Yasser Hassan, ILO Türkiye Ofisi Direktörü

Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

28 Nisan 2026

Bugün, 28 Nisan, Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü. İş kazaları ve meslek hastalıklarının küresel düzeyde önlenmesini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, sorunun büyüklüğüne ve güvenlik ve sağlık kültürünün geliştirilmesinin işle bağlantılı ölümler ve yaralanmaların sayısını nasıl azaltabileceğine uluslararası dikkat çekmeyi hedefleyen bir farkındalık artırma kampanyasıdır.

Bu farkındalık artırma çabaları üzerine inşa edilerek, karşılaşılan zorlukların ele alınması; hükümetlerin, işverenlerin ve işçilerin önleyici bir sağlık ve güvenlik kültürünü oluşturmak, uygulamak ve sürekli olarak güçlendirmek üzere ortak çaba göstermesini gerektirmektedir. Bu bağlamda, ILO’nun 155 sayılı Sözleşmesi, 2002 Protokolü ve 187 sayılı Sözleşmesi, önleme ilkesi ile işçilerin iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korunması yükümlülüğüne odaklanarak gerekli rehberliği sağlamaktadır.

Çalışma yaşamında temel ilke ve haklar, insan hakları, istihdam politikası ve insan kaynaklarının geliştirilmesi de dâhil olmak üzere çalışma yaşamına ilişkin geniş bir konu kapsamında uluslararası çalışma standartlarını belirleyen ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararlarından oluşmaktadır.

2022 yılında, Uluslararası Çalışma Konferansı’nın 110. oturumunda, ILO üye Devletleri, ILO Çalışma Yaşamında Temel İlke ve Haklar Bildirgesi’ni değiştirerek “güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı”nı beşinci temel ilke olarak eklemiştir. Bu doğrultuda, 155 ve 187 sayılı Sözleşmeler artık Temel Sözleşmeler olarak kabul edilmektedir.

ILO, güçlü bir önleme kültürünü teşvik etmek ve ulusal, sektörel ve işyeri düzeyinde iş sağlığı ve güvenliğini iyileştirmek amacıyla hükümetler, işverenler ve işçilerle birlikte çalışmaktadır. ILO’nun İş Sağlığı ve Güvenliği Küresel Stratejisi ve Eylem Planı (2024-2030) aracılığıyla, ulusal sistemlerin güçlendirilmesi, işyeri uygulamalarının iyileştirilmesi ve iklim değişikliği, yeni teknolojiler ve değişen çalışma biçimleriyle bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere hem geleneksel hem de ortaya çıkan risklere yanıt verilmesi desteklenmektedir.

Güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamının çalışma yaşamında temel bir ilke ve hak olarak tanınması, dünya genelinde iş sağlığı ve güvenliği çabalarının artırılması için ivme yaratmakta, izlenecek adımların hak temelli bir yaklaşımla temellendirilmesini sağlamakta ve bu alanda ILO’nun merkezi rolünü vurgulamaktadır. ILO’nun İSG Küresel Stratejisi[1], iş sağlığı ve güvenliği ile diğer temel haklar arasındaki sinerjileri kullanarak, çalışma yaşamında temel ilke ve hakların birbirini güçlendiren doğasını kabul etmektedir.

Çalışma yaşamındaki son gelişmeler doğrultusunda, bu yıl Dünya İSG Günü’nün teması “Psikososyal çalışma ortamı: Küresel gelişmeler ve izlenecek adımlar” olarak belirlenmiştir. ILO tarafından bu tema kapsamında hazırlanan rapor, giderek artan sayıda ülkenin psikososyal çalışma ortamı ve ruh sağlığı ile ilgili konuları iş sağlığı ve güvenliği politika ve programlarına dâhil ettiğini göstermektedir. Bu durum, geleneksel olarak fiziksel tehlikelere odaklanan yaklaşımdan, çalışma koşulları ve işyerinde genel iyilik halini kapsayan daha bütüncül bir yaklaşıma geçişi ifade eden önemli bir politika gelişimi olarak değerlendirilmektedir.

Yeni rapor, işin nasıl tasarlandığı, organize edildiği ve yönetildiğinin çalışanların güvenliği ve sağlığı üzerindeki artan etkisini vurgulamaktadır. Raporda, uzun çalışma saatleri, iş güvencesizliği, düşük kontrol ile birlikte yüksek talepler ve işyerinde zorbalık ve taciz gibi psikososyal risk faktörlerinin uygun şekilde ele alınmadığında zararlı çalışma ortamları yaratabileceği uyarısı yapılmaktadır.

Raporda ilk kez yayımlanan ILO’nun en son tahminlerine göre, psikososyal risk faktörleri, kardiyovasküler hastalıklar ve ruhsal bozukluklarla ilişkili olarak yılda 840.000’den fazla ölüme neden olmaktadır. Bu riskler ayrıca her yıl yaklaşık 45 milyon engelliliğe uyarlanmış yaşam yılı (DALY) kaybına yol açmaktadır. Psikososyal risk faktörleriyle ilişkili kardiyovasküler hastalıklar ve ruhsal bozuklukların toplam etkisinin, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yıllık %1,37’sine karşılık gelen bir kayba neden olduğu tahmin edilmektedir.

