Başarı hikayeleri insan yakışır işlerin mülteci ve ev sahibi toplulukların yaşamlarını nasıl iyileştirdiğini ortaya koydu

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Almanya Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı, Hollanda Dışişleri Bakanlığı ve UNICEF, Beşinci Brüksel Konferansı kapsamında ve Avrupa Birliği ev sahipliğinde “Suriye’nin ve bölgenin geleceğini desteklemek” başlıklı bir yan etkinlik düzenledi.

Basın açıklaması | 31 Mart 2021 Çarşamba
BEYRUT (ILO Haber) – AB ev sahipliğinde yapılan “Suriye ve bölgenin geleceğini desteklemek” konulu Beşinci Brüksel Konferansı’nın yan etkinliği olarak düzenlenen sanal etkinlik, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ve kalkınma ortaklarının Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların iş gücü piyasasına erişim zorluklarını nasıl aştığını, bu süreçte daha dayanıklı ve sosyal uyumlu toplumları nasıl inşa ettiğini ortaya koydu.

İstihdam, dayanıklılık ve sosyal uyum - Mülteciler ve ev sahibi topluluklar için işgücü piyasasına erişimdeki zorluklar ve başarı hikayeleri” başlıklı yan etkinliğe Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Almanya Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ), Hollanda Dışişleri Bakanlığı ve UNICEF ev sahipliği yaptı.

Panelistler ve katılımcılar, COVID-19’un, mültecilerin yaşadıkları topluluklarda sosyal uyuma katkıda bulunacak ihtiyaca uyarlanmış eğitim ve aktif işgücü piyasası politikaları yoluyla mülteciler ve ev sahibi toplulukların sürdürülebilir istihdama geçişlerine destek olmak amacıyla tasarlanmış istihdam yaratma önlemlerini nasıl etkilediğini tartıştılar. Etkinlikte tartışılan önlemler, Almanya ve Hollanda hükümetlerinden sağlanan finansman ile ILO ve UNICEF tarafından uygulanıyor.

Çatışmanın onuncu yılına girdiğimiz bu dönemde, Suriye’de ve çevre bölgede durum hala oldukça kritiktir. Suriye’de ve mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerde zaten var olan ağır ekonomik, mali, sosyal ve insani kriz, son yılda COVID-19’un yayılması ve ekonomik faaliyetlerin azalması nedeniyle daha da derinleşmiştir.

Etkinliğin moderatörlüğünü yapan Berghof Vakfı Lübnan Direktörü Feras Khairallah, gençler üzerindeki etkinin özellikle ağır olduğunu açıkladı. “Temel sayısal ve sözel becerilerin yanı sıra aktarılabilir beceriler ve iş gücü piyasasına ilişkin eğitim eksikliği, birçok gencin gelir getirici istihdama katılamaması anlamına geliyor. Başta mülteciler olmak üzere genç çalışanlar ve kadınlar, artan işsizlik, kayıtdışı istihdam ve işgücü piyasasında geleceğin belirsizliği karşısında sorun yaşıyorlar” dedi.

Etkinlik, Irak Kürdistan Bölgesi’nden bilgisayar bilimleri öğrencisi Amal Ibrahim’in anlatımıyla başladı. Amal, UNICEF tarafından finanse edilen bir proje kapsamında ACTED tarafından Dohuk’ta verilen “İstihdam Edilebilirlik, Girişimcilik, Yaşam Becerileri ve Aktif Yurttaşlık (EELSAC)” eğitimine katılmış. Amal’ın hayali, teknoloji dünyasına girmek ve bu alanda kendi işini kurmak. Şimdi, Hollanda Hükümeti tarafından finanse edilen “Irak’ta zorla yerinden edilmiş kişiler ve ev sahibi topluluklar için olanakları iyileştirme ortaklığı (PROSPECTS)” kapsamında ILO ve UNICEF tarafından verilen ek girişimcilik eğitimini alacak.


