlaşmalar olan Sözleşmeler (veya Protokoller) veya bağlayıcı olmayan rehber niteliğindeki Tavsiye Kararlarıdır.
Bir Sözleşme, onaylayan ülkeler tarafından uygulanacak temel ilkeleri belirlemekte, ilgili bir Tavsiye Kararı ise Sözleşme’nin nasıl uygulanabileceğine dair daha ayrıntılı kılavuzlar sağlayarak onu tamamlamaktadır.
Uluslararası çalışma standartları, bir tarafta, uluslararası düzeyde benzersiz olan ve ülkelerin hukuki olarak ve pratikte onayladıkları sözleşmeleri uygulamalarını sağlamaya yardımcı olan bir denetim sistemi tarafından desteklenmektedir.
ILO, Sözleşmelerin ve Tavsiye Kararlarının Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından kabul edilmesinin ve Devletler tarafından onaylanmasının ardından hukuki olarak ve pratikte uygulanmasını denetlemek için çeşitli araçlar geliştirmiştir.
Bu sürecin merkezinde, Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının Uygulanmasına ilişkin Uzmanlar Komitesi (CEACR) tarafından yürütülen ILO düzenli denetim prosedürleri yer alır. Hukuk uzmanlarından oluşan CEACR, Üye Devletlerin onaylanmış bir Sözleşmeyi uygulamasına ilişkin tarafsız ve teknik bir değerlendirme sağlar ve bunların daha iyi uygulanabileceği alanlara dikkat çeker.
Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından, ILO standartlarının uygulanmasını üçlü bir temelde izlemek üzere, her yıl, Uygulama Standartlarına ilişkin üçlü Konferans Komitesi (CAS) atanmaktadır. Çalışması, CEACR’nin raporlarını esas alır ve ILO bileşenleri tarafından incelenmek üzere bireysel ulusal vakaların bir listesinin hazırlanmasını içerir.
ILO’nun üçlü yapıdaki Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi, özellikle, işçi ve işverenlerin örgütlenme haklarına ilişkin ihlalleri inceler. Komite, örgütlenme özgürlüğü sözleşmelerini onaylamış olmalarına bakılmaksızın, ILO Üye Devletlerindeki şikayetler ile ilgilenir.
Diğer taraftan, ILO Ofisi, Uluslararası Çalışma Örgütü Sekreteryası sıfatıyla, Üye Devletlerin kendi yasama organları tarafından onaylanan sözleşmeleri uygulama kapasitesine sahip olmasını sağlar.
Hükümetler ve işçi ve işveren örgütleri talep ettiklerinde, taslak çalışma mevzuatının bilimsel değerlendirmesi, çalışma mevzuatına ilişkin boşluk analizi, eğitim ve kapasite geliştirme şeklindeki teknik danışmanlık hizmetleri sağlaması için ILO Ofisi’nden destek talep edebilir.
ILO’nun çalışma yaşamı ile ilgili tüm konulara müdahale edebileceğini düşünen işçi sendikalarından ve diğer kuruluşlardan sık sık çağrı ve talepler almaktayız. ILO’nun rolü gerçekten bu mudur?
Birincisi, ILO, işçi veya işverenlerden bireysel şikayet almamaktadır. ILO, işçi örgütleri ve işveren örgütleri ile birlikte çalışmaktadır. Buradaki ilke, bu örgütlerin demokratik olarak seçilmesi ve üyelerini temsil ediyor olmaları gerektiğidir.
İkincisi, ILO, hükümetler ile birlikte çalışır. Biz hükümetler arası bir kuruluşuz ve Üye Devletlere teknik destek sağlamakla görevliyiz. Rolümüz, İnsana Yakışır İş Gündemi ile uyumlu reformları teşvik etmek amacıyla işbirlikçi, çok sağlam ve yapıcı bir diyalog içinde olmaktır.
ILO, yerelden globale kadar tüm düzeylerde iyi bir yönetişim aracı olan ve herkes için insana yakışır işin gerçekleştirilmesi için elverişli bir ortamı teşvik eden, hükümetler, işverenler ve işçi örgütleri arasındaki etkili sosyal diyaloğu savunur.
