Newsletter 2001 - 3
Haber Bülteni
2001 - 3
NEWS
FROM ILO ANKARA - ILO ANKARA’DAN HABERLER
New ILO Ankara
Information Resource Centre Inaugurated
The new ILO Ankara Information
Resource Centre in Oran, Ankara was inaugurated on September 12,
2001 in a ceremony attended by the Minister of Labour and Social
Security, officials from ILO Headquarters Geneva, leaders of
employers’ and workers’ unions and many invited guests.
The spacious 3-story new ILO
building which houses the Information Resource Centre and ILO
Ankara Branch Office was established with the generosity of social
partners in Turkey. In addition to a large shelf area for ILO
books and documents, the Information Resource Centre has a reading
room with PCs allowing users access to the Internet and ILO online
databases. The new building also has a seminar room, a conference
room and reception area.
Mr. Friedrich Buttler,
Regional Director of Field Programmes in Europe and Central Asia,
was present at the ceremony on behalf of ILO Director General Juan
Somavia who was unable to attend due to his heavy work schedule.
At the ceremony the Minister of Labour and Social Security, Mr.
Yaşar Okuyan presented the ceremonial key to the building to Mr.
Buttler, who in turn presented it to Ms. Gülay Aslantepe. Also
during the ceremony, Mr. Bayram Meral President of TÜRK-İŞ and Mr.
Refik Baydur, President of TİSK delivered speeches. The ceremony
was attended by several hundred people who later toured the new
building.
Inside the building another
ceremony was held in which a Memorandum of Understanding between
the ILO and the Ministry was signed extending the IPEC project in
Turkey for 5 more years.
The first activity held in the
new premises was a conference about of the International Programme
for the Elimination of Child Labour, IPEC, presented by Mr. Frans
Roselaers, Director of IPEC. Later on, over 200 guests came
together at a reception hosted by Mr. Buttler.
History of ILO Offices in
Turkey
The first ILO Office in Turkey
was opened in İstanbul in 1952 as the “Manpower Field Office for
the Near and Middle East.” When this office closed at the end of
1975, the ILO Ankara Office opened in January 1976. The idea of
the new premises was raised in the early 1990s by Mr. Rüçhan Işık,
the Director of the Ankara Office at the time. Consultations
between the ILO and the Ministry of Labour and Social Security and
the social partners on this project gained momentum in 1994, when
the government of Turkey allocated land on a diplomatic site in
Oran, Ankara.
When Ms. Aslantepe was
appointed as the ILO Ankara Director in 1998, the establishment of
the new premises became one of her top priorities. In September of
1999 a protocol was signed by the Ministry, TİSK and TÜRK-İŞ for
the realization of the project. The Greater Municipality of Ankara
and Mayor Melih Gökçek also contributed to the realization of the
new building by undertaking all the outdoor environmental work and
landscaping of the extensive grounds.
The new ILO facility is the
result of positive social dialogue which will help to further
expand the visibility of the ILO in Turkey. It will also serve to
enhance the already very good relations between the ILO and
Turkey, and serve as an example for other member
states.
Uluslararası Çalışma Örgütü Ankara
Enformasyon Merkezi Açıldı
Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun Ankara
Enformasyon Merkezi 12 Eylül 2001 tarihinde yapılan bir açılış
töreni ile hizmete girdi. Törene Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı, ILO Merkezi Cenevre’den yetkilileri, işçi ve işveren
federasyon başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Enformasyon Merkezi yanı sıra, ILO Ankara ofisinin
de ver aldığı üç-katlı yeni binanın yapımı tüm sosyal tarafların
özverili çalışmaları sonucu gerçekleşti. Kütüphane katında ILO
yayın ve dokümanların bulunduğu geniş bir alan ve Internet ve ILO
veritabanı kaynaklarına erişiminin sağlandığı okuyucu salonu
bulunuyor. Ayrıca, binada seminer odası, toplantı salonu ve
resepsiyon alanı da bulunuyor.
Yoğun iş programından dolayı açılışa katılamayan
ILO Genel Müdürü Juan Somavia adına Avrupa ve Orta Asya’dan
Sorumlu Bölge Müdürü Sayın Friedrich Buttler törene katıldı. Bina
dışında yapılan törende Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın
Yaşar Okuyan’ın kendisine sunduğu binanın sembolik anahtarını,
Sayın Friedrich Gülay Aslantepe’ye devretti. Açılış töreninde
konuşmlar yapanlar arasında TÜRK-İŞ Başkanı Sayın Bayram Meral ve
TİSK Başkanı Sayın Refik Baydur da yer aldılar. Birkaç yüz
davetlinin katılımıyla gerçekleşen törenin ardından davetlilere
enformasyon merkezi gezdirildi ve tanıtıldı.
Bina içinde gerçekleşen ayrı bir törende ILO ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan bir
protokol ile IPEC projesinin Türkiye’de 5 yıl daha uzatılması
sağlandı.
Yeni binada yapılan ilk etkinlik, çoçuk işçiliği
ile mücadele programı (IPEC) Direktörü Sayın Frans Roselaers’in
program ile ilgili yaptığı Konferans oldu. Binanın açılışını
kutlamak için Sayın Buttler’in ev sahipliği yaptığı resepsiyona
200’u aşkın davetli katıldı.
ILO'nun Türkiye'de Tarihçesi
Türkiye ILO'ya 1932 yılında üye oldu ve 1952'de
"Yakın ve Orta Doğu İşgücü Alan Ofisi" olarak İstanbul'da bir ILO
Ofisi kuruldu. Bu ofis 1975 Aralık ayında kapanıp, 1976 yılı
başında Ankara Ofisi açıldı. Ankara'da ILO Enformasyon Merkezi
kurulması fikri ilk olarak o zamanın ILO temsilcisi Sayın Rüçhan
Işık tarafından 1990 yılı başlarında gündeme getirildi. Konu ile
ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile sosyal taraflar
arasındaki görüşmeler sonucu 1994 yılında Türkiye hükümeti
Oran'daki bir diplomatik alanda bina inşaati için arsa tahsis
etti.
1998 yılında Gülay Aslantepe'nin ILO Türkiye
Temsilcisi olarak atanmasıyla, bu proje kendisinin en önemli
öncelikleri arasına girdi. Bakanlık, TİSK ve TÜRK-İŞ, 1999 Eylül
ayında bu projenin başlatılması için bir protokol imzaladılar.
Arsanın ağaçlandırması ve çevre düzeni eski ILO IPEC partneri olan
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Melih Gökçek’nin üstün
gayretleriyle gerçekleşti.