Amal Ibrahim, EELSAC eğitimi hakkında şunları söyledi: “Hedeflerimi nasıl belirleyeceğimi ve zamanımı nasıl yöneteceğimi öğrendim; iş mülakatı, özgeçmiş hazırlama, çevrimiçinde iş olanaklarını araştırma ve başvurmayı öğrendim. Bu da benim ekip çalışmasına bakışımı olumlu yönde değiştirdi ve çeşitliliğe saygımı artırdı. Mesleki geleceğim için sorumluluk üstlenmeye teşvik etti. Ayrıca, çalışan olarak haklarımı öğrendim, gerçek işyerlerinde olabilecek gerçek yaşam senaryoları yoluyla işverenin zihniyetini kavramaya çalıştım”.

Ürdün’de yaşayan Suriyeli bir mülteci olan ve sosyal çalışma ve göç çalışmaları alanında yükseklisans öğrenimi gören Ali Fawaz, KfW Kalkınma Bankası yoluyla Almanya Hükümeti tarafından finanse edilen Ürdün’de ILO’nun İstihdam-Yoğun Altyapı Programı (EIIP) kapsamında veri giriş alanındaki deneyimini anlattı.

Fawaz, EIIP programında çalışmasının, kişisel ve mesleki gelişimine katkıda bulunduğunu söyledi. “Mesleki olarak, işte, bilgisayar bilimleri ve diğer alanlarda yeni beceriler edindim, ayrıca resmi yazışmaların hazırlanmasına vs. yardım ettiğim belediyede İngilizce becerilerimi kullandım. Mali olarak, işimden aldığım ücret iyiydi. Ancak COVID-19 küresel salgını başladı, işim kesintiye uğradı, ancak maaş almaya devam ettim, bana çok büyük yararı oldu. Çalışmak ayrıca insanın ruhsal esenliğine de olumlu katkı yapıyor çünkü başka insanlarla tanışıyor, kaynaşıyor ve profesyonel etkileşimde bulunuyorum.”

Etkinlikte daha sonra, krizle mücadele alanında faaliyet gösteren çeşitli programları ve kurumları temsil eden panelistler tartıştılar ve mülteciler ve ev sahibi toplulukların çatışma ve kriz dönemlerinin ötesinde daha iyi geleceğe sahip olabilmeleri için neler yapılması gerektiğini değerlendirdiler.

BMZ Genel Direktör Yardımcısı ve Mülteci Politikası Komiseri Elke Löbel şunları söyledi: “Suriye krizinin onuncu yılında mülteciler ve ev sahibi toplulukların durumu aşırı derecede sıkıntılı ve zorlu. Çabalarımızı artırmamız gerekiyor. Bu nedenle, ILO ve UNICEF ile ortaklık kurduk, sadece çalışmalarımızın etkisini katlamakla kalmayacağız, bir yandan da kısa dönemli istihdam yaratımını daha yapısal yaklaşımlar ile birleştireceğiz.”

Hollanda Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İşbirliği Direktör Yardımcısı Birgitta Tazelaar ise “Hollanda, BM ve IFI’ler ile ortak planlama ve programlamaya doğru değişen kültürü daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Böyle bir değişim, münferit kurumların ilgi/çıkarlarından önce, etkilenen insanları ve ihtiyaçlarını ön planda tutuyor” dedi.

ILO Arap Ülkeleri Bölge Direktörü Ruba Jaradat ise şu değerlendirmede bulundu: “Mülteciler ve ev sahibi topluluklar için insana yakışır iş fırsatları yoluyla dayanıklılık, toparlanma ve barışın yaratılmasına yönelik uzun vadeli çözümlere yatırım yapmamız hayati önem taşıyor.

İstihdam yaratımını desteklemek ve yaygın nakit temelli yaklaşımdan sürdürülebilir işe yerleştirme ve sistematik bayındır işlerine geçişi desteklemek büyü önem taşıyor. Ortaklıklar bu bağlamda hayati rol oynuyor. Kalkınma ortaklarımızın cömert katkıları olmasaydı ILO, Suriyeli mülteciler ve ev sahibi topluluklar için insana yakışır işleri destekleyemezdi; burada huzurlarınızda Almanya ve Hollanda hükümetlerine özel olarak teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle de bölgedeki yerel ekonomiler ve hükümetlerin küresel salgının etkilerini hafifletme kapasiteleri üzerinde artan baskıyı göz önüne aldığımızda, sosyal uyumun desteklenmesi de büyük önem taşıyor. Mülteciler ve ev sahibi topluluklarla birlikte çalışmak gerilimler ve güvensizliği azaltabilir ve azaltıyor da”.