Dolayısıyla sosyal diyalog, sosyal adaleti, insana yakışır işi ve sürdürülebilir işletmeleri teşvik edecek politikaların tasarlanmasında çok önemli bir role sahiptir. Sosyal diyalog, refah zamanlarında olduğu gibi, kriz zamanlarında da çatışan çıkarları uzlaştırmaya ve politikalar ile ilgili güven, bağlılık ve sahiplenme oluşturmaya yardımcı olur.
Üçlü sosyal diyalog, yapılandırılmış bir araçtır ve Üye Devletler düzeyinde var olan sağlam bir temel ve bilgi gerektirmektedir.
Diyalog, ulusal diyalogları ve toplu sözleşme süreçlerini yürütmeye ilişkin bilgisi ve kapasitesi olan ilgili ulusal taraflarca başlatılır. ILO bu tür süreçleri başlatmaz, ancak ihtiyaç olması halinde teknik olarak katkıda bulunması için ILO’ya çağrı yapılabilir.
Ayrıca, sosyal diyalog, pratikte tüm ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararları ile İnsana Yakışır İş Gündemine de dahil edilmiştir. Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarında yer alan pek çok hükümde, sosyal taraflarla istişare yapılması gerektiği açık bir şekilde belirtilir.
Peki SKA 8 hedefine nasıl ulaşılır?
SKA 8, sürdürülebilir kalkınmanın başarılması açısından insana yakışır işin önemini vurgular.
SKA Hedef 8.7, herkes için insana yakışır işi, tam ve verimli istihdam ile kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarmanın temel bir adımı olarak, zorla çalıştırmanın ortadan kaldırılmasını, modern köleliğin ve insan kaçakçılığının sona erdirilmesini, her türlü çocuk işçiliğinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını sağlamak için herkesi acil ve etkili önlemler almaya çağırır.
Maalesef, çocuk işçiliği, COVID-19 sırasında dünya genelinde arttı. Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması, koordineli küresel eylem vasıtasıyla gerçekleştirilebilir. İttifak 8.7, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Hedef 8.7’ye ulaşmayı taahhüt eden kapsayıcı bir küresel ortaklıktır. İttifak, Rehber Ülkeler dahil olmak üzere, SKA Hedef 8.7’ye ulaşılmasına katkıda bulunan girişimleri desteklemeye veya uygulamaya kararlı olan ortakları bir araya getirir.
Rehber Ülkeler, SKA Hedefi 8.7’ye ulaşma mücadelesinde ön saflarda yer almaya kararlı ülkelerdir ve kapsayıcı bir yaklaşım vasıtasıyla sahadaki ilerlemenin itici gücüdürler. ILO, stratejilerini, rollerini ve hatta bazen diğer ülkelerle yapılan bilgi paylaşımlarını Güney-Güney ve üçlü iş birliği vasıtasıyla ulusal ve uluslararası düzeydeki faaliyetlerini müdafaa etmeleri için bu tür ittifakların yanı sıra Türkiye gibi Üye Devletleri de destekler.
Çalışma hayatıyla ilgili sorunlarla karşılaştıklarında, işçiler veya sendikaların haklarının korunmasını sağlamak için itirazda bulunmaları ve çözüm aramaları için uygun kanallar hakkında bilgi verebilir misiniz?
ILO’nun denetim prosedürleri, çeşitli ve birbirine bağlı bir dizi mekanizmadan oluşur. Bunlar, sosyal taraflar ve diğer devletlerin onaylanmış çalışma sözleşmelerinin ciddi şekilde ihlal edildiği iddiasıyla şikayette bulunabilecekleri iki özel prosedürü (temsil ve şikayetler) içerir.
Bununla birlikte, daha önce de belirttiğim gibi, işçiler münferit olarak davalarını doğrudan ILO’ya sunamazlar, ancak ilgili bilgileri kendi işçi veya işveren örgütlerine iletebilirler. ILO uluslar üstü bir mahkeme değildir.
Ayrıca, ILO’nun görevleri arasında mevzuatı tek başına değiştirmek veya ulusal aktörlerin yerine yenisini getirmek yer almaz. İşçi, işveren örgütleri ve hükümetler mevzuat değişikliklerinin olmasını istediğinden bu tür değişiklikler yapılmalıdır.
