COOP Champions
Ayşe Turunç Kankal, ILO Türkiye Ofisi, Ankara
ILO’nun COOP Şampiyonları serisi, dünyanın dört bir yanında kooperatifler ve diğer sosyal ve dayanışma ekonomisi girişimleriyle çalışan ILO personeliyle yapılan mülakatları içeriyor. Onların katkılarını vurgulamanın yanı sıra deneyimlerini, mevcut çalışmalarını ve geleceğe yönelik düşüncelerini paylaşmaları için bir zemin yaratıyor.
Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Kooperatifler konusunda çalışmaya nasıl ilgi duymaya başladınız ve dahil oldunuz?
ILO Türkiye Ofisi’nin zorla yerinden edilenlere ilişkin çalışmaları farklı alana odaklanıyor. Projelerden biri, kooperatifler aracılığıyla kadınları güçlendirmeye ilişkindi. O sırada uluslararası koruma altında olan mültecilere yönelik başka bir projede çalışıyordum. Müdahalelerimizi kalıcı kılmanın yollarını aradığımız bir süreçteydik. Kooperatifler de sürdürülebilirliği sağlamaya yönelik seçeneklerden birisi olarak belirlendi. Deneyimleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için paydaşlarımızla birlikte bu kadın kooperatifini ziyaret ettik. ILO’nun çalışmaları ile kooperatifler arasındaki ilk bağlantım burada gerçekleşti.
ILO Türkiye Ofisi’nde kooperatifler ve diğer sosyal ve dayanışma ekonomisi (SDE) işletmeleri üzerine yaptığınız çalışmalarınız arasından birkaç önemli olay paylaşabilir misiniz?
Mülteci bağlamında çalışırken bilgi yaymak büyük önem taşıyor. Dolayısıyla, evrensel ilkelere uyarak, bilgiye erişim sağlama ve kooperatifler arası iş birliğini teşvik etme amacıyla çeşitli inisiyatifler aldık. Bunlardan biri “Türkiye’de Kooperatiflerin Yönetişim ve Sürdürülebilirlik Kapasitelerinin Artırılması” adlı çevrimiçi seminerler serisiydi. İlişkileri dört bağlamda ele almayı hedefledik: Ortak ve ortak, ortak ve kooperatif, kooperatif ve kamu kuruluşları ile kooperatif ve piyasa ilişkileri. Çevrimiçi anketler, odak grup görüşmeleri ve ilgili kamu kuruluşlarıyla yaptığımız bilgi paylaşımı aracılığıyla kooperatiflerin sorunlarını tespit ettik. Böylelikle, kooperatifçiler en yetkin kişilerden bilgi edinme ve sağlam bilgi tabanı oluşturma imkanına sahip oldu. Ayrıca, süreçte öne çıkan önemli noktaları özetleyen çevrimiçi seminerler serisi raporunu yayınladık.
“Kimseyi geride bırakmadan”, mülteci gruplarının bilgiye erişebilmelerini sağlamak amacıyla “koopdestek.com” sitesinin Türkçe olan içeriğinin Arapçaya çevrilmesini destekledik. Farklı konular üzerine yaklaşık 500 soru ve cevabı barındıran bu veri tabanını hem ev sahibi topluluklar hem de mülteci grupları için erişilebilir kılmaktaki amacımız eşitliği sağlamaktı.
Ayrıca, tüm işletmeler gibi kooperatifler de küresel salgında gelir üretmekte zorluklar yaşadığı için, altı kooperatifin yönetici, ortaklar ve personelinin teknik ve sosyal becerilerini geliştirip çevrimiçi satış platformunda kullanmalarını hedefleyen bir program oluşturduk. Bu program dijital dönüşüm için kapasite geliştirme ve bireysel mentörlük, işletmeden işletmeye (B2B) ve işletmeden tüketiciye (B2C) eşleştirme ve iş geliştirme hizmetleri ile zenginleştirildi. Buna ek olarak, kooperatifler salgına yanıt olarak pazarlama hacimlerini artırmak üzere Türkiye’nin en büyük çevrimiçi satış platformunda bir çevrimiçi mağaza açabildiler. Tasarlanan müdahalelerde, işgücü piyasasının hem arz hem de talep tarafını göz önünde bulunduruyoruz. Daha sonra, kooperatifleri tedarik zincirine dahil etmek için, özellikle yerel düzeyde sosyal satın alma hakkında bir savunuculuk raporu hazırlayacağız.
Amacımız yalnız yeni kooperatiflerin kurulmasını desteklemek değil, aynı zamanda mevcut kooperatiflerin kapasitelerini artırarak, mültecileri kooperatif ortağı yapmak ve entegre etmektir. Bu amaç doğrultusunda, İstanbul’da düzenlediği eğitimler ve uzman havuzuyla, şehirdeki tüm kooperatiflerin kapasitesini artıracak eğitim merkezi işlevi görecek bir “Kooperatif Kuluçka Merkezi” kurulmasına destek sağladık. Uzmanlar tarafından pazarlama, finansal okuryazarlık, muhasebe, tarım ve e-ticaret dahil olmak üzere birçok alanda eğitim kursları veriliyor. Bu eğitimler, kooperatif ve son yararlanıcıların işgücü piyasasına daha iyi entegre olmasını mümkün kılacaktır.
Gelecekte de değişen çalışma yaşamının ihtiyaçları temelinde Türkiye’nin kooperatif ortamını güçlendirmeye yönelik desteğimizi sürdüreceğiz.
Türkiye’de kooperatiflerin ve daha geniş sosyal dayanışma ekonomisinin (SDE) geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Kooperatifler, daha geniş sosyal dayanışma ekonomisinin kilit bileşenleridir. Karşılıklı olma ve dayanışma ilkelerine dayalı olarak, sosyal sorunlara yanıt vermek suretiyle krizlerden düze çıkabilmemize yardım edebilirler. Rekabet ile kamu yararı arasında bir denge kurma konusunda kooperatifler önemli araçlardan birisi olabilirler.Faaliyetlerine toplumsal faydayı dahil eden yeni kurulmuş sosyal kooperatif ve sosyal işletmelerin sayısı Türkiye’de gün geçtikçe artıyor. Daha da önemlisi ise, verdikleri hizmetlerin etkinliği bakımından pozitif sonuçlar yaratıyorlar. Bu durum hem kooperatiflerin hem de SDE diğer birimlerin, devlet hizmetlerinin karşılayamadığı, kaynakların yetersiz kaldığı durumlarda en temel insani ihtiyaçları karşılayabilecek durumda olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak, yeni geliştirilen sosyal ve dayanışma ağları, projeler ve kooperatiflere dair son kanun tasarısı, ulusal düzeyde olumlu bir ivme olduğunu kanıtlıyor. Artan farkındalık ve sahada çoğalan girişimlere bakıldığında, yerel, bölgesel ve insani gelişim üzerinde çalışan SDE işletmelerinin sayı ve etkisinin gelecekte de artmaya devam edeceğini düşünüyorum.