ILOSTAT blog
Küçük çocuğu olan kadınların işgücüne katılım oranı, esas çalışma çağındaki yetişkinlerin geneline kıyasla çok daha düşük
Kadınların çocuk bakım sorumluluklarını orantısız bir şekilde daha fazla üstlenmesi, işgücü katılımındaki cinsiyete dayalı açığın önemli bir kısmını açıklamaktadır.
14 Mayıs 2024
15 Mayıs Dünya Aile Günü vesilesiyle ILO, aile yapısının kadınların ve erkeklerin işgücü katılımı üzerindeki etkilerini gösteren çalışma sonuçlarını ortaya koymuştur.
Bireyler yaşamları boyunca işgücü piyasasına girebilir veya işgücü piyasasından çıkabilir, ancak genel olarak, işgücüne katılma olasılığı en yüksek olan grup, yaşları 25 ile 54 arasında değişen esas çalışma çağındaki yetişkinlerdir. Birçoğunun, maddi destek de dahil olmak üzere bakım ve destek konusunda kendilerine bel bağlayan çocukları, yaşlı akrabaları veya engelli kişiler gibi bakmakla yükümlü oldukları kişiler vardır. Bu blog yazısının devamında, bu yaş grubundaki yetişkinlere odaklanılmıştır.
Dünya genelinde, esas çalışma çağındaki yetişkinlerin %34'ünün altı yaşın altında en az bir çocuğu vardır. Bunların %53,4'ü eşiyle birlikte yaşamaktadır.1 ve küçük çocuklu çiftlerin üç veya daha fazla üyesi vardır. Üyelerden biri “aile reisi”, biri “aile reisinin eşi” ve en az bir üye altı yaş altı “aile reisi çocuğu” olarak listelenmiştir. Esas çalışma çağındaki yetişkinlerin %43,2’si ise geniş aile2 şeklinde yaşamaktadır. Küçük çocuklu geniş ailelerin üç veya daha fazla üyesi vardır. Bir üye “aile reisi”, en az bir üye altı yaş altı “aile reisi çocuğu” ve en az bir üye, “aile reisinin eşi dışında bir akrabası” olarak listelenmektedir. Bu hanelerde aile reisi, aile reisinin eşi, aile reisin çocukları ve diğer akrabalar bulunmakta olup aile dışından herhangi bir üye bulunmamaktadır ve tek ebeveynli hanelerde %3,4.3 Tek ebeveynli hanelerde iki veya daha fazla üye bulunmaktadır. Bir üye “aile reisi”, en az bir üye ise “aile reisi çocuğu” olarak listelenmiştir. Bu hanelerde çocuk yalnızca aile reisi ile olan ilişkisine göre tanımlanmaktadır. Çocuk sayısı birden fazla olabilmektedir. Bu tip hanelerde yalnızca bir aile reisi ve aile reisinin çocukları bulunmakta olup aile reisi çoğunlukla bekar annedir. Orta gelir düzeyine sahip ülkelerdeki küçük çocuklu hanehalkları arasında en yaygın hanehalkı tipi, eşiyle birlikte yaşayan grubun oluşturduğu hanehalklarıdır; üst-orta gelirli ülkelerde ise geniş aileler biraz daha yaygındır.
Son yirmi yıl içinde, 25-54 yaş arası yetişkinlerin küresel işgücü katılım oranında bir değişiklik olmamıştır. Ancak bu oranın cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, kadınlar ve erkekler arasında geçmişten beri süregelen ve arada önemli uçurumların olduğunu gösteren bir eğilim olduğu görülmektedir. 2004'ten bu yana kadınların bazı marjinal kazanımlar elde etmesiyle birlikte kadınların işgücü katılım oranı 1,1 puan artırarak 2023'te %64,5'e ulaşırken, erkeklerin işgücü katılım oranı 1,1 puanlık düşüşle %92'ye gerilemiştir. Böylelikle, küresel işgücü katılımı konusundaki cinsiyete dayalı açık devam ederek 2023'te yüzde 27,5 gibi önemli bir seviyeye ulaşmıştır.
