Newsletter 2001 - 3
Haber Bülteni 2001 - 3


NEWS FROM ILO ANKARA - ILO ANKARA’DAN HABERLER

New ILO Ankara Information Resource Centre Inaugurated

The new ILO Ankara Information Resource Centre in Oran, Ankara was inaugurated on September 12, 2001 in a ceremony attended by the Minister of Labour and Social Security, officials from ILO Headquarters Geneva, leaders of employers’ and workers’ unions and many invited guests.

The spacious 3-story new ILO building which houses the Information Resource Centre and ILO Ankara Branch Office was established with the generosity of social partners in Turkey. In addition to a large shelf area for ILO books and documents, the Information Resource Centre has a reading room with PCs allowing users access to the Internet and ILO online databases. The new building also has a seminar room, a conference room and reception area.

Mr. Friedrich Buttler, Regional Director of Field Programmes in Europe and Central Asia, was present at the ceremony on behalf of ILO Director General Juan Somavia who was unable to attend due to his heavy work schedule. At the ceremony the Minister of Labour and Social Security, Mr. Yaşar Okuyan presented the ceremonial key to the building to Mr. Buttler, who in turn presented it to Ms. Gülay Aslantepe. Also during the ceremony, Mr. Bayram Meral President of TÜRK-İŞ and Mr. Refik Baydur, President of TİSK delivered speeches. The ceremony was attended by several hundred people who later toured the new building.

Inside the building another ceremony was held in which a Memorandum of Understanding between the ILO and the Ministry was signed extending the IPEC project in Turkey for 5 more years.

The first activity held in the new premises was a conference about of the International Programme for the Elimination of Child Labour, IPEC, presented by Mr. Frans Roselaers, Director of IPEC. Later on, over 200 guests came together at a reception hosted by Mr. Buttler.

History of ILO Offices in Turkey

The first ILO Office in Turkey was opened in İstanbul in 1952 as the “Manpower Field Office for the Near and Middle East.” When this office closed at the end of 1975, the ILO Ankara Office opened in January 1976. The idea of the new premises was raised in the early 1990s by Mr. Rüçhan Işık, the Director of the Ankara Office at the time. Consultations between the ILO and the Ministry of Labour and Social Security and the social partners on this project gained momentum in 1994, when the government of Turkey allocated land on a diplomatic site in Oran, Ankara.

When Ms. Aslantepe was appointed as the ILO Ankara Director in 1998, the establishment of the new premises became one of her top priorities. In September of 1999 a protocol was signed by the Ministry, TİSK and TÜRK-İŞ for the realization of the project. The Greater Municipality of Ankara and Mayor Melih Gökçek also contributed to the realization of the new building by undertaking all the outdoor environmental work and landscaping of the extensive grounds.

The new ILO facility is the result of positive social dialogue which will help to further expand the visibility of the ILO in Turkey. It will also serve to enhance the already very good relations between the ILO and Turkey, and serve as an example for other member states.

Uluslararası Çalışma Örgütü Ankara Enformasyon Merkezi Açıldı

Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun Ankara Enformasyon Merkezi 12 Eylül 2001 tarihinde yapılan bir açılış töreni ile hizmete girdi. Törene Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, ILO Merkezi Cenevre’den yetkilileri, işçi ve işveren federasyon başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

Enformasyon Merkezi yanı sıra, ILO Ankara ofisinin de ver aldığı üç-katlı yeni binanın yapımı tüm sosyal tarafların özverili çalışmaları sonucu gerçekleşti. Kütüphane katında ILO yayın ve dokümanların bulunduğu geniş bir alan ve Internet ve ILO veritabanı kaynaklarına erişiminin sağlandığı okuyucu salonu bulunuyor. Ayrıca, binada seminer odası, toplantı salonu ve resepsiyon alanı da bulunuyor.

Yoğun iş programından dolayı açılışa katılamayan ILO Genel Müdürü Juan Somavia adına Avrupa ve Orta Asya’dan Sorumlu Bölge Müdürü Sayın Friedrich Buttler törene katıldı. Bina dışında yapılan törende Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Yaşar Okuyan’ın kendisine sunduğu binanın sembolik anahtarını, Sayın Friedrich Gülay Aslantepe’ye devretti. Açılış töreninde konuşmlar yapanlar arasında TÜRK-İŞ Başkanı Sayın Bayram Meral ve TİSK Başkanı Sayın Refik Baydur da yer aldılar. Birkaç yüz davetlinin katılımıyla gerçekleşen törenin ardından davetlilere enformasyon merkezi gezdirildi ve tanıtıldı.

Bina içinde gerçekleşen ayrı bir törende ILO ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında imzalanan bir protokol ile IPEC projesinin Türkiye’de 5 yıl daha uzatılması sağlandı.

Yeni binada yapılan ilk etkinlik, çoçuk işçiliği ile mücadele programı (IPEC) Direktörü Sayın Frans Roselaers’in program ile ilgili yaptığı Konferans oldu. Binanın açılışını kutlamak için Sayın Buttler’in ev sahipliği yaptığı resepsiyona 200’u aşkın davetli katıldı.

ILO'nun Türkiye'de Tarihçesi

Türkiye ILO'ya 1932 yılında üye oldu ve 1952'de "Yakın ve Orta Doğu İşgücü Alan Ofisi" olarak İstanbul'da bir ILO Ofisi kuruldu. Bu ofis 1975 Aralık ayında kapanıp, 1976 yılı başında Ankara Ofisi açıldı. Ankara'da ILO Enformasyon Merkezi kurulması fikri ilk olarak o zamanın ILO temsilcisi Sayın Rüçhan Işık tarafından 1990 yılı başlarında gündeme getirildi. Konu ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile sosyal taraflar arasındaki görüşmeler sonucu 1994 yılında Türkiye hükümeti Oran'daki bir diplomatik alanda bina inşaati için arsa tahsis etti.

1998 yılında Gülay Aslantepe'nin ILO Türkiye Temsilcisi olarak atanmasıyla, bu proje kendisinin en önemli öncelikleri arasına girdi. Bakanlık, TİSK ve TÜRK-İŞ, 1999 Eylül ayında bu projenin başlatılması için bir protokol imzaladılar. Arsanın ağaçlandırması ve çevre düzeni eski ILO IPEC partneri olan Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Melih Gökçek’nin üstün gayretleriyle gerçekleşti.

