ILO 90’ıncı kuruluş yılını kutlarken, 100. yılın hazırlıkları da bir diğer yandan sürüyor. ILO’nun Yüzyıl Projesi, kuruluş yüzüncü yılına ulaşırken bugüne kadar kazanılan başarıların, bu başarıları getiren koşulların, ayrıca karşılaşılan sorunların ve güçlüklerin mümkün olduğunca eksiksiz biçimde kavranmasını amaçlıyor.
Yıldönümlerinin özelliği nedir ki insanlar sayım döküme yönelirler? ILO söz konusu olduğunda, onar yıllık zaman dilimlerinde ne kadar yaşam değiştiren olayların meydana geldiği belirgin biçimde görülür.
Bunlar:
1919 Milletler Cemiyeti ile birlikte Versay Anlaşması sonucunda ILO’nun kurulması.
1939 Savaş yaklaşırken, ILO harekete geçmeyi planladı. İkinci Dünya Savaşı’nı, ILO kendi ilkelerini, yöntemlerini ve amaçlarını salt korumanın ötesinde, bunların hepsini vurgulayıp pekiştirerek geride bıraktı.
1949 Teknik işbirliğini başlatma kararı alınıyor. O dönemin Genel Müdürü David Morse’un sözleriyle, bu “gerçekten radikal bir dönüşümün ilk adımları arasında” idi.
1959 Afrika’da ilk saha ofisinin açılışı.
1969 ILO’ya Nobel Barış Ödülü veriliyor.
Ve böyle sürüyor. 1998 yılında Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi ile birlikte yeni bir açılım sağlanıyor. 1999 yılında ise kuruluşun başına ilk kez güney yarıküreden bir Genel Müdür geliyor. ILO’nun 9. Genel Müdürü Juan Somavia hiç gecikmeden ILO için çığır açıcı bir vizyon ortaya koyuyor: “insana yakışır iş.”
İnsana Yakışır İş Gündemi ivme kazanıp tüm dünyada daha yaygın kabul görürken, ILO dünya ekonomilerini sarsan şokun, küresel finansal krizin ortasında 90. yaşına basıyor. Dünya “dengesiz, adaletsiz ve sürdürülemez” küreselleşmenin sonuçlarıyla boğuşurken, ILO böylesi bir ortamda bir kez daha temel mesajı olan sosyal adaleti çevresine hatırlatıyor.
|