Peki işgücüne katılımındaki bu fark aile tiplerine göre nasıl değişiyor? ILO’nun Modellenmiş Tahminlerinden (ILOEST) elde edilen verilerin analiz sonuçları, hanehalkının kimlerden oluştuğunun, özellikle çocuklu hanelerde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini önemli ölçüde etkilediği ortaya koymaktadır. Kadın işgücü katılımı, küçük çocukların varlığından, erkek işgücü katılımına kıyasla çok daha fazla etkilenmektedir. Araştırmalara göre, toplumsal cinsiyet normları nedeniyle erkeklerin evin geçimini sağlamakla yükümlü olduğu düşünülmekte ve çocuk bakımı sorumlulukları orantısız bir şekilde kadınların omzuna yüklenmektedir (ILO 2018). Bu veriler, gerek eşiyle gerekse geniş aile olarak yaşayan, altı yaşın altında çocuğu olan kadınların işgücü katılımının önemli ölçüde düşük olduğunu ortaya koyan literatüre katkıda bulunmaktadır. Buna karşılık, çoğu zaman işgücüne katılmalarını gerektiren benzersiz zorluklarla karşı karşıya kalan küçük çocuklu bekâr annelerin işgücü katılım oranı daha yüksektir.
Sayısal olarak bakıldığında, gerek eşiyle birlikte gerekse geniş aile olarak yaşayan küçük çocuklu kadınların işgücü katılımı, küçük çocuğu olmayanlara kıyasla sırasıyla 12 ve 14 yüzdelik puan daha düşüktür. Buna karşılık, küçük çocuklu erkeklerde işgücü katılım oranı, küçük çocuğu olmayan erkeklere kıyasla çok daha az etkilenmekte ve işgücü katılım oranı yüksek seviyesini korumaktadır. Küçük çocuk bulunmayan hanelerle karşılaştırıldığında, eşiyle yaşayan erkeklerde bu oran üç yüzdelik puan daha yüksek, geniş ailede yaşayan erkeklerde ise 0,6 yüzdelik puan daha düşüktür.
Toplumsal cinsiyet modelinden kaynaklı bu farklılaşmaya dayanarak, gerek eşiyle gerekse geniş ailede yaşayan küçük çocuklu bireyler arasındaki toplumsal cinsiyet farkının, küçük çocuğu olmayan bireylere kıyasla yaklaşık üçte iki daha fazla olduğu söylenebilir. Küçük çocuklu hanelerde işgücüne katılım konusundaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği şaşırtıcı düzeydedir; çift olarak yaşayanlar için bu oran yüzde 38, geniş ailede yaşayanlar için ise yüzde 36 düzeyindedir. Küçük çocuğu olmayanlarda ise toplumsal cinsiyet farkı yüzde 23 seviyesindedir.
Rakamlar 2023 yılına aittir. “Küçük çocuk bulunmayan” şeklinde ifade edilen kategori, altı yaşın altında çocuğu olmayan bireyleri; “küçük çocuğu olan/küçük çocuklu” şeklinde ifade edilen kategori ise altı yaşın altında en az bir çocuğu olan bireyleri içermektedir.
Kaynak: ILO’nun Modellenmiş Tahminleri (ILOEST) veri tabanı, Mayıs 2024 versiyonu, ILOSTAT Get the data
Dünya genelinde, işgücü katılımındaki cinsiyete dayalı açık, gerek eşiyle yaşayanlarda gerekse geniş ailede yaşayanlarda benzer düzeyde olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, bu hanehalkı tiplerindeki gelir grubu farklılıkları da kadınların işgücü katılım dinamiklerini önemli ölçüde etkilemektedir. Geniş aileyle yaşamanın annelerin çocuk bakım sorumluluklarını hafifleteceği ve işgücü katılımlarını artıracağı beklenebilir. Fakat gerek yüksek gelirli gerekse düşük gelirli ülkelerde tam tersi bir eğilim ortaya çıkmaktadır: Geniş ailede yaşayan küçük çocuklu kadınların işgücü katılım oranları, eşiyle yaşayan küçük çocuklu kadınların olduğu hanelere kıyasla daha düşük olmaktadır. Bu nedenle, küçük çocuklu kadınların eşleriyle yaşadığı hanelerin mi yoksa geniş ailede yaşadığı hanelerin mi onların işgücü katılım oranını belirlediği konusunda bir genelleme yapmak mümkün değildir. Bu durum, varlık düzeyi, eğitim seviyesi, kültürel normlar ve çocuk sayısı gibi hanehalkı özelliklerinin, ailelerin kararları üzerindeki etkisinin ülkeler arasında farklılık göstermesine bağlanabilir.