ILO Ankara Enformasyon Merkezi ve ILO Ankara Ofisinin bulunduğu bu bina sosyal taraflar arası olumlu dialoğun bir göstergesidir. Bu merkez sayesinde ILO'nun Türkiye'de daha iyi tanınacağına ve halen çok iyi olan ilişkilerin daha da iyileşeceğine ve diğer üye ülkelere örnek oluşturacağına inanıyoruz.

ILO meeting of experts of governments, employers and workers from the hotel and tourism sector endorses action to combat crisis

Otelcilik ve Turizm Sektörüne İlişkin ILO Toplantısında Krizle Mücadele Kararı Alındı

(26 Ekim) ILO merkezinde bir araya gelen hükümet uzmanları ile otelcilik ve turizm sektöründeki işçi ve işveren kuruluşlarının temsilcileri, iki günlük bir toplantı sonucunda 11 Eylül’den bu yana sektörü etkileyen krizin aşılması için alınması gereken önlemler konusunda anlaşmaya vardılar.

Alınması kararlaştırılan önlemler arasında şunlar da yer alıyor: Karşıtlık yerine işbirliği gerekliğinin altının çizilmesi; turizmin ulusal ve küresel ekonomiler açısından taşıdığı önemin görülmesi; ve halen mevcut sosyal güvenlik ağlarının takviye edecek ek önlemlerin alınması. Gayrı resmi nitelik taşıyan toplantının başkanlığını yapan Jean-Jacques Elmiger (İsviçre Ekonomik İşler Bakanlığı’ndan üst düzey bir görevli) konuya ilişkin olarak “her duruma uyan bir yaklaşım geliştirilemeyeceğini ve yerel ölçekte yenilikçi çözümlerin araştırılması gerektiğini” vurguladı. Elmiger sözlerine devam ederek, henüz elde resmi verilerin bulunmadığını, bununla birlikte söz konusu sektörden gelen bilgilerin, 11 Eylül olayının sektördeki iş ve istihdam üzerindeki etkilerinin “çok ciddi ve yıkıcı boyutlara ulaşabilecek” düzeyde olduğunu gösterdiğini açıkladı. Turizm sektörü tüm dünyada 207 milyon insana istihdam sağlamaktadır ve bu da küresel istihdam içinde yüzde 8’lik bir pay anlamına gelmektedir. Yapılan tahminlere göre, sektördeki iş kaybının tüm dünyada en az 8.8 milyon düzeyinde gerçekleşmesi mümkündür. ABD gibi kimi ülkelerde ise olayın otelcilik ve turizm sektörü üzerindeki olumsuz etkisi yüzde 50 gibi yüksek bir düzeyde gerçekleşebilecektir.

Toplantıya katılan sosyal tarafların hükümetlere yönelik tavsiyeleri arasında şunlar yer almaktadır:

Turizm etkinliklerinden yararlanabilecek insan sayısını artırmaya yönelik politikaların benimsenmesi; bu amaçla düşük gelir düzeyindeki kesimlerin turizm etkinliklerinde yer almalarını teşvik edici özel önlemlerin alınması; Kriz dönemi boyunca turizmle ilgili bütün vergilerin yeniden gözden geçirilmesi dahil olmak üzere maliyetlerin azaltılmasına yönelik geçici önlemlerin alınması ve bunun için hükümetlerin sektördeki işçi ve işveren kuruluşlarının taleplerine yanıt vermede ortak davranışlar geliştirmeleri;

Sektörde çalışanların bu sektörde kalmalarını sağlayacak eğitim ve kurs programlarının işverenlere ek maliyet getirmemesinin sağlanması, bunların işsizlik yardımlarına bir alternatif olarak sunulması; Alınması gereken olağanüstü durum önlemlerini kendi ulusal bütçelerinden karşılayabilecek durumda olmayan ülkelere uygun koşullarda kaynak sağlanması amacıyla ilgili uluslararası finans kuruluşlarına (Dünya Bankası ve IMF) başvurulması.

İşçi ve işveren kuruluşlarının yapmaları gereken işler arasında ise, sektördeki istihdamın yaygın-laştırılması, iş kayıplarının sınırlandırılması, işten çıkarmalardan kaçınılması ve mümkün olduğu durumlarda da kriz nedeniyle kısa dönemde iş kaybına uğrayan işçilerin yeniden sektörle bütünleştirilmelerine öncelik tanınması gibi konularda karşılıklı anlaşmaya varmaları yer almaktadır.

Toplantı, günümüzün gereksinimlerini ve kriz koşullarını dikkate alarak, özellikle otelcilik ve turizm sektörüne ilişkin eğitim programlarını gözden geçirip değerlendirmesi için ILO’ya çağrıda bulunmuştur. Özellikle talep edilen, söz konusu etkinliklerin küçük ve orta büyüklükteki işletmeler açısından değerlendirilmesidir.


ILO Governing Body's 282nd session targets fundamental rights: renews commitment to eradicating forced labour in Myanmar; decides to set up a World Commission of eminent persons to examine the social impact of globalization and calls to end grave and serious violations of freedom of association in Belarus and Venezuela

ILO Yönetim Kurulu’nun 282. Oturumunda Temel Haklar Gündeme Alındı

(20 Kasım) ILO Yönetim Kurulu’nun 282. Myanmar’da insanların zorla çalıştırılmalarına son verme kararlılığının bir kez daha teyit edilmesiyle sona erdi. Alınan karar çerçevesinde, kendi alanlarında uzman 18 kişiden oluşan bir dünya komisyonu küreselleşmenin sosyal sonuçlarını inceleyecektir. Toplantı ayrıca Belarus ve Venezüela’da sendika kurma özgürlüğüne yönelik ciddi ve ağır ihlallerin sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştur. ILO’nun Sendikal Özgürlük Komitesi, işçilerin örgütlenme ve toplu sözleşme alanındaki temel haklarını savunmada 50. yılını geride bırakmış bulunuyor.

Yönetim Kurulu ayrıca Kolombiya için teknik işbirliği programının genel hatları üzerinde anlaşmaya vardı. Amaç, bu ülkedeki sendikacıların ve işadamlarının yaşamlarını güvence altına alacak mekanizmaların oluşturulması, sendika kurma özgürlüğünün pekiştirilmesi ve bu arada Kolombiya’da sosyal güvenlik ağlarının güçlen-dirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve girişimcilik özgürlüğünün sağlanmasıdır.

Myanmar

ILO Yönetim Kurulu, Myanmar hükümetinin ülkede zorla çalıştırma uygulamalarının sona erdirilmesi için aldığı önlemlerin yetersiz kalması konusunda derin endişelerini dile getirdi ve söz konusu uygulamanın sona erdirilmesine yönelik çabaların izlenmesi amacıyla ILO’nun ülkede sürekli bir görev üssü oluşturması çağrısında bulundu.