Bu bağlamda, uluslararası çalışma standartları, psikososyal risklerin ve bunların iş sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkilerinin ele alınması için önemli bir çerçeve sunmaktadır. 2002 tarihli Meslek Hastalıkları Listesi Tavsiye Kararı (No. 194), meslek hastalıklarının belirlenmesi ve bildirilmesi için uluslararası bir referans işlevi gören ILO meslek hastalıkları listesinin periyodik olarak gözden geçirilmesini ve güncellenmesini öngörmektedir. 2010 yılında yapılan revizyon ile bu liste, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi ruhsal ve davranışsal bozuklukları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir; ayrıca “iş faaliyetlerinden kaynaklanan risk faktörlerine maruz kalma ile çalışanın maruz kaldığı ruhsal veya davranışsal bozukluk(lar) arasında bilimsel olarak doğrudan bir bağlantı kurulabildiği veya ulusal koşullar ve uygulamalara uygun yöntemlerle belirlendiği durumlarda diğer ruhsal veya davranışsal bozukluklar” da kapsama alınmıştır.

Özellikle, 190 No’lu Şiddet ve Taciz Sözleşmesi (2019), çalışma yaşamında şiddet ve tacize yönelik kapsamlı yaklaşımıyla psikososyal riskleri açıkça ele almaktadır. Bu Sözleşme, “herkesin şiddet ve tacizden arındırılmış bir çalışma yaşamı hakkını, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve taciz dâhil olmak üzere” tanımakta ve bu tür davranışları “tek seferlik ya da tekrarlanan, fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik zarara yol açmayı amaçlayan, buna neden olan ya da buna yol açması muhtemel olan kabul edilemez davranış ve uygulamalar veya bunlara yönelik tehditler” olarak tanımlamaktadır.

Bu normatif çerçeve üzerine inşa edilen ILO raporu, çalışma yaşamındaki değişimleri ve bunların psikososyal çalışma ortamı üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir.

Önleyici faaliyetleri desteklemek amacıyla rapor, çalışma ortamının belirlenebilir ve değiştirilebilir özelliklerine odaklanan çok düzeyli bir yaklaşım önermektedir. Bu yaklaşım, makul ölçüler çerçevesinde yönetilebilecek unsurları vurgulayarak risklerin en aza indirilmesini ve sağlıklı, üretken çalışma ortamlarının teşvik edilmesini hedeflemektedir. Bu kapsamda psikososyal çalışma ortamının birbiriyle ilişkili üç düzeyi tanımlanmaktadır:

Birincisi, işin niteliği; iş talepleri, sorumluluklar, çalışanların becerileriyle uyum, kaynaklara erişim ve işlerin anlam, çeşitlilik ve beceri kullanımını içerecek şekilde tasarımı gibi unsurları kapsar.

İkincisi, işin nasıl organize edildiği ve yönetildiğidir; rol açıklığı, beklentiler, özerklik, iş yükü, iş temposu ile gözetim ve destek unsurlarını içerir.

Üçüncüsü ise işi düzenleyen daha geniş işyeri politika, uygulama ve prosedürleridir. Bunlar arasında istihdam ve çalışma süresi düzenlemeleri, örgütsel değişimin yönetimi, dijital izleme, performans ve ödüllendirme süreçleri, iş sağlığı ve güvenliği politika ve yönetim sistemleri, işyerinde şiddet ve tacizi önlemeye yönelik prosedürler ile işçi danışma ve katılım mekanizmaları yer almaktadır.

Bu bağlamda, ulusal çerçeveler bu ilkelerin uygulamaya geçirilmesinde kilit bir rol oynamaktadır.

155 ve 187 sayılı Sözleşmeleri onaylamış bir ülke olan Türkiye, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da dâhil olmak üzere kapsamlı bir ulusal iş sağlığı ve güvenliği çerçevesine sahiptir. İSG Kanunu’na göre işveren, işle bağlantılı olarak çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür ve mesleki risklerin önlenmesi de dâhil olmak üzere gerekli tüm tedbirleri almak zorundadır.

ILO Türkiye Ofisi, işyerlerinde psikososyal risklerin ele alınmasına yönelik farkındalık, bilgi ve kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla üçlü yapıdaki paydaşlara teknik destek sağlamaya devam edecektir. Ayrıca, uluslararası çalışma standartları doğrultusunda etkili, kanıta dayalı ve kapsayıcı iş sağlığı ve güvenliği politika ve uygulamalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına katkıda bulunacaktır. Süregelen sosyal diyalog ve bilgi paylaşımı yoluyla ILO, psikososyal risklerin tanımlanması, değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik çabaları desteklemeyi ve herkes için güvenli ve sağlıklı çalışma ortamlarının teşvik edilmesini sürdürecektir.

[1] https://www.ilo.org/sites/default/files/2025-01/OSH_Globaly_Strategy_r6.pdf