Belirtildiği üzere, yeni mevzuatın veya mevcut mevzuatta yapılan değişikliğin uluslararası çalışma standartları hükümleriyle uyumlu olmasını sağlamak için, ILO, yeni taslak mevzuatın hazırlanması sürecine destek verebilir, mevzuat taslağının teknik olarak incelemelerini üstlenebilir. ILO ayrıca, kabul edilecek mevzuatın tam olarak anlaşılmasını kolaylaştırmak ve özel eğitimler ile uygulanmasını desteklemek için eğitim ve seminerler düzenleyebilir.
ILO Türkiye Ofisi’nin önümüzdeki aylarda gündeminde neler var?
Ofis, önümüzdeki aylarda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) ve sosyal ortaklarla mutabakata varıldığı üzere göçler, çocuk işçiliği ve istihdam hizmetleri konularında düzenlenecek uluslararası etkinlikleri aktif olarak destekleyecek.
Ayrıca, ILO, Şubat ayındaki depremlerden etkilenen bölgelerde toparlanmaya yönelik istihdam planlarının hazırlanması ve formüle etme konusunda ulusal ve yerel makamları desteklemeye devam edecek. Yerel makamlara yönelik destek de Türkiye’de Birleşmiş Milletler (BM) Ülke Ekibi düzeyinde yürütülen ortak çabalar kapsamında ilerlemektedir.
ILO Ankara ekibine, ÇSGB’ye, sosyal taraflara ve ILO’nun önemli bir üyesi olduğu BM ailesine çalışmalarında başarılar diliyorum. Tüm Türk çalışanları ve aileleri için en iyi dileklerimi sunuyorum.
ILO, 1919 yılında, I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren Versay Antlaşması kapsamında, evrensel ve kalıcı barışın ancak sosyal adalete dayalı olduğu takdirde sağlanabileceği inancını yansıtmak için kuruldu. ILO, 1946 yılında Birleşmiş Milletler’in (BM) uzman bir kuruluşu haline geldi ve halen BM’nin ilk ve en eski uzman kuruluşlarından biridir.
ILO’nun kendine özgü üçlü yapısı, işçiler, işverenler ve hükümetlerin görüşlerinin ILO çalışma standartlarına, politikalarına ve programlarına yansıtılmasını sağlamak için her üç gruba da eşit söz hakkı verir. ILO, özellikle uluslararası çalışma standartlarını belirleyerek sosyal adaleti geliştirme görevini sürdürür. Sosyal standartlara ilişkin uluslararası bir yasal çerçevenin oluşturulması, küresel ekonomide eşit şartlar oluşturur.
ILO, ayrım gözetmeksizin geçerli olan evrensel ve uluslararası çalışma standartlarına duyulan ihtiyacın da sayesinde, kuruluşundan bu yana değişen çağa uyum sağlamıştır. ILO’da uluslararası çalışma standartlarının geliştirilmesi ve benimsenmesi, dünyanın genelindeki hükümetler, işçiler ve işverenlerin temsilcilerini içeren özgün bir yasama sürecidir.
İnsana Yakışır İş Gündemi ölçütü nedir? Bir başlangıç noktası mı yoksa amaç mıdır?
21. yüzyılı tanımlarken sıralayacağımız zorluklar: Eşitsizlik, dışlanma ve marjinalleşmedir.
ILO, küresel süreçlere açılmanın bir yolu ve ulusal politika amaçlarını destekleyen girişimlerine bir çerçeve olarak, üçüncü ana ilkeler ve politikalar beyanı olan ILO 2008 Adil Bir Küreselleşme İçin Sosyal Adalet Bildirgesi ile kurumsallaştırılan insana yakışır iş kavramını savunmaktadır.
İnsana yakışır iş kavramının kökeni, Örgüte insana yakışır işin temellerini atmak üzere yetki veren ILO Anayasası’nın bir parçası olan 1944 tarihli Philadelphia Bildirgesi’ne dayanmaktadır. 1944 Philadelphia Bildirgesi’nin çok önemli ve halen geçerli olan, “Emek bir emtia değildir” ilkesini yeniden hatırlamak önemlidir.