ILO Ankara Enformasyon Merkezi ve ILO Ankara
Ofisinin bulunduğu bu bina sosyal taraflar arası olumlu dialoğun
bir göstergesidir. Bu merkez sayesinde ILO'nun Türkiye'de daha iyi
tanınacağına ve halen çok iyi olan ilişkilerin daha da
iyileşeceğine ve diğer üye ülkelere örnek oluşturacağına
inanıyoruz.
ILO meeting of
experts of governments, employers and workers from the hotel and
tourism sector endorses action to combat crisis
Otelcilik ve Turizm Sektörüne İlişkin
ILO Toplantısında Krizle Mücadele Kararı Alındı
(26 Ekim) ILO merkezinde bir araya gelen hükümet
uzmanları ile otelcilik ve turizm sektöründeki işçi ve işveren
kuruluşlarının temsilcileri, iki günlük bir toplantı sonucunda 11
Eylül’den bu yana sektörü etkileyen krizin aşılması için alınması
gereken önlemler konusunda anlaşmaya vardılar.
Alınması kararlaştırılan önlemler arasında şunlar
da yer alıyor: Karşıtlık yerine işbirliği gerekliğinin altının
çizilmesi; turizmin ulusal ve küresel ekonomiler açısından
taşıdığı önemin görülmesi; ve halen mevcut sosyal güvenlik
ağlarının takviye edecek ek önlemlerin alınması. Gayrı resmi
nitelik taşıyan toplantının başkanlığını yapan Jean-Jacques
Elmiger (İsviçre Ekonomik İşler Bakanlığı’ndan üst düzey bir
görevli) konuya ilişkin olarak “her duruma uyan bir yaklaşım
geliştirilemeyeceğini ve yerel ölçekte yenilikçi çözümlerin
araştırılması gerektiğini” vurguladı. Elmiger sözlerine devam
ederek, henüz elde resmi verilerin bulunmadığını, bununla birlikte
söz konusu sektörden gelen bilgilerin, 11 Eylül olayının
sektördeki iş ve istihdam üzerindeki etkilerinin “çok ciddi ve
yıkıcı boyutlara ulaşabilecek” düzeyde olduğunu gösterdiğini
açıkladı. Turizm sektörü tüm dünyada 207 milyon insana istihdam
sağlamaktadır ve bu da küresel istihdam içinde yüzde 8’lik bir pay
anlamına gelmektedir. Yapılan tahminlere göre, sektördeki iş
kaybının tüm dünyada en az 8.8 milyon düzeyinde gerçekleşmesi
mümkündür. ABD gibi kimi ülkelerde ise olayın otelcilik ve turizm
sektörü üzerindeki olumsuz etkisi yüzde 50 gibi yüksek bir düzeyde
gerçekleşebilecektir.
Toplantıya katılan sosyal tarafların hükümetlere
yönelik tavsiyeleri arasında şunlar yer almaktadır:
Turizm etkinliklerinden yararlanabilecek insan
sayısını artırmaya yönelik politikaların benimsenmesi; bu amaçla
düşük gelir düzeyindeki kesimlerin turizm etkinliklerinde yer
almalarını teşvik edici özel önlemlerin alınması; Kriz dönemi
boyunca turizmle ilgili bütün vergilerin yeniden gözden
geçirilmesi dahil olmak üzere maliyetlerin azaltılmasına yönelik
geçici önlemlerin alınması ve bunun için hükümetlerin sektördeki
işçi ve işveren kuruluşlarının taleplerine yanıt vermede ortak
davranışlar geliştirmeleri;
Sektörde çalışanların bu sektörde kalmalarını
sağlayacak eğitim ve kurs programlarının işverenlere ek maliyet
getirmemesinin sağlanması, bunların işsizlik yardımlarına bir
alternatif olarak sunulması; Alınması gereken olağanüstü durum
önlemlerini kendi ulusal bütçelerinden karşılayabilecek durumda
olmayan ülkelere uygun koşullarda kaynak sağlanması amacıyla
ilgili uluslararası finans kuruluşlarına (Dünya Bankası ve IMF)
başvurulması.
İşçi ve işveren kuruluşlarının yapmaları gereken
işler arasında ise, sektördeki istihdamın yaygın-laştırılması, iş
kayıplarının sınırlandırılması, işten çıkarmalardan kaçınılması ve
mümkün olduğu durumlarda da kriz nedeniyle kısa dönemde iş kaybına
uğrayan işçilerin yeniden sektörle bütünleştirilmelerine öncelik
tanınması gibi konularda karşılıklı anlaşmaya varmaları yer
almaktadır.
Toplantı, günümüzün gereksinimlerini ve kriz
koşullarını dikkate alarak, özellikle otelcilik ve turizm
sektörüne ilişkin eğitim programlarını gözden geçirip
değerlendirmesi için ILO’ya çağrıda bulunmuştur. Özellikle talep
edilen, söz konusu etkinliklerin küçük ve orta büyüklükteki
işletmeler açısından değerlendirilmesidir.
ILO Governing Body's 282nd
session targets fundamental rights: renews commitment to
eradicating forced labour in Myanmar; decides to set up a World
Commission of eminent persons to examine the social impact of
globalization and calls to end grave and serious violations of
freedom of association in Belarus and
Venezuela
ILO Yönetim Kurulu’nun 282.
Oturumunda Temel Haklar Gündeme Alındı
(20 Kasım) ILO Yönetim Kurulu’nun 282. Myanmar’da
insanların zorla çalıştırılmalarına son verme kararlılığının bir
kez daha teyit edilmesiyle sona erdi. Alınan karar çerçevesinde,
kendi alanlarında uzman 18 kişiden oluşan bir dünya komisyonu
küreselleşmenin sosyal sonuçlarını inceleyecektir. Toplantı ayrıca
Belarus ve Venezüela’da sendika kurma özgürlüğüne yönelik ciddi ve
ağır ihlallerin sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştur. ILO’nun
Sendikal Özgürlük Komitesi, işçilerin örgütlenme ve toplu sözleşme
alanındaki temel haklarını savunmada 50. yılını geride bırakmış
bulunuyor.
Yönetim Kurulu ayrıca Kolombiya için teknik
işbirliği programının genel hatları üzerinde anlaşmaya vardı.
Amaç, bu ülkedeki sendikacıların ve işadamlarının yaşamlarını
güvence altına alacak mekanizmaların oluşturulması, sendika kurma
özgürlüğünün pekiştirilmesi ve bu arada Kolombiya’da sosyal
güvenlik ağlarının güçlen-dirilmesi, çalışma koşullarının
iyileştirilmesi ve girişimcilik özgürlüğünün sağlanmasıdır.
