Herkes için İnsana Yakışır İş

Herkes için insana yakışır iş yolculuğunda kadınlar nasıl geride bırakılıyor

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirme, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele, iklim değişikliğini ele almaya yönelik ortak bir vizyon belirlemişti. Küresel salgın, Amaç 8’de belirtilen herkes için insana yakışır işlere yönelik ilerlemeyi tersine çevirecek mi? En azından kadınlar için durum böyle görünüyor.

Yorum | 29 Mart 2021 Pazartesi
© Engin Akyurt / Unsplash
Küresel salgının başlamasından önce dahi, çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliğinin uzağındaydık. Şimdi kadınlar COVID-19 krizinde ön saflardalar, sağlık çalışanlarının %70’i olmak üzere, zorunlu işçilerin büyük bir kısmını oluşturuyorlar. Ancak, dünyada tüm bölgelerde ve tüm gelir gruplarında, küresel salgın en ağır darbeyi kadınların iş gücü piyasasındaki olanaklarına indirdi. Bu durum muhtemelen, “İstikrarlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır işleri desteklemek” hedefini güden Amaç 8 kapsamında kaydedilen ilerlemenin bir kısmını tersine çevirecek. Küresel salgının iş gücü piyasaları üzerindeki etkisini tamamıyla anlayabilmemize yetecek küresel verilere henüz sahip olmasak da, şu anda bildiklerimize kısaca göz atalım.

Kadınların istihdam kaybı erkeklerden çok daha yüksek, kadınların birçoğu iş gücü piyasasından tamamen çıkıyor

2020 yılında işgücü piyasasındaki aksama, 2009 küresel mali krizin etkisini fazlasıyla aşmış durumda. İstihdam kayıpları hem bugüne kadar görülmedik düzeyde, hem de erkeklere (%3,9) kıyasla kadınlar (%5,0) için daha yüksek.

Buna ek olarak, genel tecrit nedeniyle okulların kapanması, çocuklara evde bakma gereğini artırdığından, bu bakımı sağlamak üzere kadınların iş gücünden ayrılması, erkeklerden daha yüksek oranlarda gerçekleşti. Bu da, iş gücüne katılım oranlarında zaten uzun zamandır var olan cinsiyete dayalı açığını daha da büyüttü. 2019 yılında, küresel salgın başlamadan önce, esas çalışma çağındaki erkeklerin iş gücüne katılım oranı %93,5 iken, aynı kategorideki kadınlar için %62,1 idi. Bu oran, küçük çocukları olan eşli kadınlar için daha düşüktü.


Yönetim pozisyonlarında kadınların yetersiz temsiliyeti muhtemelen daha kötüye gidecek

Dünyada yönetim pozisyonlarında kadın oranı son 20 yılda yavaş bir ilerleme gösterdi; 2000 yılından bu yana 3 yüzde puanlık arttı. 2019 itibarıyla, kadınlar dünyada işgücünün %39’unu oluşturmalarına rağmen yönetim pozisyonlarının yalnız %28’ine sahipti. Bu da cam tavanın olduğu gibi durduğunu; erkeklerin CEO, üst yönetici ve meclis üyeleri gibi karar pozisyonlarına egemen olduğunu, bu tür makamların yaklaşık dörtte üçünü elinde tuttuğunu gösteriyor.



Öte yandan, küresel salgının kadınlar üzerindeki orantısız etkisi, son 20 yılda kaydedilen küçük ilerlemeyi tercine çevirme tehlikesi taşıyor. Verilerin mevcut olduğu 47 ülkenin yarıdan fazlasında, 2019’un dördüncü çeyreği ile 2020’nin üçüncü çeyreği arasında, yönetim pozisyonlarında kadın oranı azaldı, bazı ülkelerde ise önemli ölçüde azaldı. Üç aylık rakamlar, çoğunlukla yüksek gelirli ülkeler için mevcuttu. Yine de bu örüntünün, kadın yöneticilerin yarıdan çoğunun serbest çalışan statüsünde olduğu düşük gelirli ülkelerde geçerli olması muhtemeldir. Sosyal mesafeyi koruma önlemleri, genel tecrit ve aksayan tedarik zincirleri ve piyasalar, kadınların sahip olduğu işletmelerin performans ve büyümesini engelleyen yapısal eşitsizlik ve zorlukları daha da ağırlaştırdı, birçok işletmenin kapanmasına yol açtı.

Küresel salgının ILO tarafından modellenen tahminler ve projeksiyonlar üzerindeki etkisi

ILO, ülke tarafından bildirilen verilerin mevcut olmadığı ülkeler ve yıllar için iş gücü piyasası göstergelerini hesaplamak ve geleceğe ilişkin tahminlerde bulunmak için kullanılan bir dizi ekonomik modele sahiptir. Model girdileri tarihsel zaman serisi verileridir. COVID-19 küresel salgınının yarattığı benzeri görülmemiş iş gücü piyasası şokunu, tarihsel verilerle kıyaslayarak değerlendirmek zordur. Bu nedenle, ILO tarafından modellenen tahminler ve projeksiyonlara ilişkin veri setindeki verilerin çoğu 2019 yılında (tahminlerin elde edildiği zamanda mevcut olan yıllık işgücü araştırması verilerinin var olduğu en son yıl) sona eriyor. Bazı göstergeler için, bugünü tahmin etme modeli kullanılarak 2020 tahminleri elde ediliyor ve 2021 tahminlerini hesaplamak için yeni bir projeksiyon modeli kullanılıyor. Durumun istisna olması ve ilgili verilerin kıtlığı nedeniyle, 2020-21 tahminlerinin doğasında büyük ölçüde belirsizlik vardır.