İnsana yakışır iş, kadınlar ve erkeklerin, özgür, eşit, güvenceli ve onurlu koşullarda, güvenli işyerlerinde, çalışanlar ve aileleri için sosyal korumanın ve kişisel gelişim imkanlarının sağlandığı verimli çalışma biçimidir. İnsana Yakışır İş Gündemi, sosyal koruma, istihdam, sosyal diyalog ve çalışma standartları olmak üzere dört dayanaktan oluşan bütüncül bir gündemdir. Bu dayanaklar, ayrılmaz, birbiriyle ilişkili ve birbirini destekleyici niteliktedir.
Her amaç, daha büyük amaçlara ulaşmada belirli bir rol oynar ve ILO’nun tarihsel ilgi alanları ile sosyal adalet ihtiyacından kaynaklanan güncel zorluklar arasında köprüler kurulmasına katkıda bulunur.
İşlerin insanları topluma, ekonomiye ve çevreye bağladığı göz önüne alındığında, insana yakışır iş; sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları üzerinde etkilidir. Bu nedenle, insana yakışır iş, değişen dünyamızda önemli bir küresel taleptir. Temel değerler ve ilkelere dayalı olup kapsamı açısından amacı bölünemez ve evrenseldir.
ILO’nun insana yakışır iş kavramı, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ve ilgili 17 Amaç (Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; SKA’lar) ile güvence altına alındığı üzere Birleşmiş Milletler kalkınma çerçevesine dahil edilmiştir.
İnsana yakışır işin sürdürülebilir kalkınmaya ulaşma açısından önemi, SKA 8’de: “İstikrarlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işleri desteklemek” olarak vurgulanmaktadır.
ILO’nun görev ve misyonunu nasıl tanımlarsınız?
Öncelikle, ILO standart belirleyen bir örgüttür.
ILO, çalışma hayatı ve sosyal politika ile ilgili küresel bir araçlar sistemi sağlamak için uluslararası çalışma standartlarını belirleyerek sosyal ve ekonomik adaleti geliştirme görevini sürdürmektedir.
ILO, 1919 yılından bu yana, kadın ve erkeklerin özgür, eşit, güvenceli ve onurlu koşullarda, güvenli işyerlerinde insana yakışır ve verimli işler elde etmesine yönelik fırsatları desteklemeyi amaçlayan bir uluslararası çalışma standartları sistemini sürdürmekte ve geliştirmektedir. Bu saydıklarım, küresel ekonominin büyümesinin herkes için faydalı olmasını sağlamaya yönelik uluslararası çerçevede temel bir bileşendir.
Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından üçlü yapı yaklaşımıyla (hükümetler, işverenler ve işçiler) oluşturulan ve kabul edilen uluslararası çalışma standartları, çalışma yaşamında temel ilkeler ve hakları belirleyen yasal araçlardır. Bunlar, Üye Devletler tarafından onaylandıktan sonra yasal olarak bağlayıcı uluslararası anlaşmalar olan Sözleşmeler (veya Protokoller) veya bağlayıcı olmayan rehber niteliğindeki Tavsiye Kararlarıdır.
Bir Sözleşme, onaylayan ülkeler tarafından uygulanacak temel ilkeleri belirlemekte, ilgili bir Tavsiye Kararı ise Sözleşme’nin nasıl uygulanabileceğine dair daha ayrıntılı kılavuzlar sağlayarak onu tamamlamaktadır.
Uluslararası çalışma standartları, bir tarafta, uluslararası düzeyde benzersiz olan ve ülkelerin hukuki olarak ve pratikte onayladıkları sözleşmeleri uygulamalarını sağlamaya yardımcı olan bir denetim sistemi tarafından desteklenmektedir.
ILO, Sözleşmelerin ve Tavsiye Kararlarının Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından kabul edilmesinin ve Devletler tarafından onaylanmasının ardından hukuki olarak ve pratikte uygulanmasını denetlemek için çeşitli araçlar geliştirmiştir.
Bu sürecin merkezinde, Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının Uygulanmasına ilişkin Uzmanlar Komitesi (CEACR) tarafından yürütülen ILO düzenli denetim prosedürleri yer alır. Hukuk uzmanlarından oluşan CEACR, Üye Devletlerin onaylanmış bir Sözleşmeyi uygulamasına ilişkin tarafsız ve teknik bir değerlendirme sağlar ve bunların daha iyi uygulanabileceği alanlara dikkat çeker.