Karar, bu yıl Eylül ayında ülkeyi ziyaret eden üst düzey bir ILO ekibi tarafından hazırlanan rapor üzerindeki yoğun tartışmalar ardından alındı. Hazırlanan rapora göre, bir yıl önce çıkartılan yasaya karşın zorla çalıştırma uygulaması özellikle askeri güçlerin yoğun bulunduğu yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yöresinde halen sürmektedir.

Tartışmalar sırasında, büyük bölümünü askeri yetkililerin oluşturduğu zorla çalıştırma uygulamasının faillerinin cezai kovuşturmadan masun tutulamayacakları belirtildi. Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlarda ILO Genel Müdürüne yeni yasanın uygulanması için bir oturumu, ombudsman tayini dahil ülkeye teknik yardım sağlanması için çağrıda bulunuldu. Yönetim Kurulu, raporda yer alan bir ombudsman atanması önerisini onayladı. Buna göre “zorla çalıştırma uygulamalarıyla ilgili şikayetler ombudsmana iletilecek, ombudsman da ilgili bütün tarafların güvenine sahip bir kişi olarak herhangi bir endişeye kapılmadan ve tarafsız biçimde gerekli araştırmaları yapmakla görevli olacaktır.”

Yönetim Kurulu, Myanmar’ın zorla çalıştırma sorununu çözmek üzere çaba harcadığını ve ILO uzmanlarından oluşan üst düzey ekibin yürüttüğü kapsamlı araştırmalara yardımcı olduğunu kabul etmiştir. Üyeler, yasaların fiilen uygulanması ve zorla çalıştırmayı yasaklayan kararnameler konusundaki bilginin yaygınlaşması için daha çok çaba harcanması gerektiği konusunda anlaş-mışlardır. Bu söylenenler, ülke ölçeğinde kitle iletişim araçlarının kullanılması ve yeni yasaların yerel dillere tercüme edilmesiyle gerçekleş-tirilebilecektir. Tartışmalar süresince söz alanlar Myanmar’daki hukuk sisteminin inandırıcılıktan yoksun oluşuna, mağdurların zararlarını karşılayıp failleri kovuşturacak güçte olmayışına dikkat çektiler.

Üst düzey ekibin raporuna göre ILO’nun Myanmar’da uzun süre temsili “mağdurların yasal yollardan haklarını alabileceklerine ilişkin güvenlerini pekiştirecektir.” ILO’nun bu ülkedeki bir diğer işlevi de, sürüp giden zorla çalıştırma uygulamalarına ilişkin olarak uluslararası topluluğun taleplerine yanıt vermelerinde yetkililere yardımcı olmaktır.

Küreselleşme Dünya Komisyonu

Yönetim Kurulu’nun Küreselleşmenin Sosyal Boyutları ile ilgili Çalışma Grubu, alanlarında önde gelen 18 kişiden oluşacak bir Dünya Komisyonunun oluşturulması önerisini de ele alıp tartıştı. Öneri, ILO Genel Müdürü Juan Somavia tarafından yapılmıştı. Yukarıda sözü edilen Çalışma Grubu, böyle bir komisyonun oluşturulması konusunda mutabakata vardı. Çalışma Grubu, bir yandan ILO çalışmalarına ışık tutacak bilgi temelini derinleştirirken diğer yandan da bu alandaki girişimlerini güçlendirecek yöntemleri araştır-maktaydı. Gelecek yılın başlarında belirlenmesi gereken Komisyon üyeleri “küresel ekonomi ile çalışma dünyası arasındaki etkileşim de dahil olmak üzere küreselleşmenin sosyal boyutlarıyla ilgili kapsamlı ve derinlikli bir raporun hazırlanması” çalışmalarına katılacaklardır.

Genel Müdür tarafından atanacak olan Komisyon üyeleri “kurula kendi adlarına katılmak üzere, sıra dışı kişisel başarı ve vizyon sahibi, alanlarının önde gelen kişileri” olacaktır. Komisyon tarafından hazırlanacak rapor, 2003 yılı Mart ayında yapılacak Yönetim Kurulu toplantısına sunulacaktır.

Yönetim Kurulu kararına göre Komisyonun üye bileşiminde “küreselleşme tartışmalarında öne çıkan belli başlı görüşler ve perspektiflerin dengeli biçimde temsili gözetilecek, böylece geniş kesimlerden destek alabilecek mutabakata dayalı çözümlerin geliştirilebilmesi” için gerekli imkanlar yaratıla-caktır.

Sendikal Özgürlükler

Yönetim Kurulu’nun Sendikal Özgürlükler Komitesi, Belarus ile Venezüela’ya acil çağrıda bulunarak sendikal özgürlükleri ciddi biçimde sınırlayan yasal düzenleme ve uygulamalarda gerekli değişikliklerin yapılmasını istedi. Yönetim Kurulu’nun Sendikal Özgürlükler Komitesi, işçilerin kendilerini temsil edecek sendikalar kurma haklarının savunusunda 50 yıllık bir deneyimi geride bırakmış bulunuyor. Halen, Komite tarafından incelenecek 76 durum gündemdedir. Yaptığı son toplantıda Komite 16 durumu incelemiş, bunlardan yedisinde kesin sonuca varırken dokuz durumda da ara sonuca ulaşmıştır.

Komite Başkanı Bayan Engelen Kefer, Belarus ve Venezüela olmak üzere iki durum konusunda, “gündemdeki konuların ciddiyeti ve acilliği nedeniyle” Yönetim Kurulu’nun dikkatini çekmiştir. Komite, Belarus Hükümeti’ne yönelttiği talebinde “sendikacıların baskı altına alınmaları, tehdit edilmeleri, işyeri yönetimlerinin yeni sendikal yapılar oluşturarak sendikal etkinliklere müdahale etmeleri gibi konularda dile getirilen iddiaların gerçekten bağımsız biçimde araştırılmasını” istemiştir. Komite, Venezüela’daki Ulusal Seçim Konseyi’nin (CNE) sendikalardaki seçimlere yönelik işlevlerine Hükümet tarafından henüz son verilmemiş olması ve CNE’nin sendikal liderliklerin yenilenmesine ilişkin özel bir yönetmelik geliştirme kararı konusundaki endişelerini dile getirmiş ve bu tür müdahalelerin “sendikalardaki seçim süreçlerini aşırı ölçüde belirleyici özellikler taşıdığını” belirtmiştir. Sonuçta Komite “CNE’nin işlevlerine son verilmesi ve özel yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması talebini” bir tez daha yinelemiştir.


