Makale
13. Çalışma Meclisi, çalışma hayatındaki zorlukların üstesinden gelmek için kapsayıcı ve etkili bir sosyal diyalog çağrısıyla sona erdi
Yasser Hassan - ILO Türkiye Ofisi Direktörü
3 Mayıs 2024
Türkiye'de ve tüm dünyada işçiler, işçilerle dayanışma günü olan 1 Mayıs'ı kutladı.
Çalışma hayatının artan işsizlik, düşük sosyal koruma düzeyi, cinsiyet eşitsizliği, cinsiyetler arası ücret farkı, iş güvenliği ve sağlığın yanı sıra iklim değişikliği ve dijitalleşmenin neden olduğu derin dönüşümler gibi pek çok zorlukla karşı karşıya olduğu bir zamanda, bu zorluklarla mücadele etmek için dayanışmanın ve sosyal diyaloğun önemini hatırlamak ve tüm işçilerin haklarını ilerletmeye yönelik tahhüdümüzü yenilemek önemlidir.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Genel Direktörü, bir yıldan az bir süre önce, Haziran 2023 tarihinde düzenlenen 111. Uluslararası Çalışma Konferansı'na sunduğu ilk raporunda şunları ifade etmişti: “Krizlerin giderek arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Her kriz, mevcut sistem ve politikalarımızda uzun süredir devam eden zayıflıkları ortaya çıkarıyor. Bu fay hatlarının altında, her aksamada milyonlarca insanı daha da geriye iten yapısal eşitsizlikler yatıyor. Her krizin tetiklediği belirsizlik dönemleri, işletmeleri yatırım yapmaktan caydırıyor, ekonomilerin yeterli istihdam yaratmasını engelliyor ve birçok işçi ve ailesini en temel ihtiyaçlarını nasıl karşılayacakları konusunda kararsız bırakıyor. Toplumda bir şeylerin son derece adaletsiz olduğu algısı ve bunun yarattığı toplumsal rahatsızlık, günümüzde toplumsal istikrarsızlığın en önemli nedenleri arasında yer alıyor.”
Türkiye'deki kutlamalar, 2019'daki son toplantısının üzerinden neredeyse 5 yıl geçtikten sonra, 29-30 Nisan 2024 tarihleri arasında Ankara'da düzenlenen 13. Çalışma Meclisi'nin hemen ardından geldi. Bu beş yılın çalışma hayatı üzerindeki etkileri, durmamızı, düşünmemizi ve harekete geçmemizi gerektiren genel bir tablo çiziyor.
Teması "Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı: Emeğin, Sendikal Örgütlenmenin ve İstihdamın Geleceği" olan Çalışma Meclisine çalışma hayatının aktörleri olan hükümet, işçi ve işveren örgütlerinin yanı sıra uzmanlar ve akademisyenler de aktif katılım gösterdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, hükümete yön veren insan merkezli yaklaşımdan ve sosyal ortakların çalışma dünyasındaki dönüşümlere öncülük etmede oynadığı kritik rolden bahsederek, “değişen işgücü piyasalarının ve yeni iş modellerinin sendikal örgütlenme üzerindeki etkilerinin tartışılması ve buna göre yeni modellerin geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu” ifade etti.
İşçi ve işveren örgütlerinin, kamu hizmeti ve kamu emekçileri sendikalarının yanı sıra oda başkanları da Çalışma Meclisinde aktif olarak hazır bulundu. Çalışma dünyasının zorlukları ve ileriye giden yolun nasıl olması gerektiği hakkında konuşurken yaptıkları katkılar kapsamlı ve açık sözlüydü.
ILO Genel Direktörü, 13. Çalışma Meclisi'ne video mesajla hitap ederek Türkiye'nin üçlü yapı bileşenlerini, ILO'nun temel değerlerinden biri olan sosyal diyaloğa sürekli bağlılık gösterdikleri için tebrik etti.
Çalışma Meclisinde ILO Genel Direktörü Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Sayın Beate Andrees, ILO Sosyal Diyalog Birimi Başkanı Sayın Youcef Ghellab'ın yanı sıra ILO Türkiye Ofisi ekibi aktif olarak hazır bulundu. Türkiye'de herkes için insana yakışır iş ve sosyal adaletin gerçekleştirilmesi amacıyla sosyal diyaloğun devam etmesi için üçlü yapı bileşenlerine gerekli desteği sağlama taahhüdümüzü yeniden göstermeye istekliydik.
İki gün süren toplantıda örgütlenme özgürlüğü ve toplu sözleşme, ücretler, beceriler ve istihdam edilebilirlik, sosyal güvenlik, enflasyon, eğitim ve çıraklık, vergi rejimi, iş sağlığı ve güvenliği, ayrımcılık ve cinsiyet eşitliği gibi konular derinlemesine tartışıldı. Dijitalleşme ve yeşil ekonomiye adil geçişin yol açtığı ikili dönüşümle ilgili zorluklara özel önem verildi. Görüş ayrılıkları Çalışma Meclisi’ndeki tartışmaları zenginleştirdi. Tüm ortakların sağlam bilgisi ve güçlü teknik kapasiteleri birçok konuda fikir birliğinin şekillenmesine katkıda bulundu. Daha sık, kapsayıcı ve etkili sosyal diyaloğun gerekliliği konusunda haklı olarak oybirliği ortaya çıktı. Geleneksel olarak bu, haklarına tam olarak sahip olan güçlü, bağımsız ve temsili işçi ve işveren örgütlerine, sosyal diyaloğu destekleyen kurumların mevcudiyetine ve ilgili ortakların teknik kapasitesine dayanmalıdır.
Kapanış konuşmasında ILO Genel Direktör Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Beate Andrees, ortakları her zaman sosyal diyaloğa başvurmaya teşvik etti: “Cevap budur. İş dünyasının karşılaştığı sorunları çözebilir. Dijital geçiş, demografik geçiş, yeşil geçiş gibi yaşadığımız büyük dönüşümler, işleyen anlamlı bir mekanizmanız ve sosyal diyalog süreciniz varsa ele alınabilir” dedi.
ILO, Meclis’teki katılımcılara, peş peşe gelen krizlerden kaynaklanan küresel düzeydeki sosyal adalete yönelik zorlukların, artan çalışan yoksulluğunun, çocuk işçiliğinin, genç işsizliğinin ve kayıt dışı çalışmanın eşitsizlikleri ele almanın ve insane yakışır işler yaratmanın aciliyetini vurguladığını hatırlattı.
Bu nedenle, ILO'nun önümüzdeki ay Cenevre'de düzenlenecek Uluslararası Çalışma Konferansı'nda başlatacağı Küresel Sosyal Adalet Koalisyonu'nun, ulusal önceliklerle uyumlu olarak, çok taraflı işbirliklerini ve ortaklıkları teşvik ederek ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarınını başarmaya giden süreci hızlandırarak sosyal adaleti destekleyen siyasi taahhütler, yatırımlar ve somut eylemler oluşturmaya yönelik bir platform olarak hizmet edebileceğine inanıyoruz.
ILO, Türkiye'nin de bu Küresel Koalisyonun ortakları arasında yer almasından mutluluk duyuyor.
Çalışma Meclisi gerçek bir taahhüt ve yakınlaşma sergilerken, ILO Türkiye Ofisi etkili sosyal diyalog ve herkes için sosyal adaletin desteklenmesi yönündeki görevini yerine getirme noktasında kararlıdır.