Uluslararası Çalışma Konferansı tarafından, ILO standartlarının uygulanmasını üçlü bir temelde izlemek üzere, her yıl, Uygulama Standartlarına ilişkin üçlü Konferans Komitesi (CAS) atanmaktadır. Çalışması, CEACR’nin raporlarını esas alır ve ILO bileşenleri tarafından incelenmek üzere bireysel ulusal vakaların bir listesinin hazırlanmasını içerir.
ILO’nun üçlü yapıdaki Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi, özellikle, işçi ve işverenlerin örgütlenme haklarına ilişkin ihlalleri inceler. Komite, örgütlenme özgürlüğü sözleşmelerini onaylamış olmalarına bakılmaksızın, ILO Üye Devletlerindeki şikayetler ile ilgilenir.
Diğer taraftan, ILO Ofisi, Uluslararası Çalışma Örgütü Sekreteryası sıfatıyla, Üye Devletlerin kendi yasama organları tarafından onaylanan sözleşmeleri uygulama kapasitesine sahip olmasını sağlar.
Hükümetler ve işçi ve işveren örgütleri talep ettiklerinde, taslak çalışma mevzuatının bilimsel değerlendirmesi, çalışma mevzuatına ilişkin boşluk analizi, eğitim ve kapasite geliştirme şeklindeki teknik danışmanlık hizmetleri sağlaması için ILO Ofisi’nden destek talep edebilir.
ILO’nun çalışma yaşamı ile ilgili tüm konulara müdahale edebileceğini düşünen işçi sendikalarından ve diğer kuruluşlardan sık sık çağrı ve talepler almaktayız. ILO’nun rolü gerçekten bu mudur?
Birincisi, ILO, işçi veya işverenlerden bireysel şikayet almamaktadır. ILO, işçi örgütleri ve işveren örgütleri ile birlikte çalışmaktadır. Buradaki ilke, bu örgütlerin demokratik olarak seçilmesi ve üyelerini temsil ediyor olmaları gerektiğidir.
İkincisi, ILO, hükümetler ile birlikte çalışır. Biz hükümetler arası bir kuruluşuz ve Üye Devletlere teknik destek sağlamakla görevliyiz. Rolümüz, İnsana Yakışır İş Gündemi ile uyumlu reformları teşvik etmek amacıyla işbirlikçi, çok sağlam ve yapıcı bir diyalog içinde olmaktır.
ILO, yerelden globale kadar tüm düzeylerde iyi bir yönetişim aracı olan ve herkes için insana yakışır işin gerçekleştirilmesi için elverişli bir ortamı teşvik eden, hükümetler, işverenler ve işçi örgütleri arasındaki etkili sosyal diyaloğu savunur.
Dolayısıyla sosyal diyalog, sosyal adaleti, insana yakışır işi ve sürdürülebilir işletmeleri teşvik edecek politikaların tasarlanmasında çok önemli bir role sahiptir. Sosyal diyalog, refah zamanlarında olduğu gibi, kriz zamanlarında da çatışan çıkarları uzlaştırmaya ve politikalar ile ilgili güven, bağlılık ve sahiplenme oluşturmaya yardımcı olur.
Üçlü sosyal diyalog, yapılandırılmış bir araçtır ve Üye Devletler düzeyinde var olan sağlam bir temel ve bilgi gerektirmektedir.
Diyalog, ulusal diyalogları ve toplu sözleşme süreçlerini yürütmeye ilişkin bilgisi ve kapasitesi olan ilgili ulusal taraflarca başlatılır. ILO bu tür süreçleri başlatmaz, ancak ihtiyaç olması halinde teknik olarak katkıda bulunması için ILO’ya çağrı yapılabilir.
Ayrıca, sosyal diyalog, pratikte tüm ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararları ile İnsana Yakışır İş Gündemine de dahil edilmiştir. Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarında yer alan pek çok hükümde, sosyal taraflarla istişare yapılması gerektiği açık bir şekilde belirtilir.
Peki SKA 8 hedefine nasıl ulaşılır?
SKA 8, sürdürülebilir kalkınmanın başarılması açısından insana yakışır işin önemini vurgular.
SKA Hedef 8.7, herkes için insana yakışır işi, tam ve verimli istihdam ile kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarmanın temel bir adımı olarak, zorla çalıştırmanın ortadan kaldırılmasını, modern köleliğin ve insan kaçakçılığının sona erdirilmesini, her türlü çocuk işçiliğinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını sağlamak için herkesi acil ve etkili önlemler almaya çağırır.