A Global Employment Forum held at the ILO, citing the need for urgency in dealing with a growing worldwide jobs crisis, launched a 10-point plan aimed at reversing mounting unemployment and poverty


ILO İstihdam Forumu Küresel İş Kurtarma Paketi için çağrıda bulundu

(3 Kasım) ILO’da gerçekleştirilen Küresel İstihdam Forumu tüm dünyada giderek büyüyen işsizlik sorununun ivedilikle ele alınmasını istedi ve bir yandan küresel ekonomik durgunluğun diğer yandan da 11 Eylül saldırılarının sonucunda artan işsizlik ve yoksullukla mücadele edilmesi için 10 maddelik bir plan hazırladı.

Forum dolayısıyla bir araya gelen yaklaşık 700 ekonomik ve siyasal lider tarafından benimsenen İstihdam için Küresel Gündem, küresel ekonomide meydana gelen ve ilk planda 24 milyon insanı işsizlik, daha milyonlarcasını ise yoksullaşmayla tehdit eden çarpıcı gerilemeyi hafifletmenin yollarını arayacaktır.

10 maddelik plan, uluslararası ticaret, enformasyon teknolojisi, girişimcilik, çevresel sürdürülebilirlik, parasal ve mali politikalar, eğitim, sağlık ve güvenlik, işgücü piyasası politikaları, sosyal güvenlik ve sosyal diyalog gibi güçleri harekete geçirerek iş yaratmak ve yoksulluğu azaltmak üzere bir çerçeve sunmaktadır. Belge ILO Yönetim Kurulu toplantısına sunulacak ve ardından belge doğrultusunda harekete geçilecektir. Forum delegeleri ayrıca istihdamı artırma ve yoksullukla mücadele amacıyla hazırlanan küresel bir canlandırma paketi hazırlanmasını istediler ve Katar’ın Doha kentinde gerçekleştirilecek olan Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Toplantısına bir çağrıda bulunarak uluslararası ticareti gelişmekte olan ülkelere de açarak iş yaratılması çabalarına bu örgütün de katılmasını istediler.

Toplantının sonucunu özetleyen ILO Genel Müdürü Juan Somavia “Hepimiz, durumun acil olduğunun bilincindeyiz; ancak, hemen çözüm getirecek kolay yolların olamayacağı konusunda da anlaşıyoruz” dedi. Somavia ILO’nun kendi sosyal taraflarını (hükümetler, işçiler ve işverenler), BM’yi ve BM kuruluşlarını, Bretton Woods kurumlarını (Dünya Bankası ve IMF) ve Dünya Ticaret Örgütü’nü bir cephede toplayarak istihdam için küresel bir ittifak oluşturulması çabalarına devam edeceğini belirtti.

ILO Yönetim Kurulu işçi kesimi Başkan Yardımcısı Lord Bill Bret ise şu görüşü dile getirdi: “Bu toplantının zamanlaması doğrudur; ancak, gerekçeler gerçekten ürkütücüdür. Geçtiğimiz ay içinde ABD meydana gelen neredeyse yarım milyon iş kaybı, dev dalganın hareketlendiğini ve sonuçta herkesin kıyısına vuracağını göstermektedir.”

Lord Brett küresel ölçekli bir uyarıcı paketin halihazırdaki işsizlik krizini tersine çevirebileceğini söyledi ve IMF, Dünya Bankası ve uluslararası topluluğun yaygın işsizlik sorununu bir an önce ele almak üzere hazırlanmasını istedi. Brett ayrıca gelişmekte olan ülkelerin dış borçlarının hafifletilmesi çalışmalarının halen kaplumbağa hızıyla ilerlediğine ve bu sürecin hızlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, ekonominin canlandırılması için Avrupa’daki faiz oranlarının daha da düşürülmesi çağrısında bulundu. Brett sözlerini şöyle sürdürdü: “Doha Konferansı’nın, uluslararası piyasaları gelişmekte olan ülkelere açması beklenmektedir. Ancak, bunun başarılamaması, küreselleşmede ve açık piyasa yöneliminde önemli bir gerileme anlamına gelecektir. İşçi kesimi, bu konudaki asıl belirleyenin her bir devletin siyasal iradesi olacağına inanmaktadır.” ILO Yönetim Kurulu işveren kesimi adına söz alan diğer Başkan Yardımcısı Arjantin’li Danial Funes de Rioja ise şunları söyledi: “Üretimde, satışlarda, işletmelerde ve işlerde kayıplarımız var. Açık konuşmak istiyorum: Gelişmiş ülkeler, siyasal ekonomik ya da sosyal gerekçelerle işsizliği önlemek, işsizlik oranlarını düşürmek ya da ulusal bütçelerini denkleştirmek için korumacı önlemlere baş vururlarsa gelişmekte olan ülkeler küreselleşmeye ve serbestticarete nasıl inanabilirler?”

Forumda “Ticaret: Ticaret ve yatırımların istihdam alanındaki getirilerinin azamileştirilmesi” konulu bir oturum gerçekleştirildi. CNN’den Charles Hodson’un yönettiği oturumun katılımcıları şunlardı: UNCTAD Genel Sekreteri Rubens Ricupero; Çek Cumhuriyeti Ekonomik Stratejiler Bölümü Danışmanı Ruzena Vintrova; Uluslararası Tekstil, Hazır Giyim ve Deri İşçileri Federasayonu Genel Sekreteri Neil Kearney; İşveren Sendikaları Federasyonu Genel Sekreteri Michel Barde ve Montevideo’daki Üçüncü Dünya Enstitüsü Sosyal Gözlem Koordinatörü Roberto Bissio. Katılımcılar, uluslararası ticaretin istihdam alanında herkese yarar sağlayacak biçimde nasıl düzenlenebileceği ve halen küresel ticaretin ancak kıyılarında kalabilenlerin bu ticarette daha etkili olarak nasıl yer alabilecekleri gibi konuları ele aldılar.

Panelistler, ABD’deki durgunluğun ve tüm dünyadaki ekonomik gerilemenin küreselleşme üzerinde olumsuz etkiler yarattığı konusunda anlaştılar. Panel sırasında, doğrudan dış yatırımların son aylarda en başta sanayileşmiş ülkelerde yüzde 40 azaldığına dikkat çekildi. Panelistler, DTÖ görüşmelerinin bir sonraki turunda, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası piyasaya girişle ilgili kaygılarını gözetecek somut yanıtlara gereksinim duyulduğunu belirttiler.