Bekar ebeveynler, özellikle de bekar anneler, iş ve çocuk bakımı sorumluluklarını dengelemede benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Pek çok bekar ebeveyn için, iş gücüne katılmak isteğe bağlı değildir; zira hem kendileri hem de çocukları için tek mali kaynak kendileridir. Bu finansal zorunluluk çoğu zaman bekar anneleri geleneksel toplumsal cinsiyet normlarından sapmaya zorlamaktadır. Dünya genelinde, küçük çocuğu olan bekar annelerin işgücü katılımı %71 seviyesinde olup, küçük çocuğu olmayan kadınlara kıyasla 3 yüzdelik puan daha yüksektir. Bu mali sorumluluk, bekar annelerin işgücü katılım oranlarının düşük ve alt-orta gelirli ülkelerde küçük çocuğu olmayanlara kıyasla daha yüksek olmasına (sırasıyla 17 ve 10 yüzdelik puan), üst-orta gelirli ülkelerde ise yaklaşık aynı seviyede olmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla bu durum, bekar ebeveynlerin işgücüne katılımındaki cinsiyete dayalı açığı azaltmaktadır. Özellikle düşük gelirli ülkelerde, cinsiyete dayalı açık, bekar babalara kıyasla yalnızca 4 yüzdelik puandır.
Gelir gruplarına ve aile tiplerine göre işgücü katılımında görülen cinsiyete dayalı açıklar, iki önemli noktaya işaret etmektedir. Birincisi, tüm gelir gruplarında, gerek eşiyle gerekse geniş ailede yaşayan kadınlara bakıldığında, küçük çocukların varlığına paralel olarak cinsiyete dayalı açık artmaktadır. İkincisi, küçük çocukların varlığı ve buna bağlı çocuk bakımı sorumlulukları yüksek, üst-orta ve düşük gelirli ülkelerde cinsiyete dayalı açığın önemli bir kısmını oluşturuyor gibi görünse de açığın sebebini tek başına açıklamaya yetmemektedir. Diğer yandan, alt-orta gelirli ülkelerde, küçük çocuğu olmayan kadınların bile işgücü katılımı oldukça düşüktür ve cinsiyete dayalı açık son derece yüksektir. Bu durum, kadın işgücü katılımının düşük kalmasına etki eden, çocuk bakımı sorumluluklarının haricindeki diğer faktörlere işaret etmektedir: kısıtlayıcı toplumsal cinsiyet normları, diğer ücretsiz bakım sorumlulukları, ayrımcı işyeri politikaları ve eğitim, öğretim ve işlere sınırlı erişim, vb.
İşgücü katılımı konusunda, özellikle küçük çocukların varlığı dikkate alındığında çok belirgin bir şekilde görülen, önemli toplumsal cinsiyet farklılıkları bulunmaktadır. Tüm gelir gruplarında, çocuk bakımı sorumluluklarında kadınlar orantısız bir paya sahiptir. Gerek eşiyle yaşayan gerekse geniş ailede yaşayan küçük çocuklu annelerin işgücü katılım oranları, küçük çocuk bulunmayan hanelerdeki kadınlara kıyasla önemli ölçüde düşük olmaktadır. Buna karşılık, küçük çocuklu erkeklerde işgücü katılım oranı, küçük çocuğu olmayan erkeklere kıyasla çok daha az etkilenmekte ve işgücü katılım oranı yüksek seviyesini korumaktadır. Küçük çocuklu ailelerde işgücü katılımındaki cinsiyete dayalı açığı azaltmak için ülkeler yeterli, erişilebilir, kaliteli ve uygun fiyatlı çocuk bakım hizmetlerine erişimi artırabilir ve her iki ebeveyne de ücretli ebeveyn izni alma hakkı sunabilir. Buna ek olarak, esnek çalışma seçeneklerini teşvik etmek, diğer bakım hizmetlerini sağlamak (ör. uzun süreli bakım hizmetleri), kadın ve erkekler için eğitim ve öğretime yatırım yapmak, eşit ücret hakkı sağlamak ve hem işyerinde hem de genel anlamda toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele etmek gibi daha geniş politikalar uygulayabilirler. Düşük gelirli yerlerde, kamu hizmetlerine (ve ilgili işgücüne) yatırım yapmanın yanı sıra, su ve temizlik, temiz enerji, kaliteli konut ve ulaşım gibi alanlarda altyapı yatırım yapmak da en dezavantajlı hanelerde bile kadınların sağlığını, refahını ve iş fırsatlarına erişimini büyük ölçüde iyileştirebilir.
-
Paloma CarrilloPaloma Carillo, ILO İstatistik Departmanının Veri Üretimi ve Analizi Biriminde ekonomist olarak görev yapmaktadır.