Üç Ülkeden 50 Kadının Başarı Öyküsü

SADA Kadın Kooperatifi, bünyesindeki farklı ülkelerden kadınları hem kültürel hem de ekonomik anlamda kalkındırarak ailelerine ve topluma faydalı bireyler haline getiriyor.

Haberler | 31 Temmuz 2019 Çarşamba

GAZİANTEP — Gaziantep’te Suriye, Türkiye ve Afganistan’dan 50 kadın tarafından kurulan ve SADA ismi verilen kooperatifteki kadınlar birlikte üreterek hem yaralarını sarıyor hem de para kazanıyor.

SADA Kadın Kooperatifi, bünyesindeki farklı ülkelerden kadınları hem kültürel hem de ekonomik anlamda kalkındırarak ailelerine ve topluma faydalı bireyler haline getiriyor.

Gaziantep’te 2017 yılından bu yana faaliyet gösteren SADA Kadın Gelişim ve Dayanışma Merkezi’nde iletişim, liderlik, kolektif çalışma ve kooperatifçilik üzerine eğitimler veriliyor.

© VOA / Orhan ERKILIÇ 2019
Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Örgütü öncülüğünde ortaya çıkan projeyi Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi de destekliyor.

Her kadının patron olduğu kooperatifte kararlar ortak bir şekilde alınırken birlikte üretilen ürünlerin satışından elde edilen kar, kadınlara eşit bir şekilde pay ediliyor.

“Ülkemde avukat olarak çalışıyordum’’

Ülkesinde avukat olduğunu ifade eden Suriyeli 4 çocuk annesi Meryem Hamdoş, “7 yıldır Türkiye’deyim. Daha önce ülkemde 6 yıl avukat olarak çalıştım. Savaş sonrası Türkiye’ye sığındık. Önceleri bir kaç kursa gittim, bunlar; konuşma kursu, bilgisayar kursu gibi. Sonra ise bir kooperatif birliğine katıldım. SADA’ya ait bir kooperatif bu. Ben bilgisayar kursunda okurken, eğitmen bana “Eğer özel bir işin olmasını istiyorsan bu organizasyona katılabilirsin" demişti. Ve ben evet ben çok istiyorum diye cevap verdim. Daha sonra bir toplantıya davet edildim. O toplantı da kooperatif ile ilgili konuştuk, eğitimlere katıldık. O toplantılarda bize birliği kardeşliği Suriyeli, Türk, Afgan hiç bir ayrımcılık olmadan güçlü bir şekilde ayaklarımızın üstünde durmayı öğretiler. Suriyeli, Türk, Afgan hep beraber bir arada olduk ve kooperatifimizi kurduk. Çok şükür çok güzel bir şekilde ilerliyoruz’’ diye konuştu.

“Burada olmaktan çok mutluyuz’’

Kooperatifi ve çalışmalarını bir arkadaşı aracılığıyla öğrendiğini ifade eden 3 çocuk annesi Hatice İyitütüncü ise, “Burada önce kursiyer olarak başladım. Daha sonrasında burası kooperatife dönüştü. Burada Suriyeli ve Afgan arkadaşlarla birlikte çalışıyoruz. Kooperatifle ilgili bize eğitimler de verdiler. Burada çocuklarımızla ilgili bile eğitimler aldık. Burada çok güzel işler yapıyoruz. Bir kere kadın olarak burada bir araya gelerek bir şeyler yapabilmek bile çok güzel. Ev tekstili üzerine ürünler dikiyoruz. Burada olmaktan çok mutluyuz’’ diye konuştu.

© VOA / Orhan ERKILIÇ 2019

“Hayatımda çok şey değişti’’

Altı yıl önce Türkiye’ye gelen 22 yaşındaki Afgan Zöhre Huseyni, kooperatifte çalışmaktan çok mutlu olduğunu ifade ederek “Burada bir arkadaşımla birlikte tasarım yapıyoruz. Ben de bir arkadaşım aracılığıyla bu kooperatifle tanıştım. Daha önceleri hep evde çalışıyordum. Daha sonra buraya gelmeye başladım. Burada dikilen ürünlerin çizimlerini yapıyorum. Buraya gelmeye başladıktan sonra hayatımda çok şey değişti. Burada olmaktan çok mutluyum’’ dedi.

“Hepimiz kız kardeş olduk”

Ülkesindeki iç savaştan dolayı 2012 yılında Türkiye’ye gelen Afrinli Kürt Zuka Najjar’ın hayatı da SADA’da katıldığı bir toplantıyla değişiyor. Durumu kendisi gibi olan kadınlarla SADA’da yapılan bir toplantının ardından düşüncelerini çok değiştiğini vurgulayan Najjar, “Toplantıdan sonra kadınların kendi ayakları üstünde durmayı öğrenmeleri için çalışması gerektiğini anladım. Savaş var diye hayatın durmadığını anladım. Eğitimlerden sonra kooperatifimizi kurduk. Aramızda Suriyeli, Türk ve Afgan olmak üzere 50 kadın var. Burada hepimiz kardeş gibiyiz. Hep birlikte her işi yapıyoruz. Herkes hangi bölümde yetenekli ve seviyorsa o bölümü seçti. Ben mutfağı çok sevdiğim için mutfak atölyesini seçtim. Şimdi hep beraber üretiyoruz ve hiçbirimiz burada yabancı değiliz, hepimiz kız kardeş olduk. Benim ailem Suriye’de fakat buraya geldikten sonra ikinci ailem oldular. Türkiye’de yaşadığım süre boyunca buranın yemeklerini bilmiyordum ama şimdi öğrenmeye başladım ve çok sevdim. Aynı zamanda Türkiye’den arkadaşlarımda Suriye’ye ait yemekleri öğreniyorlar. Burada hep beraber üretiyoruz ve satıyoruz. Benim görevim, sipariş aldığımız zaman onun fiyatlandırmasını yapmak ve ürünlerin tanıtılmasını sağlamak” şeklinde konuştu.

“Kadınlar yaralarını birlikte sarıyorlar”

Kooperatifte ortak üretimle birlikte kendilerini hayal kurmaya bıraktıklarını dile getiren ILO’nun saha koordinatörü Bilge Çoban, SADA’nın 3 farklı ülkeden kadınlar tarafından kurulması açısından da model olma özelliği taşıdığını söyledi.

Yaşadığımız bölgenin toplumsal normlarının kadının istihdama katılmasında çok fazla kapı aralamadığının altını çizen Bilge Çoban, kadınların bu çalışmayla birlikte o toplumsal normları yıkan bir yerde durduğunu vurguladı.

Birlikte çalışmanın, üretmenin ve paylaşmanın kadında inanılmaz bir değişime yol açtığını ifade eden Çoban, “Kooperatif ayakkabı, tekstil ve mutfak olmak üzere 3 sektörde çalışan ve Suriye, Afganistan ve Türkiye’den kadınlar tarafından kurulmasından dolayı da Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyor. Sahada yürütülen bu tür projeler iki toplumun kaynaşması, bir araya gelmesi, toplumsal kabulün ve barışın sağlanabilmesi için çok önemli bir yerde duruyor. Savaştan kaçan, eşini kaybetmiş, boşanmış kadınlarla birlikte çalışıyoruz. Kooperatifte kadınlar yaralarını birlikte sarıyorlar. Kadınlar birbirlerine umut oluyorlar. Birlikte hayal kurup hayalin peşinden gidiyorlar” ifadelerini kullandı.

Kaynak: VOA</