ILO is a specialized agency of the United Nations
ILO-en-strap
Go to the home page
Site Haritası | İletişim English
> Ana Sayfa > Çalısma Alanları

ILO 90th Anniversary website

ILO 90th Anniversary website
Herkes İçin İnsana Yakışır İş: Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge Uygulaması

ILO 90th Anniversary website
Türkiye’nin Tekstil Sektöründeki KOBİ’ler için Sürdürülebilir Bağlantılar

ILO 90th Anniversary website

Almanya Başbakanı ve beş uluslararası kuruluşun liderleri, güven ortamını yeniden oluşturmak, büyüme ve istihdamı sağlamak için eşgüdümlü siyasal girişimler çağrısında bulundu.

Basın açıklaması

6 Ekim 2011

BERLIN (ILO Haberler) - 3-4 Kasım tarihlerinde Cannes’da yapılacak yeni G20 Zirvesi öncesinde Almanya Başbakanı Angela Merkel ile aralarında ILO Genel Direktörü Juan Somavia’nın da bulunduğu beş uluslararası kuruluş lideri ortak bir açıklama yaptı. Ortak açıklama, dünya ekonomisinde güveni yeniden tesis etmek, güçlü, sürdürülebilir ve dengeli bir büyümenin gerektirdiği yapısal politikaları uygulamak için bu yöndeki uluslararası çabaların artırılması çağrısında bulunuyor.
Ortak açıklama, istihdamı artırmaya yönelik politikalarla el ele yürütülmek üzere sağlam makroekonomik politikalar geliştirilmesi çağrısında bulunmaktadır. ILO’nun İnsana Yakışır İş Gündemi’ni ve Küresel İşler Paktı yaklaşımını temel alan bu çağrıda, reel ekonominin iş yaratan işletmelerine yapılacak üretken yatırımların birinci öncelik taşıması gerektiği ileri sürülmektedir. Almanya Başbakanı Angela Merkel, OECD Genel Sekreteri Angel Gurría, DTÖ Genel Direktörü Pascal Lamy, ILO Genel Müdürü Juan Somavia, IMF Direktörü Christine Lagarde ve Dünya Bankası Grup Başkanı Robert B. Zoellick de G20 İstihdam ve Çalışma Bakanları toplantısının sonuçlarını, yeni işler yaratılması ve sosyal korumanın pekiştirilmesi çabalarına önemli bir katkı olarak değerlendirmiştir.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, OECD Genel Sekreteri Angel Gurría, DTÖ Genel Direktörü Pascal Lamy, ILO Genel Direktörü Juan Somavia, IMF Direktörü Christine Lagarde ve Dünya Bankası Grup Başkanı Robert B. Zoellick’in 6 Ekim 2011 tarihinde Berlin’de gerçekleştirdikleri toplantı vesilesiyle yaptıkları ortak açıklama:

2008 yılında yaşanan finansal krizden çıkış süreci halen devam eden küresel ekonomi büyümekle birlikte yeni ve daha tehlikeli bir evreye girilmesi olasılığı da vardır. IMF tahminlerine göre dünya ekonomisi 2011 ve 2012 yıllarında ancak %4’lük bir büyüme hızı yakalayabilecektir. Büyümedeki sürekliliği tehdit eden ve ciddi kaygı yaratan gelişmeler de söz konusudur. İşsizlik yüksek düzeylerde kalacaktır ve G20 ülkelerinin kriz öncesi istihdam oranını yeniden yakalaması açısından henüz 20 milyon iş açığı bulunmaktadır. Dahası, krizi izleyen durgunluk döneminin doğrudan sonucu olarak borç düzeyleri de birçok ülkede dramatik şekilde yükselmiştir. Borçların artmasına neden olan diğer olgular arasında finans sektörünün daha önce görülmemiş boyutlardaki desteği ile hükümetlerin büyümeyi ve istihdamı yeniden canlandırmak üzere başvurdukları mali uyarıcılar da yer almaktadır. Sonuçta, finansal piyasalara olan ve finansal piyasaların güveni ile finansal sürdürülebilirliğe olan güven önemli ölçüde sarsılmıştır.
Güven ortamını yeniden oluşturmak, büyüme ve istihdam perspektiflerini güçlendirmek açısından, yapısal reformlarla birlikte mali konsolidasyonu sağlayacak güçlü önlemlere gerek vardır. Politikaların makroekonomik ve yapısal araçlar arasındaki sinerjileri azamiye çıkarması gerekiyor. Bu çabaların uluslararası ölçekte eşgüdüme kavuşturulması büyük önem taşıyor. G20, kendini uluslararası ekonomik işbirliği açısından birinci önemde bir forum olarak kabul ettirmiştir. G20 Cannes Zirvesi’nde dünya ekonomisine ilişkin konulardan oluşan iddialı gündemi memnuniyetle karşılıyoruz ve verilen sözlerin sonuç alıcı eylemlerle tamamlanacağını umuyoruz.
Bu işbirliğini, ulusal hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve diğer paydaşlar aracılığıyla sağlanan diğer kurumsal bağlantılar tamamlamaktadır. Beş uluslararası kuruluşun –IMF, Dünya Bankası, ILO, OECD ve DTÖ – aralarındaki işbirliğini güçlendirmiş olmalarını ve özellikle aşağıdaki alanlarda olmak üzere daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomi için bu işbirliğini sürdürecek olmalarını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz:
1- Finansal krize karşı sağlanan ilerlemeden memnunuz. Benimsenen olağandışı mali uyarım politikaları ekonomilerin daha da kötüye gitmesini önlemiştir. Borç düzeyleri yükseldikçe, asıl vurgu örneğin “borç frenleri” gibi inandırıcı orta-uzun dönemli konsolidasyon politikalarına yapılmalıdır. Bu arada, orta dönemli büyüme perspektiflerini etkilememeye özen gösterilmeli, büyüme ve istihdam artışı için yapısal reformlar gerçekleştirilmelidir.
2- Sağlam makroekonomik politikaların, ILO’nun İnsana Yakışır İş Gündemi’ni ve 2009 Uluslararası Çalışma Konferansı’nda benimsenen Küresel İşler Paktı yaklaşımını temel alan ve istihdamı artırmayı amaçlayan girişimlerle birlikte yürütülmesi gerekir. Reel ekonominin iş yaratan işletmelerine yapılacak üretken yatırımların birinci öncelik taşıması gerekmektedir. G20 İstihdam ve Çalışma Bakanları toplantısının sonuçları, yeni işler yaratılması ve sosyal korumanın pekiştirilmesi çabalarına önemli bir katkı olarak değerlendirmiştir.
 3- Ticaretin, küresel büyümeyi ve istihdamı artırmada önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bugünkü ekonomik ortam veri alındığında, ülkelerin korumacı baskılara karşı direnmelerinin büyük önemi vardır. DTÖ Doha Turunun henüz başarıya ulaşamamış olmasını üzüntüyle karşılıyoruz. Ekonomik büyüme üzerindeki olumlu etkinin ötesinde, çok taraflı ticaret açılışı da adil rekabetin sağlanması, ticaretteki çarpıklıkların önlenmesi ve özellikle gelişmekte olan ülkeler için yeni pazar fırsatları yaratılması açısından bir araç olarak önem taşımaktadır. Cannes’daki G20 Zirvesi, Aralık ayında yapılacak DTÖ Bakanlar Konferansı’nın başarılı geçmesi için taze bir siyasal işaret vermelidir. 2012 yılında ticari açılış ve kural koymada somut sonuçlar için net bir yol haritasının gerektiğine inanıyoruz.
4- Krizin verdiği bir başka ders olarak, büyümeyle ilgili geleneksel kavramlarımızı geliştirmeyi düşünüyoruz. Ekonomik gelişmenin başlıca göstergesi olarak GSYH’ye, toplumsal, çevresel ve istihdamla ilgili uygun göstergeler eklenerek insanların refah düzeyleri daha kapsamlı biçimde ele alınabilir. Gerek Stiglitz Komisyonu gerekse Alman ve Fransız Ekonomik Danışma Konseyleri bu yaklaşımı besleyecek kimi temel görüşler belirtmiştir. DTÖ, ILO, IMF ve Dünya Bankası ile birlikte hazırladığı “Küreselleşmiş bir Dünyada Maddi Refahın Ölçülmesi” başlıklı raporu olumlu karşılıyoruz ve OECD’nin kapsayıcı bir büyümeyi öngören ve DTÖ ve ILO ile birlikte hazırladığı rapor üzerindeki tartışmaları bekliyoruz.
5- İklim değişikliği ve doğal kaynakların korunması zamanımızın en önemli görevleri arasındadır. Bu görevler aynı zamanda büyüme için fırsatlar da yaratabilir. Düşük karbon salımı ve yeşil büyüme potansiyeli gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hedef gözeten girişimlerle hayata geçirilmelidir. Tüm uluslararası kuruluşlar yeşil büyümeyi sağlama ve bunun için birlikte çalışma taahhüdünde bulunmuşlardır. Durban’da başarılı bir COP (Taraflar Konferansı) gerçekleşmesi ve düşük karbon stratejilerinin geliştirilmesi için çaba gösteriyoruz.
6- Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki devrimler halkların daha fazla özgürlük, fırsat ve hukukun üstünlüğü özlemlerini yansıtmaktadır. Her ülkenin değişim için kendi yolunu seçmesi gerekirken, dönüşüm sürecinin başarısı güçlendirilmiş bir yönetişimi, kapsayıcı büyümeyi, iyi işleyen bir piyasa ekonomisini, iyi eğitimi ve iş fırsatlarını gerektirmektedir. Hesap verebilirliği olan kurumlar inşa etmelerinde ve pazarlara daha fazla erişebilmelerinde yardımcı olma amacıyla bu ülkeleri çeşitli girişimler ve programlarla desteklemeye hazırız.

Küresel ekonomiyi uzun vadede güçlü, sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme rotasına yerleştirmek için, uluslararası işbirliğinin küreselleşmeye ilişkin ortak ve sağlam bir anlayışı giderek daha fazla temel alması gerekmektedir.  Dolayısıyla, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler arasında güvene dayalı bir diyaloğun sürmesi zorunludur. IMF, Dünya Bankası, ILO, OECD ve DTÖ gerek kendi aralarındaki gerekse hükümetlerle olan işbirliklerini daha da yoğunlaştırarak, çağdaş bir küreselleşme politikasının farklı alanlarında hükümetler için değerli ortaklar olma konumlarını sürdürecektir.

 

 


 
Last update:01.11.2011 ^ top