Myanmar
ILO Yönetim Kurulu, Myanmar hükümetinin ülkede
zorla çalıştırma uygulamalarının sona erdirilmesi için aldığı
önlemlerin yetersiz kalması konusunda derin endişelerini dile
getirdi ve söz konusu uygulamanın sona erdirilmesine yönelik
çabaların izlenmesi amacıyla ILO’nun ülkede sürekli bir görev üssü
oluşturması çağrısında bulundu.
Karar, bu yıl Eylül ayında ülkeyi ziyaret eden üst
düzey bir ILO ekibi tarafından hazırlanan rapor üzerindeki yoğun
tartışmalar ardından alındı. Hazırlanan rapora göre, bir yıl önce
çıkartılan yasaya karşın zorla çalıştırma uygulaması özellikle
askeri güçlerin yoğun bulunduğu yerler başta olmak üzere ülkenin
birçok yöresinde halen sürmektedir.
Tartışmalar sırasında, büyük bölümünü askeri
yetkililerin oluşturduğu zorla çalıştırma uygulamasının
faillerinin cezai kovuşturmadan masun tutulamayacakları
belirtildi. Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlarda ILO Genel
Müdürüne yeni yasanın uygulanması için bir oturumu, ombudsman
tayini dahil ülkeye teknik yardım sağlanması için çağrıda
bulunuldu. Yönetim Kurulu, raporda yer alan bir ombudsman atanması
önerisini onayladı. Buna göre “zorla çalıştırma uygulamalarıyla
ilgili şikayetler ombudsmana iletilecek, ombudsman da ilgili bütün
tarafların güvenine sahip bir kişi olarak herhangi bir endişeye
kapılmadan ve tarafsız biçimde gerekli araştırmaları yapmakla
görevli olacaktır.”
Yönetim Kurulu, Myanmar’ın zorla çalıştırma
sorununu çözmek üzere çaba harcadığını ve ILO uzmanlarından oluşan
üst düzey ekibin yürüttüğü kapsamlı araştırmalara yardımcı
olduğunu kabul etmiştir. Üyeler, yasaların fiilen uygulanması ve
zorla çalıştırmayı yasaklayan kararnameler konusundaki bilginin
yaygınlaşması için daha çok çaba harcanması gerektiği konusunda
anlaş-mışlardır. Bu söylenenler, ülke ölçeğinde kitle iletişim
araçlarının kullanılması ve yeni yasaların yerel dillere tercüme
edilmesiyle gerçekleş-tirilebilecektir. Tartışmalar süresince söz
alanlar Myanmar’daki hukuk sisteminin inandırıcılıktan yoksun
oluşuna, mağdurların zararlarını karşılayıp failleri kovuşturacak
güçte olmayışına dikkat çektiler.
Üst düzey ekibin raporuna göre ILO’nun Myanmar’da
uzun süre temsili “mağdurların yasal yollardan haklarını
alabileceklerine ilişkin güvenlerini pekiştirecektir.” ILO’nun bu
ülkedeki bir diğer işlevi de, sürüp giden zorla çalıştırma
uygulamalarına ilişkin olarak uluslararası topluluğun taleplerine
yanıt vermelerinde yetkililere yardımcı olmaktır.
Küreselleşme Dünya Komisyonu
Yönetim Kurulu’nun Küreselleşmenin Sosyal
Boyutları ile ilgili Çalışma Grubu, alanlarında önde gelen 18
kişiden oluşacak bir Dünya Komisyonunun oluşturulması önerisini de
ele alıp tartıştı. Öneri, ILO Genel Müdürü Juan Somavia tarafından
yapılmıştı. Yukarıda sözü edilen Çalışma Grubu, böyle bir
komisyonun oluşturulması konusunda mutabakata vardı. Çalışma
Grubu, bir yandan ILO çalışmalarına ışık tutacak bilgi temelini
derinleştirirken diğer yandan da bu alandaki girişimlerini
güçlendirecek yöntemleri araştır-maktaydı. Gelecek yılın
başlarında belirlenmesi gereken Komisyon üyeleri “küresel ekonomi
ile çalışma dünyası arasındaki etkileşim de dahil olmak üzere
küreselleşmenin sosyal boyutlarıyla ilgili kapsamlı ve derinlikli
bir raporun hazırlanması” çalışmalarına katılacaklardır.
Genel Müdür tarafından atanacak olan Komisyon
üyeleri “kurula kendi adlarına katılmak üzere, sıra dışı kişisel
başarı ve vizyon sahibi, alanlarının önde gelen kişileri”
olacaktır. Komisyon tarafından hazırlanacak rapor, 2003 yılı Mart
ayında yapılacak Yönetim Kurulu toplantısına sunulacaktır.
Yönetim Kurulu kararına göre Komisyonun üye
bileşiminde “küreselleşme tartışmalarında öne çıkan belli başlı
görüşler ve perspektiflerin dengeli biçimde temsili gözetilecek,
böylece geniş kesimlerden destek alabilecek mutabakata dayalı
çözümlerin geliştirilebilmesi” için gerekli imkanlar
yaratıla-caktır.
Sendikal Özgürlükler
Yönetim Kurulu’nun Sendikal Özgürlükler Komitesi,
Belarus ile Venezüela’ya acil çağrıda bulunarak sendikal
özgürlükleri ciddi biçimde sınırlayan yasal düzenleme ve
uygulamalarda gerekli değişikliklerin yapılmasını istedi. Yönetim
Kurulu’nun Sendikal Özgürlükler Komitesi, işçilerin kendilerini
temsil edecek sendikalar kurma haklarının savunusunda 50 yıllık
bir deneyimi geride bırakmış bulunuyor. Halen, Komite tarafından
incelenecek 76 durum gündemdedir. Yaptığı son toplantıda Komite 16
durumu incelemiş, bunlardan yedisinde kesin sonuca varırken dokuz
durumda da ara sonuca ulaşmıştır.
Komite Başkanı Bayan Engelen Kefer, Belarus ve
Venezüela olmak üzere iki durum konusunda, “gündemdeki konuların
ciddiyeti ve acilliği nedeniyle” Yönetim Kurulu’nun dikkatini
çekmiştir. Komite, Belarus Hükümeti’ne yönelttiği talebinde
“sendikacıların baskı altına alınmaları, tehdit edilmeleri, işyeri
yönetimlerinin yeni sendikal yapılar oluşturarak sendikal
etkinliklere müdahale etmeleri gibi konularda dile getirilen
iddiaların gerçekten bağımsız biçimde araştırılmasını” istemiştir.
Komite, Venezüela’daki Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE)
sendikalardaki seçimlere yönelik işlevlerine Hükümet tarafından
henüz son verilmemiş olması ve CNE’nin sendikal liderliklerin
yenilenmesine ilişkin özel bir yönetmelik geliştirme kararı
konusundaki endişelerini dile getirmiş ve bu tür müdahalelerin
“sendikalardaki seçim süreçlerini aşırı ölçüde belirleyici
özellikler taşıdığını” belirtmiştir. Sonuçta Komite “CNE’nin
işlevlerine son verilmesi ve özel yönetmeliğin yürürlükten
kaldırılması talebini” bir tez daha yinelemiştir.