Nobel laureate urged world political and economic leaders to back the ILO goals of "decent work, full employment and better working conditions" and "basic labour rights”

Nobel ödülü sahibi, insana yakışır iş ve temel işçi hakları için çağrıda bulundu


(4 Kasım) Columbia Üniversitesi’nden Nobel iktisat ödülü sahibi Joseph E. Stiglitz dünyadaki siyasi ve ekonomik liderlere bir çağrıda bulunarak ILO’nun “insana yakışır iş, tam istihdam ve daha iyi çalışma koşulları” hedeflerini gözetmelerini istedi ve kalkınmanın “temel işçi haklarına” saygıyı gerektirdiğini belirtti.

Küresel İstihdam Forumu’da konuşan Profesör Stiglitz konuşmasında günümüzdeki uluslararası politikaların genellikle emeğin insani değerini gözetmede başarısız kaldığını, emeğe bir meta olarak baktığını söyledi:

“Eşitlikçi, sürdürülebilir ve demokratik kalkınma, sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı dahil temel işçi haklarının gözetilmesini gerektirir.”

Forum tüm dünyada siyaset ve ekonomi alanlarında lider konumunda yaklaşık 700 kişiyi bir araya getirdi. Forumun konusu “21. Yüzyılda İnsana Yakışır İş İmkanları Yaratılması” ve ILO Genel Müdürü Juan Somavia’nın sözleriyle “insanların güvenliğine yönelen ve en geniş kesimleri etkileyen en büyük tehdit olarak işsizlik ve yoksulluğun” tartışılması idi.

Forumun açılış oturumunda Somavia ve BM Genel Sekreteri Kofi A. Annan Forumun dikkate alacağı “İstihdam için Küresel Gündem” başlıklı yeni bir belgeyi açıkladılar. Gündem, uzun ve kısa dönemli işsizlik sorunlarını ele almak üzere hazırlanmış olup kapsadığı başlıklar arasında halen sürmekte olan ekonomik durgunlukla 11 Eylül olayının yol açması beklenen iş kayıpları ve yoksulluk da yer almaktadır. Profesör Stiglitz delegelere yaptığı konuşmada küresel ekonomik refahı artırmaya yönelik politikaların “zararsız” olmasıyla yetinilemeyeceğini belirtti:

“Uluslararası topluluk, insana yakışır iş, tam istihdam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için çaba harcamalıdır. Eğer programların (örneğin yapısal uyum programlarının) uygulanmasından önce bu programların emek kesimine olası etkileri konusunda bir açıklık sağlanabilirse, o zaman çalışanlar üzerindeki olumsuz etkileri asgariye indirecek politikaların benimsenmesi de mümkün olabilir.” Profesör Stiglitz ayrıca birçok ülkede çalışma yaşamına ilişkin politikaların, genellikle “ticari ve finansal çıkarların” belirlediği daha kapsamlı ekonomik politikalar altında ezildiğini belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Emek kesimi uzunca bir süredir, uygulanan politikaları, bu politikaların çıkarlarına hizmet ettiği kesimlerden daha fazla sahiplenmiş ve daha etkili biçimde savunmuştur. Bir nokta yanlış anlaşılmasın: Burada önerdiğim, sınıf savaşına yeniden geri dönülmesi değildir; önerdiğim uzun bir geçmişe sahip olan kimi ilkelerin gözetilip tanınmasıdır. Özetle, uygulanacak politikalarla kazanılacakların ve kaybedileceklerin iyi hesaplanması, belirsiz-liklerin dikkate alınması, farklı politikaların farklı kesimleri farklı biçimlerde etkileyebileceğinin görülmesi gerekir. Ekonomik danışmanların rolü, farklı kararların olası sonuçları konusunda politikacıları bilgilendirmektir; bu kararların alındığı yer ise siyasal süreçlerdir.”

Forum Panelleri


Forumda yapılan bir panelin konusu, “Eğitim ve yetiştirme: gençler arasındaki işsizlik konusu dahil istihdam için elverişli becerilerin geliştirilmesi” idi. Panelistler ise Cambridge Üniversitesi Kings College’den Dr. Paul Ryan; Kanada Stratejik Politikalar ve IKG Bakanlığı Müsteaşarı Avrim D. Lazar; Malezya Sendikalar Birliği Başkanı Z. Rampak; Güney Afrika İstihdam ve Beceri Geliştirme Hizmetleri Genel Direktörü Adrienne Bird; Çek Cumhuriyeti Ulusal Eğitim Fonu Direktörü Miroslava Kopicova ve Fransa İşletmeler Hareketi Eğitim Direktörü Alain Dumont idi.

Panelistler tarafından ele alınan başlıca konular ise şunlardı: İnsana yakışır işi merkeze alan kalkınma politikalarını etkili biçimde destekleyen eğitim politikalarının temel özellikleri; özel sektörün bu alandaki rolü; uygun finansman mekanizmaları ve gençler arasındaki işsizliğin ortaya koyduğu özel görevler. Panelistler, gençler için kazançlı iş imkanlarının yaratılabilmesi açısından iş üstünde eğitim ve çıraklık sistemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği konusunda anlaştılar. Halihazırdaki çıraklık sisteminin, düşük ücretli işçi çalıştırma ve sömürü gibi olumsuz sonuçlar verdiği de panelistlerin saptadıkları sorunlar arasındaydı. Panelistlerce dile getirildiğine göre halen dünyada iş bulamayan 60 milyon genç bulunmaktadır ve tahminler on yıl sonra bu rakamın 1.2 milyara çıkabileceğine işaret etmektedir.

Prof. Stiglitz tarafından yönetilen bir başka panelin konusu ise “küresel yönetişim ve uluslararası politika eşgüdümü” idi. OECD Sendikalar Danışma Kurulu Genel Sekreteri John Evans; ABD Uluslararası İş Konseyi (USCIB) Başkanı Thomas Niles; Malezya Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Noordin Sopiee ve ABD Ekonomik Politika enstitüsü Başkanı Jeff Faux bu panelin katılım-cılarıydı.