UNICEF Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Ted Chaiban ise şunları söyledi: “Genç mülteciler de dâhil olmak üzere gençler şu anda ağır bir öğrenim ve istihdam kriziyle karşı karşıya. Milyonlarca çocuk ya okuldan ayrıldı ya da ayrılma riskiyle karşı karşıya. Bölgemiz zaten COVID-19 öncesinde dahi dünyada genç işsizliğinin en yüksek olduğu bölgeydi. Başta Suriye krizinden etkilenenler olmak üzere gençlerin istihdama geçişine destek olacak çok sektörlü, sistematik ve ölçekli çözümler bulmamız açısından ortaklıklar mutlak surette kritik önem taşıyor”.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK): “KİGEP ile 10 binin üzerinde çalışanın kayıtlı işlere ve sosyal güvenceye ulaşmasını destekledik”

Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) Kayıtlı İstihdama Geçiş Programı (KİGEP) proje koordinatörü Ahmet Serdar Yağmur, programın SGK ile ILO Türkiye Ofisi arasındaki yakın işbirliğinin göstergesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “İşverenlerin Suriyeli çalışanlar için çalışma izni almak için başvurmalarına, Suriyeli ve Türk çalışanların sosyal güvenlik primlerini karşılamalarına idari ve mali destek sağlıyoruz. Bugüne kadar 10 bini aşkın çalışanın kayıtlı işlere ve sosyal korumaya erişmesini destekledik. Olumlu ekonomik etkisine ek olarak program, Suriyeli ve Türk çalışanlar arasında sosyal uyumun artmasına katkıda bulunuyor.”

Ürdün Planlama Bakanı Nasser Shraideh, COVID-19 küresel salgınının Ürdün hükümeti, Ürdün halkı ve Ürdün’de yaşayan Suriyeliler üzerinde nasıl ek baskılar oluşturduğunu, büyük ücret düşüşleri, iş kayıpları ve beceri açıklarına neden olduğunu belirtti. Bakan, mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin bu zorlukları aşmasına yardım etmek için uluslararası desteğin her zamankinden çok daha önemli hale geldiğini vurguladı.

Bakan Nasser Shraideh sözlerini şöyle sürdürdü: “Ürdün Hükümeti, Suriyeli mülteciler bakımından birçok ilerici politika benimsedi; bunlar arasında çalışma izinleri, sektörler ve alt sektörler arasında esnek geçiş, Suriyeli mültecilerin yeni mesleklere dahil edilmesine olanak tanıma, Suriyelilere evlerinde işletme kurma izninin tanınmasını sayabiliriz. Ancak ekonomide gerçek bir toparlanma olmadan, ve sahadaki durumu daha iyi ve etkin biçimde planlamak ve yürütmek için yıllara yayılmış finansman taahhütleri içeren türden destek olmazsa, bu önlemler elbette yeterli olmayacak.”

Panelistler ve katılımcılar ayrıca, Türkiye’de yaşayan, bilgisayar bilimleri öğrenimi gören ve bir yandan da gıda üretim şirketinde çalışan Suriyeli mülteci Ammar Alkar’ın anlatımını da dinlediler. Alkar, KfW Kalkınma Bankası yoluyla Almanya Hükümeti ve ABD Nüfus, Mülteciler ve Göç Bürosu (USBPRM) tarafından finans edilen Kayıtlı İstihdama Geçiş Programı’nın (KİGEP) bir yararlanıcısı.

“KİGEP desteği sayesinde, COVID-19 küresel salgınında çalışanlarımızı muhafaza edebildik, işten çıkarmak zorunda kalmadık. Zor zamanlardan geçmemize rağmen, işlerimiz büyüdü ve şu anda genişlemeyi ve ürünlerimizi çeşitlendirmeyi düşünüyoruz. KİGEP yoluyla aldığımız yardım oldukça teşvik edici oldu” dedi Alkar.

Dinleyiciler arasındaki Alman Kalkınma Değerlendirme Kurumu’ndan Kıdemli Değerlendirici Helge Roxin ve Ürdün UNRWA İşleri Direktörü Marta Lorenzo da konuyla ilgili görüşlerini paylaşarak katkıda bulundular.