A Global
Employment Forum held at the ILO, citing the need for urgency in
dealing with a growing worldwide jobs crisis, launched a 10-point
plan aimed at reversing mounting unemployment and
poverty
ILO İstihdam Forumu Küresel
İş Kurtarma Paketi için çağrıda bulundu
(3 Kasım) ILO’da gerçekleştirilen Küresel İstihdam
Forumu tüm dünyada giderek büyüyen işsizlik sorununun ivedilikle
ele alınmasını istedi ve bir yandan küresel ekonomik durgunluğun
diğer yandan da 11 Eylül saldırılarının sonucunda artan işsizlik
ve yoksullukla mücadele edilmesi için 10 maddelik bir plan
hazırladı.
Forum dolayısıyla bir araya gelen yaklaşık 700
ekonomik ve siyasal lider tarafından benimsenen İstihdam için
Küresel Gündem, küresel ekonomide meydana gelen ve ilk planda 24
milyon insanı işsizlik, daha milyonlarcasını ise yoksullaşmayla
tehdit eden çarpıcı gerilemeyi hafifletmenin yollarını
arayacaktır.
10 maddelik plan, uluslararası ticaret,
enformasyon teknolojisi, girişimcilik, çevresel sürdürülebilirlik,
parasal ve mali politikalar, eğitim, sağlık ve güvenlik, işgücü
piyasası politikaları, sosyal güvenlik ve sosyal diyalog gibi
güçleri harekete geçirerek iş yaratmak ve yoksulluğu azaltmak
üzere bir çerçeve sunmaktadır. Belge ILO Yönetim Kurulu
toplantısına sunulacak ve ardından belge doğrultusunda harekete
geçilecektir. Forum delegeleri ayrıca istihdamı artırma ve
yoksullukla mücadele amacıyla hazırlanan küresel bir canlandırma
paketi hazırlanmasını istediler ve Katar’ın Doha kentinde
gerçekleştirilecek olan Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Toplantısına
bir çağrıda bulunarak uluslararası ticareti gelişmekte olan
ülkelere de açarak iş yaratılması çabalarına bu örgütün de
katılmasını istediler.
Toplantının sonucunu özetleyen ILO Genel Müdürü
Juan Somavia “Hepimiz, durumun acil olduğunun bilincindeyiz;
ancak, hemen çözüm getirecek kolay yolların olamayacağı konusunda
da anlaşıyoruz” dedi. Somavia ILO’nun kendi sosyal taraflarını
(hükümetler, işçiler ve işverenler), BM’yi ve BM kuruluşlarını,
Bretton Woods kurumlarını (Dünya Bankası ve IMF) ve Dünya Ticaret
Örgütü’nü bir cephede toplayarak istihdam için küresel bir ittifak
oluşturulması çabalarına devam edeceğini belirtti.
ILO Yönetim Kurulu işçi kesimi Başkan Yardımcısı
Lord Bill Bret ise şu görüşü dile getirdi: “Bu toplantının
zamanlaması doğrudur; ancak, gerekçeler gerçekten ürkütücüdür.
Geçtiğimiz ay içinde ABD meydana gelen neredeyse yarım milyon iş
kaybı, dev dalganın hareketlendiğini ve sonuçta herkesin kıyısına
vuracağını göstermektedir.”
Lord Brett küresel ölçekli bir uyarıcı paketin
halihazırdaki işsizlik krizini tersine çevirebileceğini söyledi ve
IMF, Dünya Bankası ve uluslararası topluluğun yaygın işsizlik
sorununu bir an önce ele almak üzere hazırlanmasını istedi. Brett
ayrıca gelişmekte olan ülkelerin dış borçlarının hafifletilmesi
çalışmalarının halen kaplumbağa hızıyla ilerlediğine ve bu sürecin
hızlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, ekonominin
canlandırılması için Avrupa’daki faiz oranlarının daha da
düşürülmesi çağrısında bulundu. Brett sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doha Konferansı’nın, uluslararası piyasaları gelişmekte olan
ülkelere açması beklenmektedir. Ancak, bunun başarılamaması,
küreselleşmede ve açık piyasa yöneliminde önemli bir gerileme
anlamına gelecektir. İşçi kesimi, bu konudaki asıl belirleyenin
her bir devletin siyasal iradesi olacağına inanmaktadır.” ILO
Yönetim Kurulu işveren kesimi adına söz alan diğer Başkan
Yardımcısı Arjantin’li Danial Funes de Rioja ise şunları söyledi:
“Üretimde, satışlarda, işletmelerde ve işlerde kayıplarımız var.
Açık konuşmak istiyorum: Gelişmiş ülkeler, siyasal ekonomik ya da
sosyal gerekçelerle işsizliği önlemek, işsizlik oranlarını
düşürmek ya da ulusal bütçelerini denkleştirmek için korumacı
önlemlere baş vururlarsa gelişmekte olan ülkeler küreselleşmeye ve
serbestticarete nasıl inanabilirler?”
Forumda “Ticaret: Ticaret ve yatırımların istihdam
alanındaki getirilerinin azamileştirilmesi” konulu bir oturum
gerçekleştirildi. CNN’den Charles Hodson’un yönettiği oturumun
katılımcıları şunlardı: UNCTAD Genel Sekreteri Rubens Ricupero;
Çek Cumhuriyeti Ekonomik Stratejiler Bölümü Danışmanı Ruzena
Vintrova; Uluslararası Tekstil, Hazır Giyim ve Deri İşçileri
Federasayonu Genel Sekreteri Neil Kearney; İşveren Sendikaları
Federasyonu Genel Sekreteri Michel Barde ve Montevideo’daki Üçüncü
Dünya Enstitüsü Sosyal Gözlem Koordinatörü Roberto Bissio.
Katılımcılar, uluslararası ticaretin istihdam alanında herkese
yarar sağlayacak biçimde nasıl düzenlenebileceği ve halen küresel
ticaretin ancak kıyılarında kalabilenlerin bu ticarette daha
etkili olarak nasıl yer alabilecekleri gibi konuları ele
aldılar.
Panelistler, ABD’deki durgunluğun ve tüm dünyadaki
ekonomik gerilemenin küreselleşme üzerinde olumsuz etkiler
yarattığı konusunda anlaştılar. Panel sırasında, doğrudan dış
yatırımların son aylarda en başta sanayileşmiş ülkelerde yüzde 40
azaldığına dikkat çekildi. Panelistler, DTÖ görüşmelerinin bir
sonraki turunda, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası piyasaya
girişle ilgili kaygılarını gözetecek somut yanıtlara gereksinim
duyulduğunu belirttiler.