Paneldeki tartışmalar, giderek küreselleşen dünya ekonomisinde hükümetlerin istihdamı genişletme alanındaki rolleri; istihdamı geliştirmeye ve eşitliği sağlamaya yönelik politikalarda uygun mali ve parasal politikaların belirlenmesi ve uygulanması; başta işsizlik sigortası olmak üzere sosyal güvenlik hizmetleri; aktif işgücü piyasası politikaları ve makroekonomik politikaların uluslararası eşgüdümü gibi konular üzerinde yoğunlaştı.

ILO Code seeks to improve job prospects for the disabled

ILO Kurallarıyla özürlülerin çalışma yaşamına daha fazla katılabilmeleri amaçlanıyor

(30 Kasım) ILO Yönetim Kurulu 1-16 Kasım tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleştirdiği toplantıda “İşyerlerinde Özürlülerin Durumlarının Dikkate Alınmasıyla ilgili Davranış Kuralları”nı kabul etti. Davranış Kuralları, özürlü kişilerin nasıl işe alınacakları ve çalışma yaşamında özürlü duruma gelen işçilerin nasıl işlerinde tutulacakları konusunda işletmelere yol göstermektedir. Kendi alanında bir ilk olan bu Davranış Kuralları, gerek sanayileşmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde bütün işverenler tarafından uygulanabilecek içeriktedir.

Davranış Kurallarında öne çıkartılan temel noktalar şunlardır:

Aranılan becerilere sahip ve yapabilecekleri işlerde (gerekliyse kendilerine özel destek sağlanarak) çalışan özürlü erkekler ve kadınlar ehil ve güvenilir çalışanlardır ve bu kişiler işyerleri açısından bir değer oluşturmaktadır.
İşyerlerinde özürlülükle ilgili durumların dikkate alınıp gerekenlerin yapılması, işverenlerin çıkarlarına uygun düşecektir. Yerlerine çalıştırılacak başka kişilerin işe alınmaları ve iş için eğitilmelerinin maliyeti düşünüldüğünde, özürlülerin işlerinde kalmaları zaman, sigorta ve sağlık payları bakımından önemli bir tasarruf sağlayacaktır.
İşteki özürlülerle ilgili kapsamlı bir yaklaşım, işe alma, terfi ve işte tutmanın yanısıra, gerektiğinde ilgili uyarlamaları ve yardımları da içermelidir.
Özürlülerin durumlarıyla ilgili uygulamalar, insan kaynaklarının geliştirilmesi açısından yerinde uygulamalardır.
İnsan kaynaklarıyla ilgili halen mevcut uygulamalar, temsili komiteler ve diğer yapılar, özürlü işçiler/işverenler için gerekli uyarlamalara tabi tutularak özürlülere yönelik olarak izlenecek stratejinin yaşama geçirilmesinde kullanılabilir.
İşverenler, işveren kuruluşlarının da yardımıyla, özürlü insanları doğrudan doğruya ya da iş üzerinde belirli bir eğitimin veya denemenin ardından işe almaktan kazançlı çıkabilirler.
İşte çalışırken özürlü duruma gelen insanların işte tutulmaları, işverenin, kendilerine önemli yatırımlar yapılan, deneyimli ve değerli uzmanlıklara sahip kişilerden yararlanmayı sürdürmesi anlamına gelir.
Özürlü insanlar için işyerinde ya da çalışma düzeninde yapılacak değişiklikler kimi durumlarda gereklidir ve bu değişikliklerin maliyeti genel olarak görece düşüktür.
Resmi yetkililerin bu konularda merkezi önem taşıyan rolleri vardır. Bu roller arasında, mevzuat ve uygulamalar için gerekli çerçevelerin belirlenmesi, işverenlere (işe yerleştirme, mesleki rehabilitasyon, beceri eğitimi ve teknik hizmetler gibi) kaliteli hizmetler sunulması ve bu hizmetlerde eşgüdüm sağlanması yer almaktadır.
Resmi yetkililerin bir başka önemli görevi de, ilgili bütün bakanlıkların (sağlık, eğitim, ulaştırma ve imar bakanlıkları dahil) özürlü insanların gereksinimlerini dikkate almasını ve bu insanları istihdama yöneltmesini sağlamaktır.
İşveren kuruluşları, geliştirme, danışmanlık ve destek alanlarında önemli roller oynayabilirler.
İşçi temsilcileri, gerek işyeri düzeyinde, gerekse bölgesel ve ulusal düzeylerde yürüttükleri görüşmelerde ve temaslarda özürlü işçilerin çıkarlarını temsil ederek ve özürlülerin iş bulma ve işte kalma fırsatlarını artırarak önemli bir rol oynayabilirler.

Nihayet, özürlülerin dernekleri ve kuruluşları da, çalışma yaşamındaki özürlülere yönelik stratejilerin geliştirilmesinde danışman olarak çok değerli bir görevi yerine getirebilirler.

International Labour Organization formally joins UNAIDS

Uluslararası Çalışma Örgütü UNAIDS’e resmen katıldı

(6 Kasım) Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) yaptığı bir açıklamayla Uluslararası ILO’nun HIV/AIDS’e karşı mücadele kararlılığını UNAIDS sponsoru olarak resmileştirme kararı aldığını belirtti.

ILO böylece UNAIDS sponsoru olarak UNICEF, UNDP, UNFPA, UNDCP, UNESCO, WHO ve Dünya Bankası yanındaki yerini almış bulunmaktadır. UNAIDS, sponsor kuruluşların çabalarını ve kaynaklarını bir araya getirerek ülkelere HIV’ı önlemelerinde yardımcı olmakta, enfeksiyonlu ve hasta kişilere bakım ve destek sağlamakta, kişilerin ve toplulukların HIV/AIDS’den korunmalarına katkıda bulunmakta ve salgının sosyo-ekonomik ve insani sonuçlarının hafifletilmesi için çaba göstermektedir.

UNAIDS Genel Direktörü Dr. Peter Piot bu konudaki görüşlerini şöyle aktarmıştır: “ILO, UNAIDS’e çalışma dünyasına ilişkin kavrayışını ve uzmanlığını katacaktır. İşyerlerinin, HIV/AIDS önleme ve bakım programları açısından başlıca mekanlar olduğunu biliyoruz. ILO’nun sponsorlar arasına katılması UNAIDS’i daha da güçlendirecektir.”

Juan Somavia’nın konuya ilişkin görüşleri ise şöyledir: “Bugün HIV/AIDS herkesi etkilemektedir; bununla birlikte salgının işçiler ve aileleri, işletmeler ve işverenlerle ulusal ekonomiler üzerindeki etkisi özellikle ağırdır. ILO’nun UNAIDS’e katılmasıyla birlikte, üç taraflı ortaklığın, yani işçi, işveren ve hükümet ortaklığının tarihsel gücünü de HIV/AIDS’e ve bu hastalığın çalışma dünyası üzerindeki etkilerine karşı sürdürülen mücadelenin hizmetine vermiş oluyoruz.”