Bugünü tahmin ve projeksiyon modelleri hakkında daha fazla bilgi için ILO Gözlem: COVID-19 ve Çalışma Yaşamı’nın eklerine bakınız.
 






Ne Eğitimde ne İstihdamda ne de Öğrenimde (NEET) olan genç kadın oranı artıyor

Dünyada, Ne Eğitimde ne İstihdamda ne de Öğrenimde (NEET) olan gençlerin oranında, on yılı aşkın süredir hiçbir iyileşme olmadı; genç kadınlar ise genç erkeklere göre daha orantısız biçimde etkilenmeye devam etti. 2019 yılında, genç kadınların NEET oranı genç erkeklerin iki katından fazlaydı.


2020 yılının tümü için küresel rakamlar henüz mevcut değil, verilerin mevcut olduğu 50 ülkenin 45’inde ancak üç aylık rakamlar, NEET oranlarının 20202nin ikinci çeyreğinden daha yüksek olduğunu gösteriyor. COVID-19 küresel salgını için alınan genel tecrit önlemlerinin 2020 yılında benzeri görülmemiş istihdam kayıplarına neden olması, genç çalışanların (%8,7) daha ileri yaştakilere (%3,7) göre daha büyük kayıplara uğraması karşısında bu sonuç şaşırtıcı değildir. Öte yandan, teknik ve mesleki eğitim, işbaşı eğitimi büyük ölçüde aksamış, birçok insanın öğrenimi bırakmasına neden olmuştur.
  COVID-19 krizi nedeniyle gençlerin durumunun ağırlaşması, genç kadınlar bakımından özellikle kaygı verici boyutlardadır. Dünyada genç kadınların yaklaşık üçte biri, 2019 yılında NEET statüsündeydi.

Genel tecrit önlemleri, kadınların yüksek oranlarda yer aldığı yüksek riskli sektörlerle birlikte, kayıtdışı ekonomide çalışanların geçimlerini tehdit ediyor

Kayıt dışı ekonomide çalışan tahminen 1,6 milyar insan, yani tüm dünyada kayıtdışı çalışanların %76’sı, genel tecrit önlemlerinden önemli ölçüde etkilendi ve/veya konaklama ve yiyecek hizmetleri gibi en ağır darbe alan sektörlerde çalışıyordu. Bu kesimin içinde kadınlar, yüksek riskli sektörlerde yüksek oranlarda yer alıyor; çalışan kadınların %42’si, çalışan erkeklerin yalnız %32’si anılan sektörlerde yer alıyor.

Kayıt dışı istihdam kriz dönemlerinde artıyor, çoğu kez hayatta kalmak veya gelirini sürdürmenin “varsayılan” seçeneği oluyor; ancak COVID-19 küresel salgınında insan ve malların hareketliliğine getirilen kısıtlamalar, bu türden baş etme mekanizmalarını kullanma olanaklarını da kısıtladı. Bu da, kayıt dışı çalışanları ve ailelerini oldukça güvencesiz hale getirdi, ani gelir kayıplarına maruz kaldılar ve yoksulluğa düşme riskleri arttı.

SKA’ların izlenmesinde ILO’nun rolü

ILO, 100 yılı aşkın süredir çalışma yaşamındaki sorunların çözümü üzerinde çalışıyor. Bu nedenle, ILO, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan beşincisi olan insana yakışır işe ilişkin 14 göstergenin de sorumlu ajansı olarak belirlendi. Sorumlu kurum olarak ILO şunları yapıyor:
  • Veri üreticilerinden ulusal istatistikleri derlemek
  • Ülke verileri ve metaverileri doğrulamak, uluslararası karşılaştırılabilirliğini sağlamak
  • Küresel ve bölgesel toplamları tahmin etmek
  • Verileri analiz etmek, veri açıklarını ve başlıca trendleri tespit etmek
  • Veriler ve metaverileri yıllık olarak BM’ye raporlama
  • SKA ilerleme raporlarına katkıda bulunmak
  • SKA işgücü göstergelerine ilişkin yüksek kaliteli verileri üretmeye yönelik ulusal kapasiteleri güçlendirmek.
 

Bir süredir bildiğimiz üzere, COVID-19 krizi kadınlar üzerinde orantısız etki yarattı. Mevcut veriler, bu durumun mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ne ölçüde daha kötüye götürdüğünü gösteriyor. Daha iyi ve daha adil yeniden inşa için, istihdam politikaları toplumsal cinsiyet eşitliğini toparlanma çabalarının merkezine almalı, bir yandan da karşı karşıya olduğumuz zorlukları yeterince ölçebilmek için toplumsal cinsiyetin sağlanmasına yönelik önlemleri ve verileri güçlendirilmelidir.

Yazarlar






 
Vipasana Karkee

ILO İstatistik Departmanı Veri Üretim ve Analiz Birimi’nde istatistikçi

Tüm Yazıları





 
Marie-Claire Sodergren

ILO İstatistik Departmanı Veri Üretim ve Analiz Birimi’nde kıdemli ekonomist

Tüm Yazıları