Nobel laureate
urged world political and economic leaders to back the ILO goals
of "decent work, full employment and better working conditions"
and "basic labour rights”
Nobel ödülü sahibi, insana
yakışır iş ve temel işçi hakları için çağrıda bulundu
(4 Kasım) Columbia Üniversitesi’nden Nobel
iktisat ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz dünyadaki siyasi ve
ekonomik liderlere bir çağrıda bulunarak ILO’nun “insana yakışır
iş, tam istihdam ve daha iyi çalışma koşulları” hedeflerini
gözetmelerini istedi ve kalkınmanın “temel işçi haklarına” saygıyı
gerektirdiğini belirtti.
Küresel İstihdam Forumu’da konuşan Profesör
Stiglitz konuşmasında günümüzdeki uluslararası politikaların
genellikle emeğin insani değerini gözetmede başarısız kaldığını,
emeğe bir meta olarak baktığını söyledi:
“Eşitlikçi, sürdürülebilir ve demokratik kalkınma,
sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı dahil temel işçi haklarının
gözetilmesini gerektirir.”
Forum tüm dünyada siyaset ve ekonomi alanlarında
lider konumunda yaklaşık 700 kişiyi bir araya getirdi. Forumun
konusu “21. Yüzyılda İnsana Yakışır İş İmkanları Yaratılması” ve
ILO Genel Müdürü Juan Somavia’nın sözleriyle “insanların
güvenliğine yönelen ve en geniş kesimleri etkileyen en büyük
tehdit olarak işsizlik ve yoksulluğun” tartışılması idi.
Forumun açılış oturumunda Somavia ve BM Genel
Sekreteri Kofi A. Annan Forumun dikkate alacağı “İstihdam için
Küresel Gündem” başlıklı yeni bir belgeyi açıkladılar. Gündem,
uzun ve kısa dönemli işsizlik sorunlarını ele almak üzere
hazırlanmış olup kapsadığı başlıklar arasında halen sürmekte olan
ekonomik durgunlukla 11 Eylül olayının yol açması beklenen iş
kayıpları ve yoksulluk da yer almaktadır. Profesör Stiglitz
delegelere yaptığı konuşmada küresel ekonomik refahı artırmaya
yönelik politikaların “zararsız” olmasıyla yetinilemeyeceğini
belirtti:
“Uluslararası topluluk, insana yakışır iş, tam
istihdam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için çaba
harcamalıdır. Eğer programların (örneğin yapısal uyum
programlarının) uygulanmasından önce bu programların emek kesimine
olası etkileri konusunda bir açıklık sağlanabilirse, o zaman
çalışanlar üzerindeki olumsuz etkileri asgariye indirecek
politikaların benimsenmesi de mümkün olabilir.” Profesör Stiglitz
ayrıca birçok ülkede çalışma yaşamına ilişkin politikaların,
genellikle “ticari ve finansal çıkarların” belirlediği daha
kapsamlı ekonomik politikalar altında ezildiğini belirtti ve
sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emek kesimi uzunca bir süredir, uygulanan
politikaları, bu politikaların çıkarlarına hizmet ettiği
kesimlerden daha fazla sahiplenmiş ve daha etkili biçimde
savunmuştur. Bir nokta yanlış anlaşılmasın: Burada önerdiğim,
sınıf savaşına yeniden geri dönülmesi değildir; önerdiğim uzun bir
geçmişe sahip olan kimi ilkelerin gözetilip tanınmasıdır. Özetle,
uygulanacak politikalarla kazanılacakların ve kaybedileceklerin
iyi hesaplanması, belirsiz-liklerin dikkate alınması, farklı
politikaların farklı kesimleri farklı biçimlerde
etkileyebileceğinin görülmesi gerekir. Ekonomik danışmanların
rolü, farklı kararların olası sonuçları konusunda politikacıları
bilgilendirmektir; bu kararların alındığı yer ise siyasal
süreçlerdir.”
Forum Panelleri
Forumda yapılan bir panelin konusu, “Eğitim ve
yetiştirme: gençler arasındaki işsizlik konusu dahil istihdam için
elverişli becerilerin geliştirilmesi” idi. Panelistler ise
Cambridge Üniversitesi Kings College’den Dr. Paul Ryan; Kanada
Stratejik Politikalar ve IKG Bakanlığı Müsteaşarı Avrim D. Lazar;
Malezya Sendikalar Birliği Başkanı Z. Rampak; Güney Afrika
İstihdam ve Beceri Geliştirme Hizmetleri Genel Direktörü Adrienne
Bird; Çek Cumhuriyeti Ulusal Eğitim Fonu Direktörü Miroslava
Kopicova ve Fransa İşletmeler Hareketi Eğitim Direktörü Alain
Dumont idi.
Panelistler tarafından ele alınan başlıca konular
ise şunlardı: İnsana yakışır işi merkeze alan kalkınma
politikalarını etkili biçimde destekleyen eğitim politikalarının
temel özellikleri; özel sektörün bu alandaki rolü; uygun finansman
mekanizmaları ve gençler arasındaki işsizliğin ortaya koyduğu özel
görevler. Panelistler, gençler için kazançlı iş imkanlarının
yaratılabilmesi açısından iş üstünde eğitim ve çıraklık
sistemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği konusunda
anlaştılar. Halihazırdaki çıraklık sisteminin, düşük ücretli işçi
çalıştırma ve sömürü gibi olumsuz sonuçlar verdiği de
panelistlerin saptadıkları sorunlar arasındaydı. Panelistlerce
dile getirildiğine göre halen dünyada iş bulamayan 60 milyon genç
bulunmaktadır ve tahminler on yıl sonra bu rakamın 1.2 milyara
çıkabileceğine işaret etmektedir.
Prof. Stiglitz tarafından yönetilen bir başka
panelin konusu ise “küresel yönetişim ve uluslararası politika
eşgüdümü” idi. OECD Sendikalar Danışma Kurulu Genel Sekreteri John
Evans; ABD Uluslararası İş Konseyi (USCIB) Başkanı Thomas Niles;
Malezya Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Başkanı
Noordin Sopiee ve ABD Ekonomik Politika enstitüsü Başkanı Jeff
Faux bu panelin katılım-cılarıydı.
Paneldeki tartışmalar, giderek küreselleşen dünya
ekonomisinde hükümetlerin istihdamı genişletme alanındaki rolleri;
istihdamı geliştirmeye ve eşitliği sağlamaya yönelik politikalarda
uygun mali ve parasal politikaların belirlenmesi ve uygulanması;
başta işsizlik sigortası olmak üzere sosyal güvenlik hizmetleri;
aktif işgücü piyasası politikaları ve makroekonomik politikaların
uluslararası eşgüdümü gibi konular üzerinde yoğunlaştı.