ILO, HIV/AIDS’e karşı yürütülen küresel kampanyaya yayınladığı davranış kuralları ile önemli bir katkı yapmış bulunmaktadır. Sözü edilen ön açıcı belgenin başlığı HIV/AIDS ve Çalışma Dünyasına Ilişkin Davranış Kuralları olup bu belge Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 25-27 Haziran 2001 tarihlerinde New York’ta yaptığı HIV/AIDS Özel Oturumunda benimsenmiştir.


Many developing countries remain marginalized from the world economy and are missing out on any significant benefits from the globalization of trade

Gelişmekte olan ülkeler ticaretteki küreselleşmeden yararlanamıyor

ILO Yönetim Kurulu için hazırlanan bir rapora göre, gelişmekte olan pek çok ülke dünya ekonomisinde marjinal hale gelmekte ve ticaretin küreselleşmesinden önemli bir kazanç elde edememektedir.

Yönetim Kuruluna bağlı olarak çalışan Küreselleşmenin Sosyal Boyutu Çalışma Grubu tarafından gelecek hafta değerlendirilecek olan rapor, ticaretteki liberalleşmenin istihdam üzerindeki sonuçları üzerinde durarak, istihdam düzeyinin ve niteliğinin, ticari alandaki performans ile ekonomik büyüme hızı arasındaki yakın ilişkiden önemli ölçüde etkilendiğini belirtmektedir. Rapora göre ticaretteki liberalleşme, bu yoldan, yani ekonomik büyüme hızı ile üretimin yapısında yol açtığı değişiklikler sonucunda istihdamın düzeyi ve yapısı üzerinde etkili olmaktadır.

Rapor, ticaretteki liberalleşmenin istihdam yaratma çabalarına olumlu katkılarda bulunabilmesi için, ulusal ölçekte doğru ekonomik ve sosyal politikalar izlenmesinin ve gerekli kurumların oluşturulmasının zorunlu olduğuna değinmektedir. İşgücü piyasası politikaları, sosyal güvenlik ve sosyal diyalog bu açıdan önem taşımaktadır. Standart iktisat kuramının varsayımlarına göre ticaretin serbestleşmesi, gelişmekte olan ülkeler açısından tartışmasız olumlu sayılmaktadır (varsayımlara göre ticaretin serbestleşmesi bu ülkelerde yalnızca etkinliği ve büyümeyi teşvik etmekle kalmayacak, aynı zamanda söz konusu ülkelerin sahip oldukları en geniş kaynak olarak vasıflı işçilerin istihdam ve ücret olanaklarını da artıracaktır).

Ne var ki rapor, standart iktisat kuramının varsayımlarının “gerçek dünyada nadiren gerçekleştiğini” belirtmektedir. Dolayısıyla, pek çok durumda, “ticaretin serbestleşmesi, standart kuramın öngördüğü sorunsuz ve maliyetsiz uyum sürecinin tersine, ulusal hasılanın yerinde sayması, yüksek işsizlik oranları ve büyük dış ticaret açıkları biçiminde ağır uyum maliyetleri getirebilmektedir.”

Son dönemde yapılan ve Çin, Hindistan, Malezya, Meksika ve Brezilya gibi ülkeleri konu alan bir dizi ILO araştırması, ticaretin gelişmesinin üç Asya ülkesinde imalat sanayiindeki istihdam ve ücretler açısından olumlu sonuçlara yol açtığını, ancak bu olumlu sonuçların Latin Amerika ülkelerinde görülmediğini belirtmektedir. Rapor, bir ILO araştırmasına da atıfta bulunmaktadır.S öz konusu ILO araştırması “uluslararası ticaretin işgücü piyasasındaki dönüşümleri artırdığını, bunun ise dönüştürülebilir becerileri sınırlı çalışanlar için özellikle olumsuz sonuçlara yol açtığını” belirtmektedir. Yedi ülke (Bangladeş, Şili, Güney Kore, Mauritius, Polonya, Güney Afrika ve İsviçre) üzerinde yapılan durum araştırmaları, ticaretteki serbestleşmenin gelir eşitsizlikleri üzerindeki etkisi konusunda birbirinden farklı sonuçlara işaret etmektedir.

Raporda yer alan bulgulara göre gelişmekte olan birçok ülkenin marjinalleşmesi, imalat sanayii ürünleri ihracındaki artışın yalnızca 13 ülke ve bölgede yoğunlaşmasında ifadesini bulmaktadır. Arjantin, Brezilya, Çin, Hong Kong (Çin), Hindistan, Endonezya, Güney Kore, Malezya, Meksika, Filipinler, Tayvan (Çin) ve Tayland’ın imalat sanayii malları ihracatı içindeki payları 1980 yılında yüzde 9 iken 1990’larda bu pay yüzde 22’ye çıkmıştır.

Gelişmekte olan ülkeler arasında Bangladeş, Mısır, Malta, Mauritius, Fas, Pakistan, Güney Afrika, Sri Lanka, Tunus ve Türkiye de toplam imalat sanayii ürünleri ihracı içindeki paylarını artışmışlarsa da bu artış diğerlerine göre daha küçük oranda olmuştur. Bu ülkeler dışında, gelişmekte olan dünyanın geri kalan bölümünün (Orta Doğu’nun petrol ihracatçısı ülkeleri hariç) “dünya ticaretindeki toplam payı 1980-82 arasında yüzde 4 iken 1996-98 döneminde yüzde 3’e düşmüştür.

Bu arada, gelişmekte olan ülkelerin ihraç ürünleri arasında önemli bir yer tutan ilksel ve hammaddelerin dünya ticareti içindeki payı 1980 yılında yüzde 43 iken 2000 yılında yüzde 20’nin altına düşmüştür. Bunun nedeni, teknik gelişmeler sonucunda tüketimin azalması ve pek çok hammadde yerine sentetik ürünlerin üretilmesidir.

