Hayatta kalmaktan fazlası: Kendine yeterliliği ve kayıtlı işleri arttırmak

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Suriyelilerin kendilerine yeterliliklerini ve Türkiye ekonomisindeki üretkenliklerini güçlendirmenin yanı sıra, Türk vatandaşlarının da işgücü piyasasının dinamik değişkenlerine karşılık verebilme konusunda destekleme ihtiyacından hareketle istihdam edilebilirliği arttırmayı amaçlıyor. Bu bağlamda hayata geçen projelerden biri olan “Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Türk Vatandaşları için İnsana Yakışır İş Fırsatlarının Desteklenmesi Projesi”, Suriyelilerin ve Türk vatandaşlarının kayıtlı işgücü piyasasına erişimlerini kolaylaştırıyor ve beceri ve yetkinliklerini güçlendirmeleri konusunda destek oluyor.

Haberler | 19 Aralık 2019 Perşembe
Suriye’deki çatışmaların başlangıcı sekizinci yılını tamamlarken, 3.6 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapan Türkiye, beşinci kez üst üste dünyada en yüksek sayıda mülteciyi ağırlayan ülke oldu. Diğer yandan Suriyeliler, işgücü piyasasına erişimde ve düzenli iş bulma konusunda zorluklar yaşamaya devam ediyor. İşgücü piyasasına erişime ilişkin zorluklar arasında ise düşük istihdam edilebilirlik, hizmet ve bilgilere sınırlı erişim ile yetkinlik ve becerilerinin kısıtlı tanınması öne çıkıyor. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvencesiz istihdam koşullarında, düşük ücretle ve kayıtdışı çalışıyor.

2016’dan bu yana Suriyeliler, işverenleri üzerinden çalışma iznine başvurabiliyor, ancak çalışma iznine sahip olanların sayısı düşük. Bugün Türkiye’de 2.16 milyon çalışma çağında Suriyeli bulunuyor, ancak bunların yalnızca 1 milyonunun işgücü piyasasına katıldığı tahmin ediliyor.

Çalışmalarının merkezine insana yakışır iş, ekonomik ve sosyal güvenlik ile herkes için sosyal adaleti alan ILO, bu çerçevede uyguladığı projeyle, Suriyeliler ve Türk vatandaşları için insana yakışır istihdam koşulları ile çalışanların haklarının tüm yönleriyle uygulanması için destekte bulunuyor. Söz konusu proje, KfW Kalkınma Bankası (KfW) aracılığıyla Alman Federal Hükümeti tarafından finanse ediliyor.

İnsana yakışır işi hem korumak, hem de oluşturmak için etkin bir teşvik sistemi

Projeyle birlikte, Suriyelileri ve Türk vatandaşlarını kayıtlı istihdam eden işverenler, bir teşvik sistemi aracılığıyla ödüllendiriliyor. Bu sistemle desteklenecek işverenler üzerinden Suriyeli ve Türk vatandaşı toplam 8.000 çalışanın sosyal güvenlik ödemeleri ile 4.000 Suriyelinin çalışma izni harcı ödemeleri yapılacak.

Son günlerine yaklaşılan 2019 yılında, henüz kısa süre önce uygulanmaya başlayan projeden yararlananların sayısı 385’e ulaştı. Projeden yararlanan çalışanların hangi sektörde çalıştıklarına bakıldığında ise, Suriyelilerin Türk vatandaşlarına kıyasla daha çok emek yoğun sektörlerde istihdam edildiği görülüyor. Öyle ki, desteklenen toplam istihdamın yarısından fazlası tekstil ve ayakkabıcılık sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler tarafından sağlanıyor.

Proje tarafından desteklenen istihdamın dağılımına bakıldığında göze çarpan bir diğer durum ise, talebin düşük beceri ve yetkinlik gerektiren işlerde yoğunlaşması. Öte yandan, birçok işveren, bu işlere yönelik talebin yerel halktan çalışanlar arasında düşük olduğunu ve Suriyeli olmayan çalışanları bu sektöre yönlendirmekte daha çok çaba harcadıklarını belirtiyor. Dolayısıyla büyük oranda teşvikler, sınırlı ama belirli alanlarda aranan becerilere sahip Suriyelilerin kayıtlı istihdamına destek oluyor. Aynı zamanda, işletmelerin personel değişim oranını düşürerek, daha çok ve verimli üretimlerine katkı sağlıyor.

Projenin sağladığı teşvik sisteminden yararlanan birçok işletmeden biri olan Swans Ayakkabı Genel Müdürü Sedat Alkan, “Ayakkabıcılık sektörü kolay bir sektör değil. Çevremizdeki birçok diğer ayakkabıcı Suriyelileri neden kayıtlı çalıştırdığımızı soruyor. Benim yanıtım basit: Çünkü hak ediyorlar” diyor.

Yük değil fayda

Teşvikten yararlanan işletmeler ve çalışanlar yalnızca sanayide değil, hizmet sektöründe de varlar. Son yıllarda örneğin Orta Doğu ülkelerinden sağlık hizmetlerinde düşük fiyat sunulan Türkiye’ye tedavi için gelen hasta sayısının artışıyla birlikte, bu sektörde Arapça konuşan kişilere yönelik istihdam ihtiyacı yükseldi. Suriyeli iki genç kadın, 21 yaşındaki Avin Hannan ve 18 yaşındaki Roz Allothman, bu alanda çalışanlardan sadece ikisi. Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için Türkiye’ye gelen hastalara çok yönlü danışmanlık veren Mest Medifema Assistance Company’de çalışan genç kadınlar, Türkiye’ye gelen yabancıların tedavilerinin farklı aşamalarında destek oluyorlar. Mest Medifema’nın 71 çalışanı var, çalışanlarının önemli bir bölümünü Suriyeliler oluşturuyor.

Roz ve Avin, Türkiye’ye Halep’ten gelmişler. Bir yandan Türkçe öğrenip, okuyup, çalışmaya devam etmişler. Bugün Mest Medifema’da hem Suriyeliler, hem de Türk vatandaşlarıyla birarada çalışıyorlar. Roz, liseyi bitirince tıp okumak istiyor, tıp bölümüne giremezse hemşire olmak istiyor. Avin de sağlık sektöründe çalışmaya devam etmek niyetinde.

Bir diğer çalışma arkadaşı, 23 yaşındaki Türk vatandaşı Gamze Fırat, “Suriyelilerle çalışırken öğrendik ki onlar bizm için tehdit değiller, aksine yeni işler için bizlere de kapılar açabilirler” diyor.

Aynı zamanda kadınların güçlendirilmesi hedefini uygulayan proje, bireylerin ve kurumların kapasitelerinin güçlendirilmesini odağına alıyor. Projeyle istihdamı desteklenen kadınların oranı şimdiden yüzde 27, yani toplam yüzde 30 olan hedefin az bir oranla altında.

Proje, ILO’nun Türkiye’de Mülteciler ve Ev Sahibi Toplulukları Destekleme Programı’nın bir parçası ve Türkiye’nin birçok şehrinde sürdürülecek. Projenin 2022 sonuna kadar devam etmesi bekleniyor.