ILO Code seeks to
improve job prospects for the disabled
ILO Kurallarıyla özürlülerin çalışma
yaşamına daha fazla katılabilmeleri amaçlanıyor
(30 Kasım) ILO Yönetim Kurulu 1-16 Kasım tarihleri
arasında Cenevre’de gerçekleştirdiği toplantıda “İşyerlerinde
Özürlülerin Durumlarının Dikkate Alınmasıyla ilgili Davranış
Kuralları”nı kabul etti. Davranış Kuralları, özürlü kişilerin
nasıl işe alınacakları ve çalışma yaşamında özürlü duruma gelen
işçilerin nasıl işlerinde tutulacakları konusunda işletmelere yol
göstermektedir. Kendi alanında bir ilk olan bu Davranış Kuralları,
gerek sanayileşmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde bütün
işverenler tarafından uygulanabilecek içeriktedir.
Davranış Kurallarında öne çıkartılan temel noktalar
şunlardır:
Aranılan becerilere sahip ve yapabilecekleri
işlerde (gerekliyse kendilerine özel destek sağlanarak) çalışan
özürlü erkekler ve kadınlar ehil ve güvenilir çalışanlardır ve bu
kişiler işyerleri açısından bir değer oluşturmaktadır.
İşyerlerinde özürlülükle ilgili durumların dikkate alınıp
gerekenlerin yapılması, işverenlerin çıkarlarına uygun düşecektir.
Yerlerine çalıştırılacak başka kişilerin işe alınmaları ve iş için
eğitilmelerinin maliyeti düşünüldüğünde, özürlülerin işlerinde
kalmaları zaman, sigorta ve sağlık payları bakımından önemli bir
tasarruf sağlayacaktır.
İşteki özürlülerle ilgili kapsamlı bir
yaklaşım, işe alma, terfi ve işte tutmanın yanısıra, gerektiğinde
ilgili uyarlamaları ve yardımları da içermelidir.
Özürlülerin
durumlarıyla ilgili uygulamalar, insan kaynaklarının
geliştirilmesi açısından yerinde uygulamalardır.
İnsan
kaynaklarıyla ilgili halen mevcut uygulamalar, temsili komiteler
ve diğer yapılar, özürlü işçiler/işverenler için gerekli
uyarlamalara tabi tutularak özürlülere yönelik olarak izlenecek
stratejinin yaşama geçirilmesinde kullanılabilir.
İşverenler,
işveren kuruluşlarının da yardımıyla, özürlü insanları doğrudan
doğruya ya da iş üzerinde belirli bir eğitimin veya denemenin
ardından işe almaktan kazançlı çıkabilirler.
İşte çalışırken
özürlü duruma gelen insanların işte tutulmaları, işverenin,
kendilerine önemli yatırımlar yapılan, deneyimli ve değerli
uzmanlıklara sahip kişilerden yararlanmayı sürdürmesi anlamına
gelir.
Özürlü insanlar için işyerinde ya da çalışma düzeninde
yapılacak değişiklikler kimi durumlarda gereklidir ve bu
değişikliklerin maliyeti genel olarak görece düşüktür.
Resmi
yetkililerin bu konularda merkezi önem taşıyan rolleri vardır. Bu
roller arasında, mevzuat ve uygulamalar için gerekli çerçevelerin
belirlenmesi, işverenlere (işe yerleştirme, mesleki
rehabilitasyon, beceri eğitimi ve teknik hizmetler gibi) kaliteli
hizmetler sunulması ve bu hizmetlerde eşgüdüm sağlanması yer
almaktadır.
Resmi yetkililerin bir başka önemli görevi de,
ilgili bütün bakanlıkların (sağlık, eğitim, ulaştırma ve imar
bakanlıkları dahil) özürlü insanların gereksinimlerini dikkate
almasını ve bu insanları istihdama yöneltmesini sağlamaktır.
İşveren kuruluşları, geliştirme, danışmanlık ve destek
alanlarında önemli roller oynayabilirler.
İşçi temsilcileri,
gerek işyeri düzeyinde, gerekse bölgesel ve ulusal düzeylerde
yürüttükleri görüşmelerde ve temaslarda özürlü işçilerin
çıkarlarını temsil ederek ve özürlülerin iş bulma ve işte kalma
fırsatlarını artırarak önemli bir rol oynayabilirler.
Nihayet, özürlülerin dernekleri ve kuruluşları da,
çalışma yaşamındaki özürlülere yönelik stratejilerin
geliştirilmesinde danışman olarak çok değerli bir görevi yerine
getirebilirler.
International
Labour Organization formally joins UNAIDS
Uluslararası Çalışma Örgütü UNAIDS’e resmen
katıldı
(6 Kasım) Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak
Programı (UNAIDS) yaptığı bir açıklamayla Uluslararası ILO’nun
HIV/AIDS’e karşı mücadele kararlılığını UNAIDS sponsoru olarak
resmileştirme kararı aldığını belirtti.
ILO böylece UNAIDS sponsoru olarak UNICEF, UNDP,
UNFPA, UNDCP, UNESCO, WHO ve Dünya Bankası yanındaki yerini almış
bulunmaktadır. UNAIDS, sponsor kuruluşların çabalarını ve
kaynaklarını bir araya getirerek ülkelere HIV’ı önlemelerinde
yardımcı olmakta, enfeksiyonlu ve hasta kişilere bakım ve destek
sağlamakta, kişilerin ve toplulukların HIV/AIDS’den korunmalarına
katkıda bulunmakta ve salgının sosyo-ekonomik ve insani
sonuçlarının hafifletilmesi için çaba göstermektedir.
UNAIDS Genel Direktörü Dr. Peter Piot bu konudaki
görüşlerini şöyle aktarmıştır: “ILO, UNAIDS’e çalışma dünyasına
ilişkin kavrayışını ve uzmanlığını katacaktır. İşyerlerinin,
HIV/AIDS önleme ve bakım programları açısından başlıca mekanlar
olduğunu biliyoruz. ILO’nun sponsorlar arasına katılması UNAIDS’i
daha da güçlendirecektir.”
Juan Somavia’nın konuya ilişkin görüşleri ise
şöyledir: “Bugün HIV/AIDS herkesi etkilemektedir; bununla birlikte
salgının işçiler ve aileleri, işletmeler ve işverenlerle ulusal
ekonomiler üzerindeki etkisi özellikle ağırdır. ILO’nun UNAIDS’e
katılmasıyla birlikte, üç taraflı ortaklığın, yani işçi, işveren
ve hükümet ortaklığının tarihsel gücünü de HIV/AIDS’e ve bu
hastalığın çalışma dünyası üzerindeki etkilerine karşı sürdürülen
mücadelenin hizmetine vermiş oluyoruz.”