Rapora göre, bütün bu etmenler bir araya geldiğinde gelişmekte olan pek çok ülke (özellikle de en az gelişmiş olanlar) “ihraç ürünlerinde ilksel ve hammaddelerden, talebi hızla artan mamul ürünlere geçiş yapamadıkları için gelişen ticaretten yararlanamamıştır.” Ayrıca “bu ülkelerden çoğu, imalat sanayiinin gelişmesi için gerekli fiziksel altyapıyı ve becerileri de oluşturamamıştır.” ILO raporu, bu ülkelerin karşılaştıkları güçlüklere eğilinmesinin ve küresel ekonominin bugünkü yörüngesinin düzeltilmesinin önemine işaret etmektedir (ki bugünkü yörünge gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizlikleri daha da artırmaktadır). ILO yoksulluk ve işsizlikle ilgili sorunlara çözüm olarak korumacılığı kesinlikle reddetmekte ve “açık ve çok-taraflı bir ticaret sisteminin, ticari bağlantıları sınırlı bir dünya ekonomisine açıkça tercih edilmesi gerektiğini” savunmaktadır. Rapor bu konuda şöyle demektedir: “Ticaretten sağlanabilecek kazanımlar da, korumacılığın maliyeti de açıktır. Dolayısıyla konu, ülkelerin daha da serbestleşen ticaretten yararlanmaya çalışıp çalışmayacakları değil, bu yararın nasıl sağlanacağıdır. Tarımsal ürünler ticaretinin serbestleştirilmesinde daha ileri adımlar atılması bu bakımdan özellikle önem taşımaktadır ve emek yoğun imalat sanayii ürünleri önündeki ticari engellerin kaldırılması da yararlı olacaktır.”

ILO raporu, bütün ülkeler için geçerli olabilecek toptancı bir ticari serbestleşme reçetesi olamayacağında ısrar etmektedir. Rapor, iktisat literatürü üzerinde kapsamlı bir tarama çalışmasına dayanarak şu sonuca varmaktadır: “Ticarette serbestleşmenin sonuçları her yerde bir ve aynı değildir; tersine bu sonuçlar, serbestleştirme programının niteliği, ticaret rejiminde daha önceden var olan çarpıklıklar ve piyasaların esnekliği gibi etmenler tarafından belirlenmektedir.” Ticarette serbestleşme, gelişmekte olan ülkeler açısından farklı sonuçlar vermiştir: “Zimbabwe’de 1990’lı yılların başında ticaretin serbestleştirilmesi için alınan köklü önlemler üretimin ve istihdamın gerilemesiyle sonuçlanmış, bu arada ithalat hızla artmış, dış ticaret açığı büyümüştür. Gene aynı süreçte reel ücretler de düşmüştür.”

Buna karşılık Mauritius serbestleştirmeden daha olumlu sonuçlar almıştır: “1985-87 yıllarında yerel firmalara sağlanan korumacı önlemlerin gev-şetilmesi, ihraç ürünleri sanayiinde beklenen istihdam artışını sağlamış, buna karşılık ithal ikamesi yapan sektörlerde istihdam gerilememiştir.”

İhracat itkili sanayileşme alanında Doğu Asya deneyimi “ticarette serbestleşmenin getireceği yararlara iyi bir örnek oluşturmaktadır...bu ülkeler birdenbire ve top yekun serbestleştirmeye gitmemişler, özel olarak seçilmiş ihracatı özendirme stratejileri aracılığıyla daha yansız bir ticaret rejimine yönelmişlerdir.” Meksika’yı konu alan bir çalışma, bu ülkede 1984 ile 1990 arasındaki dönemde “gümrük tarifelerinde yüzde 10’luk bir indirimin istihdamda yüzde 2 ile 3 arasında bir azalmaya yol açtığını, vasıflı ve vasıfsız işçiler arasındaki ücret farklılıklarının da arttığını belirlemiştir.

Brezilya’da 1990’ların başında uygulanan serbestleştirme önlemleri “istihdam üzerinde kısa dönemli ve bir miktar olumsuz etki yaratmıştır.” 1990 ile 1997 yılları arasında Brezilya’da sermaye yoğun sanayi kollarındaki istihdamda yüzde 32 oranında daralma olmuş, bu daralma emek yoğun kollarda ise yüzde 13 civarında kalmıştır. ILO raporuna göre istihdamdaki bu daralmayı tümüyle ticaretteki serbestleştirmeye bağlamak mümkün değildir, çünkü “ticaret alanındaki reformlar, yüksek enflasyon ve durgunluk tarafından belirlenen bir makroekonomik ortamda gerçekleştirilmiştir.”

ILO, ticaretin serbestleştirilmesi ve ekonomik reformlar yolunda ilerleyen ülkelerde bir noktaya önem verilmesi gerektiğini ısrarla belirtmektedir. Buna göre “politikaların ve önlemlerin yol açabileceği sosyal sonuçların, özellikle fiyat değişikliklerinin yoksullar üzerindeki olası etkilerinin, yoksul üreticilerin yöneldikleri pazar-ların ortadan kalkmasının ve işgücü talebindeki değişikliklerin önceden araştırılması gibi yollardan sosyal maliyetin azaltılması için her tür çabayı göstermek gerekmektedir.”

Ticaretin serbestleştirilmesinden yoksul kesimin sağlayacağı yararları artıracak önlemler arasında, küçük çiftçilere kredi ve destek hizmetleri sunulması ve bu kesimlerin yeni ihracat imkanların yararlanabilmelerini sağlayacak pazarlama yardımlarının yapılması yer almaktadır. Önemli olan bir başka nokta da, küçük işletmelerin aleyhine olan yanlı tutumların ortadan kaldırılması, küçük firmalara taşeron iş verilmesinin özendirilmesi ve “küçük firmalara yapılan enformasyon ve pazarlama yardımlarının artırılmasıdır.”

Ne var ki, bütün bu alanlarda ilerleme sağlansa bile, gelişmekte olan ülkeler ihracatlarını artırmada arz yönünden ciddi sınırlamalarla yüz yüze geleceklerdir. İşgücünün eğitim ve beceri düzeyinin düşüklüğü, rapora göre “sınai gelişme açısından temel engel durumundadır.” Eğitim ve yetiştirme politikaları hiç kuşkusuz öncelik taşımaktadır; ancak rapora göre, bunun yanısıra “üretimin yapısında meydana gelen değişikliklere uyumu sağlayacak aktif işgücü piyasası politikaları” da gereklidir. Bu yöndeki önlemlere örnek olarak, işlerinden olan işçilere yeniden eğitim verilmesi ve iş aramada bu kişilere yardım sağlanması verilebilir.

Rapora göre “sosyal güvenliğin güçlendirilmesi, gerek ticarette serbestleştirme gerekse diğer ekonomik reformlara geniş destek sağlanması açısından yaşamsal önemdedir.”