Maalesef, çocuk işçiliği, COVID-19 sırasında dünya genelinde arttı. Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması, koordineli küresel eylem vasıtasıyla gerçekleştirilebilir. İttifak 8.7, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Hedef 8.7’ye ulaşmayı taahhüt eden kapsayıcı bir küresel ortaklıktır. İttifak, Rehber Ülkeler dahil olmak üzere, SKA Hedef 8.7’ye ulaşılmasına katkıda bulunan girişimleri desteklemeye veya uygulamaya kararlı olan ortakları bir araya getirir.
Rehber Ülkeler, SKA Hedefi 8.7’ye ulaşma mücadelesinde ön saflarda yer almaya kararlı ülkelerdir ve kapsayıcı bir yaklaşım vasıtasıyla sahadaki ilerlemenin itici gücüdürler. ILO, stratejilerini, rollerini ve hatta bazen diğer ülkelerle yapılan bilgi paylaşımlarını Güney-Güney ve üçlü iş birliği vasıtasıyla ulusal ve uluslararası düzeydeki faaliyetlerini müdafaa etmeleri için bu tür ittifakların yanı sıra Türkiye gibi Üye Devletleri de destekler.
Çalışma hayatıyla ilgili sorunlarla karşılaştıklarında, işçiler veya sendikaların haklarının korunmasını sağlamak için itirazda bulunmaları ve çözüm aramaları için uygun kanallar hakkında bilgi verebilir misiniz?
ILO’nun denetim prosedürleri, çeşitli ve birbirine bağlı bir dizi mekanizmadan oluşur. Bunlar, sosyal taraflar ve diğer devletlerin onaylanmış çalışma sözleşmelerinin ciddi şekilde ihlal edildiği iddiasıyla şikayette bulunabilecekleri iki özel prosedürü (temsil ve şikayetler) içerir.
Bununla birlikte, daha önce de belirttiğim gibi, işçiler münferit olarak davalarını doğrudan ILO’ya sunamazlar, ancak ilgili bilgileri kendi işçi veya işveren örgütlerine iletebilirler. ILO uluslar üstü bir mahkeme değildir.
Ayrıca, ILO’nun görevleri arasında mevzuatı tek başına değiştirmek veya ulusal aktörlerin yerine yenisini getirmek yer almaz. İşçi, işveren örgütleri ve hükümetler mevzuat değişikliklerinin olmasını istediğinden bu tür değişiklikler yapılmalıdır.
Belirtildiği üzere, yeni mevzuatın veya mevcut mevzuatta yapılan değişikliğin uluslararası çalışma standartları hükümleriyle uyumlu olmasını sağlamak için, ILO, yeni taslak mevzuatın hazırlanması sürecine destek verebilir, mevzuat taslağının teknik olarak incelemelerini üstlenebilir. ILO ayrıca, kabul edilecek mevzuatın tam olarak anlaşılmasını kolaylaştırmak ve özel eğitimler ile uygulanmasını desteklemek için eğitim ve seminerler düzenleyebilir.
ILO Türkiye Ofisi’nin önümüzdeki aylarda gündeminde neler var?
Ofis, önümüzdeki aylarda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) ve sosyal ortaklarla mutabakata varıldığı üzere göçler, çocuk işçiliği ve istihdam hizmetleri konularında düzenlenecek uluslararası etkinlikleri aktif olarak destekleyecek.
Ayrıca, ILO, Şubat ayındaki depremlerden etkilenen bölgelerde toparlanmaya yönelik istihdam planlarının hazırlanması ve formüle etme konusunda ulusal ve yerel makamları desteklemeye devam edecek. Yerel makamlara yönelik destek de Türkiye’de Birleşmiş Milletler (BM) Ülke Ekibi düzeyinde yürütülen ortak çabalar kapsamında ilerlemektedir.
ILO Ankara ekibine, ÇSGB’ye, sosyal taraflara ve ILO’nun önemli bir üyesi olduğu BM ailesine çalışmalarında başarılar diliyorum. Tüm Türk çalışanları ve aileleri için en iyi dileklerimi sunuyorum.