ILO, HIV/AIDS’e karşı yürütülen küresel kampanyaya
yayınladığı davranış kuralları ile önemli bir katkı yapmış
bulunmaktadır. Sözü edilen ön açıcı belgenin başlığı HIV/AIDS ve
Çalışma Dünyasına Ilişkin Davranış Kuralları olup bu belge
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 25-27 Haziran 2001
tarihlerinde New York’ta yaptığı HIV/AIDS Özel Oturumunda
benimsenmiştir.
Many developing
countries remain marginalized from the world economy and are
missing out on any significant benefits from the globalization of
trade
Gelişmekte olan ülkeler ticaretteki
küreselleşmeden yararlanamıyor
ILO Yönetim Kurulu için hazırlanan bir rapora
göre, gelişmekte olan pek çok ülke dünya ekonomisinde marjinal
hale gelmekte ve ticaretin küreselleşmesinden önemli bir kazanç
elde edememektedir.
Yönetim Kuruluna bağlı olarak çalışan
Küreselleşmenin Sosyal Boyutu Çalışma Grubu tarafından gelecek
hafta değerlendirilecek olan rapor, ticaretteki liberalleşmenin
istihdam üzerindeki sonuçları üzerinde durarak, istihdam düzeyinin
ve niteliğinin, ticari alandaki performans ile ekonomik büyüme
hızı arasındaki yakın ilişkiden önemli ölçüde etkilendiğini
belirtmektedir. Rapora göre ticaretteki liberalleşme, bu yoldan,
yani ekonomik büyüme hızı ile üretimin yapısında yol açtığı
değişiklikler sonucunda istihdamın düzeyi ve yapısı üzerinde
etkili olmaktadır.
Rapor, ticaretteki liberalleşmenin istihdam
yaratma çabalarına olumlu katkılarda bulunabilmesi için, ulusal
ölçekte doğru ekonomik ve sosyal politikalar izlenmesinin ve
gerekli kurumların oluşturulmasının zorunlu olduğuna
değinmektedir. İşgücü piyasası politikaları, sosyal güvenlik ve
sosyal diyalog bu açıdan önem taşımaktadır. Standart iktisat
kuramının varsayımlarına göre ticaretin serbestleşmesi, gelişmekte
olan ülkeler açısından tartışmasız olumlu sayılmaktadır
(varsayımlara göre ticaretin serbestleşmesi bu ülkelerde yalnızca
etkinliği ve büyümeyi teşvik etmekle kalmayacak, aynı zamanda söz
konusu ülkelerin sahip oldukları en geniş kaynak olarak vasıflı
işçilerin istihdam ve ücret olanaklarını da artıracaktır).
Ne var ki rapor, standart iktisat kuramının
varsayımlarının “gerçek dünyada nadiren gerçekleştiğini”
belirtmektedir. Dolayısıyla, pek çok durumda, “ticaretin
serbestleşmesi, standart kuramın öngördüğü sorunsuz ve maliyetsiz
uyum sürecinin tersine, ulusal hasılanın yerinde sayması, yüksek
işsizlik oranları ve büyük dış ticaret açıkları biçiminde ağır
uyum maliyetleri getirebilmektedir.”
Son dönemde yapılan ve Çin, Hindistan, Malezya,
Meksika ve Brezilya gibi ülkeleri konu alan bir dizi ILO
araştırması, ticaretin gelişmesinin üç Asya ülkesinde imalat
sanayiindeki istihdam ve ücretler açısından olumlu sonuçlara yol
açtığını, ancak bu olumlu sonuçların Latin Amerika ülkelerinde
görülmediğini belirtmektedir. Rapor, bir ILO araştırmasına da
atıfta bulunmaktadır.S öz konusu ILO araştırması “uluslararası
ticaretin işgücü piyasasındaki dönüşümleri artırdığını, bunun ise
dönüştürülebilir becerileri sınırlı çalışanlar için özellikle
olumsuz sonuçlara yol açtığını” belirtmektedir. Yedi ülke
(Bangladeş, Şili, Güney Kore, Mauritius, Polonya, Güney Afrika ve
İsviçre) üzerinde yapılan durum araştırmaları, ticaretteki
serbestleşmenin gelir eşitsizlikleri üzerindeki etkisi konusunda
birbirinden farklı sonuçlara işaret etmektedir.
Raporda yer alan bulgulara göre gelişmekte olan
birçok ülkenin marjinalleşmesi, imalat sanayii ürünleri
ihracındaki artışın yalnızca 13 ülke ve bölgede yoğunlaşmasında
ifadesini bulmaktadır. Arjantin, Brezilya, Çin, Hong Kong (Çin),
Hindistan, Endonezya, Güney Kore, Malezya, Meksika, Filipinler,
Tayvan (Çin) ve Tayland’ın imalat sanayii malları ihracatı
içindeki payları 1980 yılında yüzde 9 iken 1990’larda bu pay yüzde
22’ye çıkmıştır.
Gelişmekte olan ülkeler arasında Bangladeş, Mısır,
Malta, Mauritius, Fas, Pakistan, Güney Afrika, Sri Lanka, Tunus ve
Türkiye de toplam imalat sanayii ürünleri ihracı içindeki
paylarını artışmışlarsa da bu artış diğerlerine göre daha küçük
oranda olmuştur. Bu ülkeler dışında, gelişmekte olan dünyanın geri
kalan bölümünün (Orta Doğu’nun petrol ihracatçısı ülkeleri hariç)
“dünya ticaretindeki toplam payı 1980-82 arasında yüzde 4 iken
1996-98 döneminde yüzde 3’e düşmüştür.
Bu arada, gelişmekte olan ülkelerin ihraç ürünleri
arasında önemli bir yer tutan ilksel ve hammaddelerin dünya
ticareti içindeki payı 1980 yılında yüzde 43 iken 2000 yılında
yüzde 20’nin altına düşmüştür. Bunun nedeni, teknik gelişmeler
sonucunda tüketimin azalması ve pek çok hammadde yerine sentetik
ürünlerin üretilmesidir.
Rapora göre, bütün bu etmenler bir araya
geldiğinde gelişmekte olan pek çok ülke (özellikle de en az
gelişmiş olanlar) “ihraç ürünlerinde ilksel ve hammaddelerden,
talebi hızla artan mamul ürünlere geçiş yapamadıkları için gelişen
ticaretten yararlanamamıştır.” Ayrıca “bu ülkelerden çoğu, imalat
sanayiinin gelişmesi için gerekli fiziksel altyapıyı ve becerileri
de oluşturamamıştır.” ILO raporu, bu ülkelerin karşılaştıkları
güçlüklere eğilinmesinin ve küresel ekonominin bugünkü
yörüngesinin düzeltilmesinin önemine işaret etmektedir (ki bugünkü
yörünge gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki
eşitsizlikleri daha da artırmaktadır). ILO yoksulluk ve işsizlikle
ilgili sorunlara çözüm olarak korumacılığı kesinlikle reddetmekte
ve “açık ve çok-taraflı bir ticaret sisteminin, ticari
bağlantıları sınırlı bir dünya ekonomisine açıkça tercih edilmesi
gerektiğini” savunmaktadır. Rapor bu konuda şöyle demektedir:
“Ticaretten sağlanabilecek kazanımlar da, korumacılığın maliyeti
de açıktır. Dolayısıyla konu, ülkelerin daha da serbestleşen
ticaretten yararlanmaya çalışıp çalışmayacakları değil, bu yararın
nasıl sağlanacağıdır. Tarımsal ürünler ticaretinin
serbestleştirilmesinde daha ileri adımlar atılması bu bakımdan
özellikle önem taşımaktadır ve emek yoğun imalat sanayii ürünleri
önündeki ticari engellerin kaldırılması da yararlı olacaktır.”
ILO raporu, bütün ülkeler için geçerli olabilecek
toptancı bir ticari serbestleşme reçetesi olamayacağında ısrar
etmektedir. Rapor, iktisat literatürü üzerinde kapsamlı bir tarama
çalışmasına dayanarak şu sonuca varmaktadır: “Ticarette
serbestleşmenin sonuçları her yerde bir ve aynı değildir; tersine
bu sonuçlar, serbestleştirme programının niteliği, ticaret
rejiminde daha önceden var olan çarpıklıklar ve piyasaların
esnekliği gibi etmenler tarafından belirlenmektedir.” Ticarette
serbestleşme, gelişmekte olan ülkeler açısından farklı sonuçlar
vermiştir: “Zimbabwe’de 1990’lı yılların başında ticaretin
serbestleştirilmesi için alınan köklü önlemler üretimin ve
istihdamın gerilemesiyle sonuçlanmış, bu arada ithalat hızla
artmış, dış ticaret açığı büyümüştür. Gene aynı süreçte reel
ücretler de düşmüştür.”
Buna karşılık Mauritius serbestleştirmeden daha
olumlu sonuçlar almıştır: “1985-87 yıllarında yerel firmalara
sağlanan korumacı önlemlerin gev-şetilmesi, ihraç ürünleri
sanayiinde beklenen istihdam artışını sağlamış, buna karşılık
ithal ikamesi yapan sektörlerde istihdam gerilememiştir.”
İhracat itkili sanayileşme alanında Doğu Asya
deneyimi “ticarette serbestleşmenin getireceği yararlara iyi bir
örnek oluşturmaktadır...bu ülkeler birdenbire ve top yekun
serbestleştirmeye gitmemişler, özel olarak seçilmiş ihracatı
özendirme stratejileri aracılığıyla daha yansız bir ticaret
rejimine yönelmişlerdir.” Meksika’yı konu alan bir çalışma, bu
ülkede 1984 ile 1990 arasındaki dönemde “gümrük tarifelerinde
yüzde 10’luk bir indirimin istihdamda yüzde 2 ile 3 arasında bir
azalmaya yol açtığını, vasıflı ve vasıfsız işçiler arasındaki
ücret farklılıklarının da arttığını belirlemiştir.
Brezilya’da 1990’ların başında uygulanan
serbestleştirme önlemleri “istihdam üzerinde kısa dönemli ve bir
miktar olumsuz etki yaratmıştır.” 1990 ile 1997 yılları arasında
Brezilya’da sermaye yoğun sanayi kollarındaki istihdamda yüzde 32
oranında daralma olmuş, bu daralma emek yoğun kollarda ise yüzde
13 civarında kalmıştır. ILO raporuna göre istihdamdaki bu
daralmayı tümüyle ticaretteki serbestleştirmeye bağlamak mümkün
değildir, çünkü “ticaret alanındaki reformlar, yüksek enflasyon ve
durgunluk tarafından belirlenen bir makroekonomik ortamda
gerçekleştirilmiştir.”
ILO, ticaretin serbestleştirilmesi ve ekonomik
reformlar yolunda ilerleyen ülkelerde bir noktaya önem verilmesi
gerektiğini ısrarla belirtmektedir. Buna göre “politikaların ve
önlemlerin yol açabileceği sosyal sonuçların, özellikle fiyat
değişikliklerinin yoksullar üzerindeki olası etkilerinin, yoksul
üreticilerin yöneldikleri pazar-ların ortadan kalkmasının ve
işgücü talebindeki değişikliklerin önceden araştırılması gibi
yollardan sosyal maliyetin azaltılması için her tür çabayı
göstermek gerekmektedir.”
Ticaretin serbestleştirilmesinden yoksul kesimin
sağlayacağı yararları artıracak önlemler arasında, küçük
çiftçilere kredi ve destek hizmetleri sunulması ve bu kesimlerin
yeni ihracat imkanların yararlanabilmelerini sağlayacak pazarlama
yardımlarının yapılması yer almaktadır. Önemli olan bir başka
nokta da, küçük işletmelerin aleyhine olan yanlı tutumların
ortadan kaldırılması, küçük firmalara taşeron iş verilmesinin
özendirilmesi ve “küçük firmalara yapılan enformasyon ve pazarlama
yardımlarının artırılmasıdır.”
Ne var ki, bütün bu alanlarda ilerleme sağlansa
bile, gelişmekte olan ülkeler ihracatlarını artırmada arz yönünden
ciddi sınırlamalarla yüz yüze geleceklerdir. İşgücünün eğitim ve
beceri düzeyinin düşüklüğü, rapora göre “sınai gelişme açısından
temel engel durumundadır.” Eğitim ve yetiştirme politikaları hiç
kuşkusuz öncelik taşımaktadır; ancak rapora göre, bunun yanısıra
“üretimin yapısında meydana gelen değişikliklere uyumu sağlayacak
aktif işgücü piyasası politikaları” da gereklidir. Bu yöndeki
önlemlere örnek olarak, işlerinden olan işçilere yeniden eğitim
verilmesi ve iş aramada bu kişilere yardım sağlanması
verilebilir.
Rapora göre “sosyal güvenliğin güçlendirilmesi,
gerek ticarette serbestleştirme gerekse diğer ekonomik reformlara
geniş destek sağlanması açısından yaşamsal
önemdedir.”